8/10
·290 syf.··
2018 29. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2018 22:45
Luigi Pirandello İtalya'nın çıkardığı en önemli yazarlardan birisi. Tabi İtalyan edebiyatı denince çoğumuzun bilgisi 4-5 yazarın ötesine geçmez. Rus, Alman, Amerikan, Fransız, Güney Amerika edebiyatı deyince sular seller gibi onlarca isim sayan biz okuyucular İtalya deyince Dante dedikten sonra düşünürüz bir parça . Sonra bazılarımız Boccacio, bazılarımız Cesare Pavese bazılarımız Umberto Eco, bazılarımız ise Italo Calvino'yu sayar. Arada Machhiavelli'yi söyleyenler bile çıkabilir. Ama hiçbiri için edebiyat dünyasını etkisi altına almıştır diyemeyiz. Louigi Prandelli 1934 yılında Nobel kazanmış, aslında 114 Nobel ödülünün altısını İtalyanlar kazanmış ve hiçbiri yukarıda saydığım yazarlar değil. Tabi Winston Churchill'in de Nobel Edebiyat ödülünü kazandığı göz önünde bulundurursak (bir kaç tarihi ve biyografik kitabı var kendisinin) siyasetin ödül üzerindeki etkisi hakkında daha net bir fikir sahibi olabiliriz. Pirandello 1867 yılında, İtalya Krallığı'nın yeni oluştuğu sıralarda Sicilya'da doğmuş. Birinci Dünya Savaşı'nı yaşamış, Mussolini İtalya'sının en şaşalı dönemlerinde 1936'da hayata gözlerini yummuş. Tıpkı Stalin'in Bulgakov'a olan sempatisi gibi, Mussolini de Pirandello'yu pek severmiş, bu yüzden Roma Tiyatrosunun başına getirmiş onu. Pirandello ise ısrarla apolitik birisi olduğunu belirterek, bir dünya insanı olduğunu söylemiş.Öldükten sonra Mussolini kendisine devlet cenazesi düzenlemek istemiş. Ama oğlu babasının vasiyetinde cenazesine kimsenin gelmesini istemediğini, cesedinin yakılarak Sicilya'dan denize savrulacağını söylemiş. (Buna rağmen kendisini hala faşist bir yazar olarak tanımlayanlar mevcut) İşte böyle bir adam Pirandello, yazmaya romanla başlamış, ama asıl oyunlarıyla hak ettiği başarıyı yakalamış. Oyunları bir çok defa filme çekilmiş. Bizde de daha çok oyunları ile bilinen bir yazar. En çok okunan kitabı da, en son yazdığı romanı olan Biri, Hiçbiri, Binlercesi anladığım kadarıyla. İki saattir romana gelemedik, bari biraz daha oyalayayım sizi. D&R'da (Onun satışına bile üzüleceğimi söyleseler güler geçerdim, ne hale geldik) indirimdeki kitaplara bakarken gördüm bu kitap ile Günter Grass'ın Kurbağa Güncesi'ni. Kurbağa Güncesi ilk çıktığından beri merak ettiğim bir kitaptı ve almak istedim. Ama nedense şeytan dürttü ve Giovanni Papini ile karıştırdığım bu adamın kitabını almaya karar verdim. (Hem ben Günter Grass'ın kitabını Kaplumbağa Güncesi olarak hatırlıyordum:) Kötü mü yaptım, sanmıyorum. Nispeten yeni bir yayın evi tarafından basılsa da çevirisini Adnan Cemgil Fransızcadan yapmış, kitabın ilk versiyonu için. (Mattia Pascal) Aynı çeviriyi Everest de kullanmış. Hoş ve samimi bir kitap, çeviri de buna kakı sağlıyor. Eski İtalyan filmlerini bilirsiniz (Bertolocci, Fellini, Rosselini, Vittorio de Sica, en azından Roberto Beningi'nin filmlerini- Brass'ı kasten eklemedim:), sanki o eski mahallenizdesinizdir. Top oynayan çocuklar, çamaşır asan güzel kadınlar, bir şeylere bağıran atletli amcalar. Öyle kafa çalıştıran filmler değildir bunlar ama huzurludur, gözlerinizi de ayıramazsınız bir türlü. Güney Amerikanın nasıl büyülü gerçekliği varsa, İtalya'da da büyülü bir sıcaklık vardır. Bu kitabından anladığım kadarıyla Luigi Pirandello da böyle birisi. "Son/Geç Mattia Pascal" olan orijinal ismini belki ilgi çekmek için "Mattia Pascal Sahiden Yaşadı mı Yaşamadı mı?" olarak değiştirmiş yayın evi. Ama fazla bir sorun yok. Kitap Mattia Pascal diye birinin ağzından yaşadığı üç hayatı anlatıyor. İlk hayatında saçma bir şekilde yaşıyor ve ölüyor (kayıtlarda) Pascal. İkinci hayatı da, özgürlüğünü kazanmış olarak oradan oraya sürüklenmekle geçiyor, üçüncüsünde ise başlangıca dönmeye çalışsa da, yakalayamıyor o ilk sefil hayatı bir daha. Farklı bir insan olarak bitiriyor kitabı. Kitap süresince karşımıza çıkan saçmalıklar ya da imkansız tesadüfler, aldığımız zevki azaltıyor. Romanın esas kahramanı yazarı, Luigi Pirandello, esprili ve sıcak diliyle o kadar güzel götürüyor ki kitabı, bittiğini anlamıyorsunuz. Sırf kurgu da değil kitap, aralarda kendi felsefi görüşünü ve ilginç fikirlerini de yansıtıyor Pirandello karakterler üzerinden. Tesadüfen aldığım bu kitapla ilgili şu ana kadar bir inceleme yapılmamış. Belki de bu yüzden uzattım biraz lafı, yazarı tanımasını istedim okuyucuların. Absürd tiyatronun öncülerinden birisi olan Luigi Pirandello'nun bu eseri okumaya değecek bir çalışma. Bir Beckett kadar olmasa da kıyısından köşesinden giriyorsunuz saçmalığın içine ve beğeniyorsunuz, yani umarım beğenirsiniz. İyi ya da keyifli okumalar.
Edebiyat
Mattia Pascal Sahiden Yaşadı mı Yaşamadı mı?Luigi Pirandello · Everest Yayınları · 2015292 okunma
··
497 Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Erhan yine enteresan bir kitapla çıktın karşımıza:) Biri, hiçbiri, binlercesi bizim okur buluşmasında önerilmişti 1-2 ay önce. Ben de o zaman duydum yazarı. Konu İtalyan edebiyatı olunca Dario Fo’yu da bir yerlere eklemek lazım, her ne kadar oyun yazarı olsa da. Türkiye’de çok oyunu oynandı. Füsun Demirel çevirdi sanıyorum bu oyunları. Bir Anarşist’in Kaza Sonucu Ölümü’nü şehir tiyatrolarında seyretmiştim. Hayatım boyunca seyrettiğim oyunlar içerisinde ilk 3’e girer... Onun da Nobel’i vardır ayrıca... Sohbet olsun diye uzatıyorum bu arada:) Dante’yi saymazsak Eco da sanırım liste başıdır tanınırlık yönünden. Ben 1-2 kez denedim ama olmadı. Gülün Adı film olarak harikaydı ama... Pirandello ilk bakışta Juventus’un savunma oyuncusu gibi duruyor:) İtalyan edebiyatının domine edemeyişinin nedeni bu sanırım. Bütün İtalyan isimleri bana futbolcu ismi gibi geliyor:) Gece 12 sonrası serbest diye ‘saçma’lamaya devam ediyorum:) Boccacio okumak istediğim bir yazar. Çünkü değer verdiğim birkaç insandan referanslı. Ama şimdi bu inceleme üzerine Pirandello da okumak istedim. Sanırım ben de biri, hiçbiri, binlercesi kitabını araya bir yere sıkıştıracağım. Emeklerine sağlık dostum... Ne kadar keyifli yazdıklarını okumak... Veda ederken şu listeyi de şuraya bırakayım belki fikir verir meraklısına: listekitap.com/kitap/italyan-e...
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Telefonla, ya da bilgisayarla beraber okuman gerekiyor o kitapları. Öyle bir avantajı var günümüzün, her şeyi anında bulabiliyorsun. Yoksa Ortaçağ Avrupasında kayboluyor insanlar Baudolino'da. İyi uykular tekrar.
Liseler arası tiyatro yarışmaları yapılırdı bir zamanlar. Şimdilerde de vardır illaki, LP'nin oyunları da çok sahnelenirdi. Ağzı Çiçekli Adam'da ben de oynayacaktım, ama sahnelemek kısmet olmamıştı. Başroldeki arkadaşımız hastalanmıştı. Meğer bir de yedek oyuncu olurmuş. Bizim hoca düşünememişti :)))) Kalemine sağlık Erhan Hocam.
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Teşekkürler Metin Hocam. Ben o kadar aktif olamadım hiç, dolayısıyla fazla hayal kırıklığına da uğramadım :)
Nobel hakkında bu aralar okuma yapmaya çalışıyorum hep bir bit yeniği çıkıyor, karşı görüşler çok fazla çoğu yazar hakkında. Eskiden hiç yazarın hayatını okumadan mutlu mesut kapatıyordum kitabın kapağını, sizler arasında ne mümkün :) Bir ara sitede çok popülerdi' Biri, hiçbiri, binlercesi'. Ben de o akımla almıştım, hala okunmayı bekliyor. 4 5 yazar saymak da kötü mü Erhan Bey İtalya'dan daha ne olsun :) Gece gece kültürlendiğim bir yazı okudum sayenizde.
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Ne güzel işte incelemeyi okurken bilgilendiren, bilgilendirirken güldüren, güldürürken mbdjksh, pardon fazla yüklendim. İki üç diyecektim de site itibariyle abes kaçar diye dört beş dedim aslında:) aslında Nobel yazarın dünya edebiyatına sağladığı katkının göstergesi, ama ne yazık ki hiç bir zaman siyaset rüzgarlarına kapalı kalmamış. İlk zamanlarda zaten çok az ödül büyük dediğimiz ülkelerin dışına kaymış. İkinci dünya savaşından sonra ise iki kutuplu dünyanın sol tarafında kalmış genelde ödül zihniyet olarak. Son yirmi otuz yıldır eskiye göre oldukça adaletli ama yine de insanların kafasında soru işaretleri kalıyor. Bir de şey var, mutlu mesut olmak isteyen insan kitap okumaz normalde, o kadar dizi var tv'de :) Cehalet en büyük mutluluk diyorum ve çok teşekkür ediyorum değerli yorumlarınız için. Her şeye cevap verebilmişimdir umarım :)
Abi daha Dante'ye giremedik ya, böyle şeyler yapma :) Site sayesinde yeni yeni adamlar öğreniyoruz, gerçi tövbe estağfirullah yeni olan biziz. Ne yapacağız böyle hangisine yetişeceğiz, panik atak sahibi olacağız bu gidişle.:) Allaahh sen büyüksün yarabbim...
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Nereye kadar zaten, sonuçta en mantıklısı dükkanı kapatıp doğaya, yok o başka bir şey içindi. Önemli olan iç güzelliği, sana Dante yakışıyorsa onu giy zaten. Ne gerek var Dante'ye zaten, adam kaç yüz yıl önce yaşamış. Dostoyevski oku sen, ya da Nabokov :)
Erhan Hocam bence siz "saçma" kelimesini çok seviyorsunuz. Ya da beğendiğiniz şeylere "saçma "diyorsunuz. :) İtalyan edebiyatına bu yazarın kitaplarıyla giriş yapmayı düşünüyorum ben de .Ön bilgi açısından iyi oldu. Kaleminize sağlık:)
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Yok, öyle değil aslında çok fazla- okuma zevkinizi azaltmaz yani ama siz bilirsiniz yine de. Bakıp değerlendirirsiniz artık. İyi geceler
Reklam
Erhan Hocam, incelemelerini okurken çoğu zaman seninle sohbet ediyorum hissiyatında oluyorum. Aklıma bir soru geliyor tam durdurup soracağım diyorum, cevabı hemen bir alttaki paragrafta veriyorsun. Yani inceleme yazarken okurun aklındakileri de düşünüp eklemeler yapman sohbet havasını güçlendiriyor. Yalnızca sorulara cevap verme meselesi değil bana bunu düşündürten. Örneğin bilgi veriyorsun sonra diyorsun ki şunu bilerek eklemedim. Ardından onunda nedenini yazıyorsun ve ben diyorum ki Erhan Hoca elinde kitap bir koltukta oturuyor, ara sıra gözlüğünü geriye itiyor bir yandan da sağındaki sehpadan aldığı çayını yudumlayarak anlatıma devam edecek. :) Metin Abi'nin incelemeleri okurken de böyle hissettiğim çok oluyor. Onda biraz öğrenci öğretmen ilişkisi oluyor ama çok karıştırmayayım orasını. :) Kalemine sağlık Erhan Hocam, incelemelerin ve diğer yazımlarınla zenginlik katıyorsun.
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
:) Çok teşekkürler, Metin Hoca gerçekten çok dolu bir insan, insan zevk alıyor ondan bir şey öğrenince. Ben aklımdan geçenleri yazıyorum çoğunlukla. Bilmediğim şeylerde de internet her zaman koşuyor yardımıma. (Oldukça fazla oluyor böyle şeyler) Yani Metin Hoca gibi orijinal birinci elden bilgiler veremiyorum ben çoğunlukla. Herkes birbirinden bir şeyler öğreniyor bu sitede, senin incelemelerin de çok şey kattı bana. Herkesin bildiği ve beğendiği isimler var zaten senin gibi de, Necip Hocam ama Semih Bey mesela. Ama fazla kimsenin takip etmediği Sinan Tütüncüler de var mesela, çok akıcı ve detaylı incelemeler yapıyor her türlü dergide yayınlanabilecek türde. Onların incelemelerinin yanında fazla değerli değil aslında benimkiler, ama işte farklı tarzdan belki, prim yapıyorlar. Sıkar büyük ihtimalle yakında insanları :) Çok sağol tekrar güzel yorumun için.
Fuar zamanlarının birinde Aylak Adam Yayınlarının standında dolaşıyorken orda görevli olanlardan biri de bana LP’nun Biri, Hiçbiri, Binlercesi kitabını tavsiye etmişti. Okuma listemde olan bir kitaptı zaten, aldım o an bende ama araya baya zaman girdi ve ben henüz okuma fırsatı buldum. Sizinde bahsettiğiniz gibi değerli bir yazar gerçekten, ki kitabını okuduğumda daha kitabın başlarında bahsini ettiği hayatı, düşünceleri sorgulamaları, zihin oyunları vs ile beni kendine çekiverdi birden açıkçası. Daha ilk cümlelerden itibaren beni çekeceğini hiç düşünmemiştim halbuki. O yüzden kitabı hemen okuyup bitirmemek için ağırdan da alıyorum bir yandan :) Yazarı ve kitaplarını araştırmıştım, diğer kitapları için detaylı araştırmayı bu kitabını bitirdikten sonra yapmayı düşünüyordum ama tam sitede dolaşırken incelemenize denk gelince ve gayet doyurucu bir inceleme olunca yorum yazmak istedim, çok güzel ve etkili bir inceleme olmuş, yazardan da çok güzel bahsetmişsiniz teşekkür ederiz bu güzel inceleme için, düşüncelerinize sağlık :) Son olarak daha bitirmedim kitabı, sonuna kadar nasıl ilerler bilmiyorum ama şimdiye kadar okuduklarıma nazaran naçizane fikrim hazır sizde LP ile tanışmışken(özellikle kitapta bahsini ettiği o hayat sorgulamalarını farklı şekilde ele alma tarzı açısından) Biri, Hiçbiri, Binlercesi kitabına da bir bakın derim beğeneceğinizi umuyorum, tabi benimki sadece ummak kararı size bırakıyorum :)
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
İyi yapmışsınız uzatmakla, haklısınız, kitaplar farklı insanlarda farklı etkiler bırakıyor ama bu demek değil ki saçma sapan kitaplardan etkileniyoruz kolayca. Yazarı tanıdım biraz ve kitabı da beğeniyle okuyacağımı düşünüyorum. Teşekkürü de ondan sonra ederim size artık :)