Gönderi

Mağara - J. SARAMAGO (Artık uyanma ve mağaralarımızdan çıkma vakti!)
9/10
·304 syf.··
2022 54. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2022 20:05
Bazı kitaplar vardır, gece uyumanıza yardımcı olurlar. Yatağa girer, biraz okur ve göz kapaklarınızın ağır gelmeye başladığını hissedersiniz. Ama sakın bu kitapta denemeyin. Uykularınız kaçacaktır! Alın size yaşadığınız hayatı dibine kadar sorgulatacak, bir değişimin başlangıcı olabilecek bir eser! Kendimize bir şeyler itiraf ederek başlayalım mı? Bir hayat yaşıyor -ya da hayatta kalmaya çalışıyor- ve karşılığında bir ömür harcıyoruz. Yaşadığımız hayatı güzel göstermek adına sosyal medya hesapları açıyor, storyler paylaşıyoruz. Daha iyi bir iş, daha iyi bir ev, güzel bir araba, daha iyi giysiler vs derken bir bakıyoruz bir apartman dairesinde ömrümüz tükeniyor. Adına hayat dediğimiz bir mağaraya sıkışmış gibiyiz. Ellerimiz telefonla kelepçeli adeta, onda da sürekli reklamlar ile uğraşıyoruz. Dışarı çıkıyoruz, AVM'ler karşılıyor bizi, onda da iri yazılar ile reklamlar. Otobüs durakları, yollarda tabelalar... Nasıl yaşayacağımıza biz değil onlar karar veriyor adeta. Kemal Sunal'ın "100 Numaralı Adam" filminde olduğu gibi: Bay Halk böyle yapıyor, siz de böyle yapın! MağaraMağara José SaramagoJosé Saramago'dan okuduğum altıncı eser. KabilKabil'den sonra bir süre okumama kararı almıştım ama daha fazla karşı koyamadım kalemine. İyi ki de koyamamışım. Ne KörlükKörlük ne GörmekGörmek, kendimi bulduğum eseri oldu Saramago'nun... Kısaca bahsetmek isterim. Spoiler korkusu olanlar bu paragrafı atlasın lütfen... Çömlek yapımı ile geçimini sağlayan, kızı Marta ve "Merkez"de güvenlik görevlisi olan damadı ile yaşayan bir adam Cipriano Algor. Eşi ölmüş... Üç kuşaktır çömlek yapımı ile uğraşıyorlar. Yapılan çömlekler Merkez'de satılıyor. "Merkez"i büyük bir yaşam alanı olarak düşünebilirsiniz. İçinde oturma alanları, mağazalar, ihtiyaç duyabileceğiniz her şey var. İnsanlar orada oturmak için birbirleri ile yarışıyor adeta. Ve bir gün ailenin damadı Marçal işinde terfi ediyor aile de Merkez'e taşınıyor... Ah Merkez! İçeride oksijen dahi yapay olarak üretiliyor. Yapay plajlar, yapay yağmur ve fırtına... Sizin mutluluğunuz için her şey elinizin altında. Merkez size "ihtiyacınız" ne varsa sunuyor. Tabii yapay olarak! Çömlekler bile plastik değil diye değer görmüyor. Üst üste küçücük daireler, sürekli bir gözetlenme hali... Ama bir dakika durun! Çok tanıdık gelmedi mi tüm bunlar! Hayatımız zaten bu yönde seyretmiyor mu? Aile büyüklerini dahi alamayacak kadar küçük dairelerde oturuyor, yapay çiçekler kullanıyor, sürekli güvenlik kameraları ile gözetleniyor ve her ihtiyacımızda AVM'ye koşuyoruz. Ne almak istersek bir tıkla evimize geldiği oluyor. Ne bahçeli bir ev, ne dalında bir elma, ne bize eşlik eden bir köpek, ne el yapımı sağlıklı malzemeleri ne komşu ne komşuluk... Fark etmeden mağaramızda tüketiyoruz ömrümüzü. Geçtiğimiz yıllarda "Kaybolan Zanaatler" ile ilgili bir eser kaleme almıştım. Hangi zanaatkar ile röportaj yapsam çalışmalarının bir değerleri kalmadığı, yerlerine plastik, cam vs ürünler çıktığı için artık kimsenin ilgi göstermediğini ifade etmişlerdi. Ne kadar acı değil mi?.. Cipriano Algor da öyle bir zanaatkar. Gün geliyor ve artık sanatının değeri kalmadı diyorlar. Yıllarını buna vermiş bir adam şimdi ne yapabilir? Her değişim insanları iyiye mi götürür? Tüm bu uykudan uyanmak ve mağaralarımızdan çıkmak mümkün belki de! "Tepemizdeki bulutlar ne kadar kara olursa olsun, onların üstündeki gökyüzü hep masmavidir." (s. 100) Hâlâ vaktimiz var. Ve görüyorum ki o yönde adımlar da var. Müstakil evler yeniden kıymet görmeye başladı, organik yiyecekler değer kazandı. Tv'ye meraklı insanlar kadar okumaya meraklı bir kitle de geliyor... Belki geç oldu ama elimizden geleni yapalım güç olmasın! "Bak göreceksin, her şey çok iyi olacak!" (s. 240) Hayatın sürüklediği yere gidiyoruz ama hepimizin hayali bahçeli bir ev, evde kitap dolu bir oda, bahçede bir köpek kulübesi. Neden olmasın? Evet, zor zamanlardan geçiyoruz. Kaldıramayacağımız yükler altında ezildiğimiz oluyor. "Çünkü insanın hissettiği ağırlık, baskülün ölçtüğü ağırlıkla aynı değildir her zaman." (s. 134) Bir söz vardı, yanlış hatırlamıyorsam SenecaSeneca: "Nefes alıyorsan umut var demektir." Nefes alıyoruz. O halde bir uyanışa ne dersiniz? Ölüm döşeğindeki insanları düşünün. Hiçbiri yaşadığı hayatı lüks olarak gösteremediği için pişmanlık duymuyordur eminim. Kapatın telefonlarınızın kameralarını, anı yaşayın. Bırakın belleğiniz hafızasına kaydetsin ve siz o anın tadını çıkarın. Sevin. Sevdiklerinize sevdiğinizi söyleyin. Evinizde sevdiğiniz insanlar için bir yeriniz olsun. İnsanların, doğanın ve kitapların tadını çıkarın... "Yaşamadım ama kitaplarda okudum. Okuyunca da yaşamış kadar oldum." (s. 108) KörlükKörlük kadar yıpratıcı, GörmekGörmek kadar yorucu, Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşÖlüm Bir Varmış Bir Yokmuş kadar ölüme yakın, KabilKabil kadar uzaklaştıran bir eser değil. (Yanlış anlaşılmasın bunlar da birer baş yapıt) Uyanışı sağlayan, umudun ve gerçek sevginin hala var olduğunu gösteren bir eser. Unutmayın, hiçbir şey için geç değil! Okuyun, okutun, paylaşın ki okuduklarımız üzerine kitleler halinde tartışabilelim! Mağaralarımızdan çıkmak dileğiyle!
Edebiyat
MağaraJosé Saramago · Kırmızı Kedi · 2022141 okunma
··
24,7bin Gösterim
18 Yorum
Çok güzel anlatmışsınız. Hevesle başlıyorum
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Yazarın en iyi kitabı, pişman olmazsınız
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Mutlu sabahlar dileklerimle... 🌼🌿
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Mikail BalcıMikail Balcı incelemenize bayıldım kitabı okumadan önce normalde konusunu okumam ama çok dikkatimi çekti yorumunuz. Emeğinize sağlık. Spoiler bile okudum😊 Yazarın hayranı olarak ; mağaramdan çıkmak temennisiyle 🙏🥰
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Yazarın belki de mesajı en iyi olan eseri. Pişman etmeyecek.
Ha mağara, ha yarı kapalı cezaevi. Doğal yaşamdan uzaklaştıkça her şey suni
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Kesinlikle...
Reklam
Okuduğum saramago eserleri arasında kendime en yakın bulduğum ve hayatımı sorgulatan eser oldu. İnsanoğlunun daha konforlu , rahat bir yaşam uğruna kendi özgürlüğünü nasıl kısıtlayıp, zahmete katlanıp sonunda kendi inşa ettiği mağarada sıkışmışlığını çok güzel anlatan bir eser. Herkese tavsiye ederim. İncelemenizde mağaranın yarattığı hissi çok güzel ifade etmişsiniz.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Katkınız için teşekkür ederim. Hemfikirim...
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.