Gönderi

9/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2024 00:11
Dünün Dünyası Kitap İncelemesi Dünde olanlar, Dün’de kal(a)mıyorsa şayet ve bugünde Dünün aynıları ya da benzerleri halen yaşanıyorsa, tarih sürekli tekerrür ediyorsa ve Dün haddini aşıp şimdiki zamana sirayet ediyorsa demek ki ya zaman kavramında ya da insanlığın ilerleme sürecinde bir kusur, bir tuhaflık var demektir. Zamanın kurucu ayarlarıyla kim nasıl oynayabilir? Dün, Bugün’e hala neden bu kadar arsızca yılışmakta, neden bu kadar musallat olmaktadır? Mazisi geçmişte kalan Dün’ün Bugün ile hala ne alıp veremediği vardır? Tarihin (Dünün) suratına tokat atan adam Stefan Zweig ‘ın insanlığa bir ders niteliğinde yazdığı tarihsel bir otobiyografik kitabıdır: #k:1631. * * * I.-II.Dünya Savaşı tarihini Stefan Zweig’dan öğrenmek büyük bir şanstır. Her iki savaşı da kendi hayatında tüm acılarıyla birlikte bizzat tecrübe etmiş canlı bir tanıktan hem de onun usta kaleminin anlatımından okuma şansına nail olacaksınız. Gözün şahit olduğu her türlü vahşeti, kulağın çınlayarak işittiği bomba seslerini, yaralıların ah vah çeken inlemelerini ve burnun içine yana yana çektiği pis barut kokusundan çok daha fazlasını bulacak, savaşın tüm acısını kalbi, ruhu sızlayarak çekmiş bir adamın otobiyografik ve vakanüvis satırlarına şahit olacaksınız. Stefan Zweig, üniversite amfisi kürsüsünden öğrencilere ders verir gibi Dün’ün tarihini anlatmış. 500 küsür sayfaya sahip bir kitabın bir satırı da boş olmaz mı yahu? dedirtmiş adeta. Kitabı okuduktan sonra kendinizi Dünün Dünyası hakkında daha donanımlı hissedeceksiniz. * * * Savaştan önceki barış dolu yıllarda her şey güllük gülistanlıktır. Stefan Zweig’ın önünde ise henüz otuziki yaşının önünde her şey apaçık, apaydınlık onu beklemektedir. Tam da o zamanlarda çoktan unutulup toprağın altına gömüldü sanılan savaşların, kavgaların esamesi henüz okunmamıştır. Uzun süren barış dolu yıllarda insanlar, barışın tatlı sarhoşluğunun verdiği çakır keyif halin tadını çıkarmaktadırlar. Her bir birey daha önce görülmemiş güzellikte olan ve daha da güzelleşeceğini umduğu yaz mevsiminin henüz başlarında tasasız ve kuşkusuzca dünyaya umutla bakmaktadır. Viyana sokaklarında halkın bir akşam önce sahnede konserini izlediği sanatçıyla ertesi gün sokakta yürürken karşılaşıp doyasıya sohbet etmekte ve her bir birey hayatla ve sanatla hemhal olmuş halde mutlu mesut yaşamaktadırlar; özgürlükler doyasıya yaşanmaktadır. Bundan da öte 1914’ten önce sadece Avrupa kıtasının sınırlarında kalmadığı gibi Avrupa kıtasının sınırlarını da aşmış Hint ve Amerika diyarına kadar uzanan Özgür Bir Dünya Vatandaşı gibi dünyanın tüm ülkelerine pasaportsuz girip çıkan, dünyanın her yerinde sorgusuz sualsiz gezen bir insanın anlattıklarını okurken o dönemdeki insanların sahip oldukları yüksek refah seviyesi ve özgürlüklerinin uçsuz bucaksız sınırlarını bir an hayal edince böylesi ütopik bir dünyanın demek ki bir zamanlar geçmişte var olduğunu Stefan Zweig’ın bizzat kendi kaleminin ağzından dinlemiş oldum. Ancak bir süre sonra uzun süren barış hali insanların bir yerine batmıştır; yeryüzü yine sonsuz bir barış içindedir ama o yeryüzünün insanları artık bir savaşa hazırlanmaktadır. Savaş tamtamlarının sesi, artık uzaktan duyulmaya başlamıştır. Dünya, gözünü açabildiği ölçüde aldanmış olduğunu çok sonraları ancak büyük bedeller ödendikten sonra anlayacaktır. Çocuklarını cephede kurban vermiş analar ve yurtlarına dilenciden beter dönmüş askerler, büyük bir yurtseverlikle savaş tahvili almış herkes, devletin verdiği söze her inanan, yeni ve daha düzenli bir dünyayı bir zamanlar hayal etmiş aldananlar ordusu. . . Peki ya aldatanlar? Elbette, onlara hiçbir şey olmamıştır. Artık bu aşamadan sonra kimsenin kimseye güveninin kalmadığı böylesi bir ortamı Stefan Zweig satırlarına ne kadar da güzel aktarmıştır. Savaşın tüm faturası, hesapları baştan yanlış hesaplayan babalara kesilir. Hiçbir şeyi önceden ön göremeyen, politikacıların gazına gelip savaş naraları atan, tüm hesapları yanlış çıkan onlar değil de ya kimdir? Artık bütün bir gençlik, büyüklerine, politikacılara ve öğretmenlere inanmıyordur. Her şeye sırayla veda eden Stefan Zweig, I.Dünya Savaşı sonunda Kaiser’in vedasına bizzat tanık olur. Bin yıl sürmüş hükümdarlığın en başından en son imparatorunu kovulmuş durumda memleketten çıkarken görmektedir. Yüzyıllardır sürüp giden ünlü Habsburglar dizisi, tek bir saniyede sonlanmıştır. Savaşın faturası sadece cana mala değildir elbet daha büyüğü vardır. Bir savaş kaybedilmişse ardından buna mukabil son darbeyi indiren yıkıcı bir antlaşma imzalanır: Versailles (Versay) Antlaşması. Osmanlı Devleti için Sevr Antlaşması ne ifade ediyorsa Almanlar için Versailles (Versay) Antlaşması da onu ifade etmektedir. Bu, öyle bir antlaşmadır ki önce halkın parası hızla değerden düşecek (hiperenflasyon 1914–1923) bunun sonucu olarak içten içe büyük bir öfke doğacak ve bu öfkeyle kinlenmiş Alman halkını kucağına oturtan Dünyanın kanıtlanmış gelmiş geçmiş en etkili söz sanatı ustası ve hitabet dehası bir deli/dahi lider ortaya çıkacaktır: Adolf Hitler Stefan Zweig, tam da buralarda ekonomik çöküntünün yarattığı ahlâki deformasyonları ve ardından Adolf Hitler ’in Almanyasına dönüştürülen büyük kitlelere eklemlenmiş insanların psikolojilerini satırlarında çok iyi çözümlediğini görmekteyiz. Stefan Zweig’ın sadece tarihi, sanatı ve edebiyatı çok iyi anlattığını sanırken ekonomi hakkında yazdıklarıyla insanlara kürsüden adeta bir ekonomi dersi verip nerelerde hatalar yapıldığını yine savaş sonrası imzalanan Versailles Antlaşması sonrası yaşanan hiperenflasyon üzerinden üzerinden ustaca anlatmaktadır. Versailles Antlaşması, bir sebep ; Adolf Hitler ise bir sonuçtur. HİTLERİN GELİŞİ: Başarılı Bir Söz Söyleme Sanatı Ustası olan bu Usta Demogog, üstün ikna kabiliyetiyle büyük kitleleri etkilemeyi öylesine güzel başarmıştı ki, işbaşına geldiği gün en karşıt çevrelerde dahi büyük sevinç uyandırmıştır. Adolf Hitler ‘i nasıl da iğneli bir hıncın(aşağılık kompleksinin yarattığı üstünlük kompleksi) Viyana'ya ittiğini hem bir Avusturyalı olarak hem de muazzam bir psikanalizci olarak Stefan Zweig elbette çok iyi bilmektedir. Kendisi gibi Avusturyalı olan Hitler sefaletler içinde süründüğü bu şehre şimdi büyük bir zafer alayı ile girmek üzeredir. Aşağılık Kompleksinin Üstünlük Kompleksi karşısındaki aciziyetini, Üstünlük Kompleksi’nin ise Aşağılık Kompleksi üzerindeki dayanılmaz tahakkümünü Adolf Hitler üzerinden Stefan Zweig’ın kaleminden okuyor olacaksınız. II.Dünya Savaşı’nın tüm dünyanın üzerine çöken kara bulutlar, Stefan Zweig gibi hassas ruha sahip insanlar için atlatılması diğerlerine göre çok daha zor bir durumdur. Lakin o da kendini iç dünyasına kapatır, kendini işine/yazılarına verir, bütün çıldırmış dünyadan kaçabildiği ve aklı başında kalıp iş görebildiği tek sığınacağı evi orasıdır. Kendi vatanından kovulmuş, kovalanmış – vatansız bırakılmış – bir kişi olarak ülke ülke dolaşmak ve denizler aşmak zorunda kalacaktır. Daha da kötüsü kitapları yakılıp yasaklanacak – kendi tabiriyle; şu anda mektup ve telgrafları masamın üstünde duran aynı dostların günün birinde bana rastlayınca sararıvereceği günlerin beni beklediği aklımın köşesinden geçmezdi, geçiremezdim – diyecektir. Stefan Zweig, kendi tecriti ve onun yarattığı buhranlı psikolojisi üzerinden bir dönemin eleştirisini kaleminin hıncıyla bu satırlarda ele almıştır. Tam da Stefan Zweig’ı intihara götüren tecrit dolu yıllarını anlayabilmeniz için Laurent Seksik ‘in Stefan Zweig'ın Son Günleri adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim. #164528033 SAVAŞIN GÖLGESİ ALTINDA BABA İLE SON KARŞILAŞMA: Freud’a Veda: 83 yaşındaki ağır hasta olan Sigmund Freud ’un son dönemlerinde İngiltere’de Stefan Zweig ile karşılaşmasını konu eden satırlarına denk geldiğime sevinmiştim lakin bu sevincim çok kısa sürdü. Savaş yüzünden tüm sevdiklerine, vatanına, kitaplarına, dostlarına, yaşadığı mahallesine, coğrafyasına veda eden Stefan Zweig, bu sefer öz babası yerine koyduğu ilham perisi Sigmund Freud'a artık son vedasını edecektir. Baştan sona yaşanmış bir trajediyi anlatan Dünün Dünyası nda savaş günlerinde iyice yıpranan yaşlı Freud'un hastalığıyla pençeleşir halde acılar içindeyken bile kendini bırakmayıp o yaşta ve o halde çalışmaya devam etmesi, yaşadığı zorunlu tehcirin baş gösterdiği sıkıntıları ve onun ömrünün son günlerindeki içler acısı halinin Stefan Zweig'ın kaleminden canlı tasvirleri sonucu gözümün önüme geliverdi. Ömrünü insanlığa adamış bir bilim insanın son günlerinde bile rahat yüzü göremeden göçüp gitmesinin anlatıldığı bu satırlar üzdü açıkçası. Savaşın gölgesi altında gerçekleşen böylesi büyük bir karşılaşma için bile Freud & Stefan Zweig hayranlarının okuması gereken bir kitaptır, #k:1631. Sadece Freud yoktur kitapta. Maksim Gorki ile Rusya’da yüzyüze buluşmalarından tutun da Stefan Zweig’ın Alman Şair Rainer Maria Rilke hayranlığına ve daha da ötesi Mussolini’nin onun ricasını kıramayacak kadar gizli bir Stefan Zweig hayranı olduğunu yine bu eserde onun kaleminden öğreneceksiniz. Son Söze Doğru . . . Vatanına tutkuyla bağlı gerçek Avrupalı bir beyefendisi Stefan Zweig’ın otobiyografisidir: Dünün Dünyası Kendi kuşağını, kendinden önceki ve sonraki kuşaklarla kıyaslayıp geçmiş kuşağın analizini gelecek kuşaklara ait öngörülerine şahit oluyoruz, gerçek bir fütürist Stefan Zweig’ın gelecek öngörülerinin birebir gerçekleştiğine şahit olduğumuz satırların yazıldığı bir kitaptır: Dünün Dünyası Tarih, politika ve ekonomi öğrenmek isteyen Stefan Zweig’a baksındı dedirten o muazzam kitaptır: Dünün Dünyası Ve . . . Her ne olursa olsun en sona hep umudu koyan , el aldığı Büyük Ustası Desiderius Erasmus ’un ruhunu şad eden adamın adıdır: Stefan Zweig ‘’Güneş bütün gücüyle parlıyordu. Eve dönerken, önümden giden gölgemi gördüm birden, bu yeni savaşın ardında öteki savaşın gölgesini gördüğüm gibi. Gölgem, benden hiç ayrılmadı artık. Bu gölge, gece gündüz bütün düşüncelerimi kaplıyor. Belki bu kitabın sayfalarında da o gölgenin karanlık çizgileri vardır. Fakat her gölge, eninde sonunda yine de ışığın çocuğudur ve ancak aydınlıkla karanlığı, savaşla barışı, yükselişle alçalışı yakından tanımış olan kişi, hayatı gerçekten yaşamış sayılır.’’ Engin Mavi Dünün Dünyası Stefan Zweig
Edebiyat
Dünün DünyasıStefan Zweig · Milliyet Yayınları · 19712,676 okunma
··
1.015 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yine yapmışsın yapacağını sayın Engin Mavi . İncelemenlerinle öyle tat bırakıyorki sonraki kitap bu olmalı diyorum 🤔🤔 seni engellemem mi lazım ne diyorsun 😏😏 Stefan Zweig ın kitaplarında adı çok duyulmamış olan sanırım ya da benim edebi türü biraz geride tuttuğumdan farkında olmadığım bir eser diyebilirim 🤗
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Daha çok Stefan Zweig ’ın biyografilerini seviyorum. Ama bu kitap nasıl arka planda az bilinir bir halde kalmış şaşırdım doğrusu. I.ve II. Dünya Savaşları tarihini bizzat Stefan Zweig ’dan öğrenmek büyük bir şanstır. Her iki savaşı da kendi hayatında tüm acılarıyla birlikte bizzat tecrübe etmiş canlı bir tanıktan hem de onun usta kaleminin kağıda akıttıklarını okuma şansına nail olacak bu kitabı okuyanlar. Şayet incelemelerim hoş bir seda bıraktıysa o halde bir sonraki kitabın bu kitap olsun, Kültür Ebesi :) Çok teşekkür ederim.
1000k giriş sebeblerinden biri kesinlikle sizin kitap incelemelerinizdir.Bir kitap okuduğumda muhakkak sizin sayfadaki incelemelerle beynimde yer etmiş kitabı sizin yorumlarınızla tekrardan harmanlıyorum.Kalemineze kuvvet .
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Önce kitaplara sonra da sizin gibi kaliteli bilinçli okurların verdiği yüksek motivasyonla kalemime eskisinden daha kuvvetli sarılıyorum ✍🏻 Bir eserin ortaya çıkması için yazarlar, nice alın/akıl teri döküyorlar. Yazacak kıvama gelebilmek için ise öncesinde dolu döküm yaşanan yıllar, ödenen bedeller, bolca inişler çıkışlar…vs yaşıyorlar. En sonunda da kalemin ucundan kağıda damıtılıyor yaşanmışlıklardan kalan tortular, kalemi oynattıkça kalemin ağzındaki baklalar dökülüveriyor bir anda.. Biz okurlara düşen ise yazarların yazdıklarının hakkını vererek anlayabilmek ve şayet becerebilirsek en azından bir kısmını kendimize ve hayata uygulayabilmek/aktarabilmek. Bu konuda elimden geleni yapmaya gayret ediyorum. Vermiş olduğunuz değerli motivasyonunuz için çok teşekkür ederim Bibliyofil Var olun 🙏🏻 ✨🙏🏻✨
Dünde olanlar, Dün'de kal(a)mıyorsa şayet ve bugünde Dünün aynıları ya da benzerleri halen yaşanıyorsa, tarih sürekli tekerrür ediyorsa ve Dün haddini aşıp şimdiki zamana sirayet ediyorsa demek ki ya zaman kavramında ya da insanlığın ilerleme sürecinde bir kusur, bir tuhaflık var demektir. Giriş cümlen 👌 Yine her zaman ki gibi dolu dolu inceleme olmuş eline sağlık .
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Zeynep. İncelemelerime yoğunlaştırılmış formüllü tek bir damlası tüm bulaşığa yetecek kadar etkili Pril Bulaşık Deterjanı gibi cümlelerle giriş yapıyorum genelde. İyi bir giriş cümlesi aslında trenin lokomotifi gibi, girişe güçlü cümleler başlarsam arkasından çektiği diğer cümlelerde şöyle bir silkinip kendine geliyor, kasları harekete geçiyor. Güçlü bir giriş cümlesi, trenin vagonlarını çeken bir lokomotif ya da sürüyü çekip yöneten lider bir Alfa Kurdu'dur. Farkındayım çok metafor kullandım ancak biraz derinlemesine düşünüldüğünde iyi bir metafor yüzlerce kelimeden daha çok şey anlatmıyor mu insana? Bu yorumda ürün yerleştirme bulunmaktadır. :)
Keyifli, detaylı bir inceleme olmuş. Elinize sağlık.
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim. ✨🙏🏻✨Beğenmenize çok sevindim.