Paul VirilioEnformasyon Bombası adlı eserinde dünyanın gelmiş-geçmiş-şimdi bağlarından koparılarak bireyi çırılçıplak bırakarak, insanlık kisvesinden soyundurarak sadece ve sadece sistemin canlılığını koruması için bir tüketim hücresi haline getirmekten başka bir özelliğinin olmadığının anlatımını sağlamıştır.
Eser bir noktadan kapitaizm ve teknoloji eelştirisi yaparken; diğer yandan bu iki kavramın modenizm noktasında hayatımızın odak noktasında var olmasından da bahsetmektedir. Hatta bazı noktalarda rönesans, reform, fransız ihtilali, sanayi devrimi gibi tarih sahnesinin kritik noktlarına da atıfta bulunarak geçmiş-gelecek-şimdi denkleminde insanlığın enformasyon bombasına maruz kalmasının zararlarını anlatıyor.
Byung-Chul Han'ın Anlatının Krizi, Enfokrasi ve Ritüellerin Yok Oluşuna Dair gibi eserlerinde de değindiği konuları; Paul VirilioEnformasyon Bombası eserinde hem tarihsel hem kültürel hem de sosyolojik bağlamda ele alınarak detaylı olmasa dahi bir açı sunacak noktlara parmak basmıştır. Hatta bunu yaparken genellikle batı menşeili bir yol izlemiş yer yer doğunun farklı kültürel hafızasına da değinmiştir.
Dilsel ve anlatı bazlı eser makale düzeyinde yazılmış olması, bu konuya ilgisi olanın okuyacağı bir özelliğe sahip olmakla birlikte; Jonathan Crary'ın Yeryüzü Yakılıp Yıkılırken ve Johann Hari'nin Çalınan Dikkat eserine de yer yer atıfta bulunmuştur. Özellikle televizyon, telefon, bilgisayar ve yeni teknolojiler üzerinden düşünüldüğünde bireylerin ve toplumların Aldous Huxley'in Algı Kapıları kitaplarında vaaz ettiği noktalara yönlendirilmesi sonucu bir robotik tüketim canavarını olduğunu da göstermiştir.
Sonuç olarak; Paul VirilioEnformasyon Bombası günümüz ve gelecek distopik evrenimizin 'atom çağı' olarak nitelendiriğimiz dönemin yoğun ve yığın çöplük gibi gerçeğin sahtesinden ayrılamadığı çöplük olduğunu belirtmiştir. Bu yüzdende birey ve toplumların hakikate denen 'şey' teknoloji, internet veya beğeni gibi kavramların artık Peter Sloterdijk'ın 'soğuk sifer' olarak tanımladığı anlık duyguların kabarmasına kapı araladığı gerçeğini de gözden kaçırmamak gerekir. Bundan dolayı da insanlığın kendi musallasını kendi inşa ederken o musalladan sonra mezara koyan ellerde yine kendisi olacaktır.