10/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2018 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2018 20:39
Dikkat!! Fena halde yaşanmışlık içerir :) 4 yıl önce hiç bilmediği bu yerlere gelen ve hiçbir pişmanlığı olmayan bana, beni anlatan bir kitap, Hakkari'de Bir Mevsim. zeyneb ile buralardan gitmeden okunacaklar listemizde olsa da, bir kitap buluşmasında okuruz diye niyetimize aldığımız ve Sayın Semih Doğan beyin kitaba yaptığı incelemeyi okuyup anılardan oluşan bir inceleme yazacağımı söylemiş olmam ve kitabı okurken de anılarımın filme sarılıp gözümün önüne düşmesi beni bunca şeyi yazmaya itti. Umarım sıkmam sizleri :) Kış mevsimi, kış ne ki? Denizlerden gelen biri için kış nasıl bir şey? Kütleler halinde yağan kar, gözleri yakan beyazlık, şehre inmek için at, katır sırtında 8 saatlik yolculuk? Peki ya doktor? Okul? Öğrenci? Ya öğretmen? Kitap 1976 tarihi ile bitiyor. Şu an 2018'deyiz. Geçen zamanı siz hesap edin. Atandığımızdan bu yana zeyneb mevsimleri saysa da ben yıl hesabı yapıyorum. 4 yıl geçirmişiz Güneydoğu'nun kadın silüetli (haritadaki görünüşünü hep bir kadına benzetmişimdir ) bir ilinin, bir ilçesinin birbirine zıt yöndeki son okullarında. Dağlara bakıyoruz ve dağlar hayatımızın hangi aşamasında bize bu kadar yakın oldu düşünmeyi uzun zaman önce bıraktık. Değişen hem hiçbir şey yok, hem çok şey var: elektrik var, gerçi kesildiğinde giderken suyu da elinden tutup götürüyor, saatlerce (daha önceleri günlerceydi) gelmese de var :) İnternetimiz var! Büyük nimet :) Bir tıkla istediğimiz yerdeyiz ve eğitimden daha hızlı gelişen inşaatlar var etrafımızda. Çocukluğumuzdaki 'sağım solum sobe' tekerlemesi yerine 'sağım solum apartman' diyoruz artık. Adına zorunlu hizmet denilen bu sistemin bile isteye bir parçası olmayı seçtiğimde hayatımda bir daha o kadar çok duymayacağımı tahmin ettiğim tek kelime "GİTME!". Bu kelimenin içini doldurmayı size bırakıyorum. Bambaşka yerlerde, alışık olduğun yaşantıdan uzaklara kopup geldiğinde senden başka hayatlar olduğunu görmek büyütüyor insanı. Bir süre sonra şaşırmıyorsun, her şeyi görmüş- duymuş oluyorsun ki 4 yıl az bir süre değil. Mesela, hayatında daha önce hiç lapa lapa yağan kar görmediysen benim gibi, şaşkın şaşkın etrafına bakarken arkandan "Hoca nasıl buldun, şansına iri iri yağıyor mübarek" diye seslenebilirler. Karlar eridi dediğin bir gün gizli buzlanmayı fark edemeyip Toptaş'ın palas pandıras kelimesinin hakkını vererek düşebilirsin :)) gizli buzlanma sadece araçları değil seni de bir yokuş aşağı savurmuştur çünkü. Okulun dağlık bir arazide ise araç yok, oh! mis gibi hava diye tam sevinecekken çeşit çeşit börtü böcekle hayatın bir an kâbusa dönebilir. ( Bugün okul bahçemde iki yılan görüldüğünü ayrıca belirtmek isterim:) ) hiç görmediğin boyutlarda fareler görebilir ve sınıfını senden rahat kullanan bu şımarık hayvanlara kinlenebilirsin. Karda tilkilerin ayak izlerini, çocuklardan daha heyecanla izler ve "acaba benim ne gibi bir izim kalacak buralarda?"dersin. Yol hakkının ineklere geçtiğini, hindilerin kendini akbaba sandığını görürsün. Zaman geçer hiç kar yağmaz. Oh, bu kış üşümedik diye sevinmek yerine havalar ısındığında sınıfına konumlanacak akreplerin ve kertenkelelerin varlığının telaşına düşersin. Dua ki ne dua çocuklara bile dua ettirirsin bunlar olmasın diye :) Her yıl ısrarla tadilata soktuğun çatı her yağmurda envai çeşit yerinden akmaya devam ettiğinde başlarda "bıktım bıktım!" deyip ağlasan da zamanla çatı ile uzlaşmacı bir konuşma yapma durumuna geldiğini ve tüm bunların seni ne kadar hissizleştirdiğini görüp bir kez de bu duruma şaşırarak gülersin. Ya da için için ağlarsın da o sana gülme gibi gelir. Sonra bir yetkili sana ceplerini çıkarır. Bana sakın para deme Melike! diyebilir. Git! kendin hallet ya da bekle diye çıkışabilir cepleri dışarıda. Çok şey görürsün. Kimisi düzeltebileceğin bir şeydir. Kimine dokunamazsın. Kimi yiyecek kuru ekmek bulamazken diğeri sınıfa pizza getirir ve sen hiç pizza yememiş çocuğun bakışlarını ona tüm pizzaları yedirsen de unutamazsın. Bir gün bir anne yardım et! der. Yardım et 5. çocuğum yolda ama kocam yoldan çıktı. Yardım et, evinin yolunu bulsun. Karışma derler, karışamazsın. Korkmaktan değil hep gücünün yetmeyeceği şeyler olduğundan. Kimi var kitap alırsın, okusun daha iyi bir anne olsun diye, ne gerek var olur. Sonra biri çıkar o kitabı okur okudukları ile senin niyetini sorgular. Sen inatla almaya devam edersin. Bir gün anlaşılacağını umarak. Survivor gibi bir okul yolun varsa eli silahlı adamların arbedeleşmesine şahit olur, atandığının bir haftasına sokağa çıkma yasağı ilan edilir karşı kaldırımdaki bakkala bile çıkmaya korkarsın. Bir karne dönüşü her sabah geçtiğin yoldan geçip evine girdiğinde başlayan silah seslerinin bir öğretmeni yaşamdan kopardığını görürsün. Sadece dakika farkı vardır senin eve girmenle bir başka öğretmenin ölmesi arasında. Bu yüzden yazılan ne bir eksik ne bir fazla. Ne abartı ne de değil. Anlatılan yaşanılan yıl değişti geri kalan aynı, değişmiyor, değişmediğini görünce sen de "değiştiremedim" diyorsun kendine. "Dünyayı sen mi kurtaracaksın!" öfkesini kusan birinin varlığını anımsıyorsun geçmişten ve onun haklı olduğunu görsen de tüm gitme demelere inat burada olmanın tarifsiz bir kuvvet verdiğini, seni olgunlaştırdığını, tuhaf hissettirdiğini, zorladığını yaşaya yaşaya öğreniyorsun. Kitabın her boşluğuna bir şeyler karalarken 'çok şey birikmiş...' dedim çok daha fazlası birikecek, bölge değişecek, şehir, okul... değişecek ama sen ister mavinin derinliklerinde ol ister bozkırın sıcağında, fark etmez hep zorluklarla karşılaşacaksın. Çünkü artık biliyorsun hep zordur ve o mücadele etmek istediğin algı her yerdedir ve sen sadece burada olmadığını artık çok iyi biliyorsundur. Şimdi aynı tereddütlerle yola çıkacak meslektaşım; Biliyorum korkuyorsun. Yapamayacağını düşünüyorsun, yaşayamayacağını ama alışıyorsun. Gitme! diyecekler sana. Gelemem! diyecekler. Hoş, sen 'Gelirim' deseler de sakın inanma. Hayali manzaralara dalma. Onlar söyleyemezler ama senin geçtiğin yollardan geçmeye korkarlar. Bilmezler sen o yollardan geçerken kaç güvenlik noktası saydın ve kendini Allah'a emanet etmekten başka bir güvencen de yok. Bekleme, beklememeyi yola çıkmadan öğren. Bir gün sen de yeni belirlediğin rota için toplanıp giderken, burnunda yazarın dediği gibi otlu peynir kokusunu (hala alışamadım:) )birkaç güler yüzlü insanı, farklı farklı dillerde öğrendiğin kelimeleri, kazançlarını ve kayıplarını da koyacaksın çantana. Bir savaşçı değilsin elbette ama bir gün, bir çocuk, "Ben bunu bir yerde öğrenmiştim." dediğinde amacına ulaşmış olacaksın. Çünkü senin mücadelen, bambaşka bir dünyanın dışarıda aktığını onlara fark ettirmek. Bir gün bu cümleyi sen duymasan da onlar söylemiş olacak. İnan. Pişman olma. Yolun açık olsun. :)
Etkinlik
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Sel Yayınları · 201713,9bin okunma
··
914 Gösterim
16 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ben de gözlerim dolarak okudum. Melikeler gelecek umudumuz hocam uzun zamandır bu kadar samimi, içten bir yazı okumamıştım. Yolunuz hep açık olur umarım. Teşekkür ederim.
Melike
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Sevgili Nigra. Duygusal cevap vermeye hazırlanırken, tüm yorumları okuyup mutlu oldum :) kitabı ben de okumadım. Yalnız değilsiniz. En kısa zamanda okuma sözü vereyim Metin Bey'e :)
Anlatmaya gerek var. Okuyorsunuz, okudunuz :) Hocam elinize sağlık, kolaylıklar diliyorum. Bu vesileyle de amacı dışında kullanımı giderek artan ve adeta hasta düşen sitemize şifa niyetine ilaç etkisi oldu bu güzel paylaşım. Sahicilik, samimiyet budur vesselam.
Melike
Gönderi Sahibi
Teşekkürler Osman Bey, motive ettiniz :) biz niyetleri saf tutalım da sahicilikten uzak olanlara yolumuz düşmesin :)
Öğretmenim iyi ki varsınız. Sevginizle her yeri güzelleştiriyorsunuz.
Melike
Gönderi Sahibi
Teşekkürler Ceylan hanım :)
Ne güzel bir öykü okudum. Güzel ve hüzünlü. FE'ye bir kitap imzalatmıştım 7 yıl önce. Bir Gemide idi kitabı. Hepimiz Bir Gemide'yiz, diye imzalamıştı. Ne kadar da yaşlanmıştı. 2011'de Tüyap'ın onur konuğuydu. O zaman işte. Kim bilir nerededir o kitap? Diyecektim ki, Ferit Bey, Hakkari'de Bir Mevsim var ya, hani portakallı bölüm. Orada sanki bir mantık hatası var gibi. Dilimin ucuna geldi cümlelerim, aynı anda da, metefor o Meto, metaforu bilmez misin, sorusunu sordum kendime ve sustum. Evet, o günlere götürdü paylaşımınız. Kaleminize, yüreğinize sağlık Melike Hocam.
Melike
Gönderi Sahibi
Bahsettiğiniz bölümle ilgili, kitabı Zeynep'le analiz ederken dedim ki, şimdi öğretmen olmasam, bu zorlama olmuş derdim. Ama yaşadık, tüm olmazlar gibi yaşadık. Aynısı değilse de bir benzerini yaşadık, bu kadar hüzünlü değilse de komikleştirilmiş halini yaşadık. Ve Metin bey inanın o sayfanın tüm boşluklarını bu ve benzeri anılarla doldurdum. Çok teşekkür ederim:) saygılar.
Melike Hanım elinize sağlık. Yani ben kafamda kurmakta zorlanırken bu olayları bizzat yaşayanları nasıl bir yere koymak lazım bilemedim. Bir yandan da emsalsiz bir hayat tecrübesi... İncelemenizde kitabın 1976’da bittiğini söylemişsiniz. Keşke siz de bu dünyanın 2018’deki versiyonunu tüm detaylarıyla kitaplaştırsanız da hem biz hem de bizden sonrakiler iki kitabı peş peşe okuyup bu ülkede 40 yılda ne değişmiş sorusuna gerçek bir yanıt bulsak:)) Bu tabii işin bahanesi, gerçekten çok akıcı bir dille ifade etmişsiniz yaşadıklarınızı... Teşekkür ederiz... Sağlıcakla kalın...
Melike
Gönderi Sahibi
Kıymetli yorumunuz için ben de teşekkür ederim Necip bey. Kim bilir belki bu yorumunuz bahane olur, bir gün yazmaya cesaret ederim :) dediğiniz gibi hayat tecrübesi, büyüyoruz böylece :)
Reklam
Harika olmuş Melike Hanım. Beklediğimden çok daha fazlasını koymuşsunuz masaya. Umarım diğer öğretmenlerimiz de bu kitabı okuyup bizlere “oraları” aktarırlar. Çok teşekkür ederim...
Melike
Gönderi Sahibi
Ben de teşekkür ederim Semih bey. Umarım daha çok okunur ve daha fazla yaşantıya ortak olabiliriz. Hepsini takipteyim :)