Bu kitaba inceleme yazmak için öncelikle Friedrich Nietzsche nin Putların Alacakaranlığı, Böyle Söyledi Zerdüşt, Ahlakın Soykütüğü Üstüne, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Tan Kızıllığı ve Şen Bilim kitaplarını okumak gerekiyor. Bunu, kitabı okuduktan sonra anladığım cahilliğini göstermekten çok utandım. Çünkü ben bu eserlerden henüz ikisini daha okumamıştım :/
Bu yanılgımdan sıyrılarak incelemeyi yazmak kararı aldım ve sonrasında belki yeniden düzenleme imkanı da elde edebilirim ilerleyen zamanlarımda. Tıpkı Friedrich Nietzsche nin kitabında belirttiği 'ben nasıl böyle bilge oldum?' tavırlarına girmeden kendi seviyemden kitapla ilgili araştırma sonucumu, analiz ve görüşlerimi yazmaya başlıyorum. Friedrich Nietzsche ile detaylı ilgilenenler lütfen beni hoş görsünler. Ben de eleştirilmeye razı ve hazırım her yönüyle.
Friedrich Nietzsche bu eserini kendi hakkında yanlış anlamaları düzeltmek, kitaplarının ve kişiliğinin eleştirilerine bir cevap mahiyetinde yazmıştır. Kitabın adı İncilden bir alıntıdır. Ecce Homo Latince “İşte insan” anlamına gelir. Bu söz, İncil’de Roma valisi Pontius Pilatus’un çarmıha gerilmeden önce İsa’yı halka sunarken söylediği ifadedir. Nietzsche bu ifadeyi ironik biçimde sanki kendisi bir tür kurtarıcı imiş gibi sunar, asla peygamber olmadığını da yineleyerek söyler. Gözünüzü açmak amaçlı yazıyorum der sadece. Ayrıca bu kısmi otobiyografide fark etti iseniz kendi kitaplarını derinden eleştiriyor.
Minik detay: Bu kitap yayınlanmadan önce akıl sağlığını yitirmiştir. Kız kardeşi onun adına yayınlıyor bu yüzden kitabın bazı bölümlerinin uydurulma şeklinde tamamlandığı söyleniyor.
Böyle Söyledi Zerdüşt Kitabındaki Zerdüşt ifadesi, okuyanlar da hatırlayacaktır zaten, onun tarihsel figürün tam tersine uydurduğu bir felsefi karakter. Ahlakı sorgulayan, insanlara ayna vazifesi gören ve 'üst insan' kavramına yakınlaştırdığı bir karakter, anti-peygamber gibi bir şey.
Bir de kitapta sürekli Almanları gömüyor yemek kültürlerinden askeri ve dini tavırlarına kadar. Zayıflıklarla dolu olduklarını vurguluyor. Provakatif dil kullanması biraz ilgi çekmek amacıyla aslında Almanların da gözünü açmak isteği uyandırmakla alakalı olduğu düşünülüyor.
Son olarak müzik dehası Wagner'e de eskiden hayranlık duyduğunu ama sonradan onun görüşlerine katılmadığı için aralarındaki bağın koptuğunu sert eleştirileri ile detaylıca belirtiyor.
Ben burada oturup herkesin kafasındaki Friedrich Nietzsche'yi mümkün değil ele alamam. Bu yanlış bir adım olur. Onu çoğu kimse ırkçı, kadın düşmanı (bu kısımlarda karışık düşüncelere sahibim, kayıtsız da birisi olmadığı aşikar, ayrıca bir zamanda oturup detaylı yazılması gereken bir konu başlığı), nihilist, kendiyle çelişen bir bilge veya özgürlük savaşçısı olarak bilir.
Tüm bunları kenara bıraktığımızda onun yaptığı bireysel aynalama bir şekilde hedefini bulmuş gibi görünüyor.
Tavsiye ediyorum okunmalıdır. Diğer eserlerini tamamladıktan sonra tekrar okuyacağım. Umarım inceleme de yerli yordamlı olmuştur. Kitapla kalın!