Gönderi

SİMSİYAH GECENİN KOYNUNDAYIM
10/10
·573 syf.··
2018 56. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2018 11:50
YouTube kitap kanalımda en sevdiğim kitaplardan biri olan Gecenin Sonuna Yolculuk kitabını yorumladım: ytbe.one/RXXqv6Yk7VA “Morning, keep the streets empty for me.” “Gündüz, benim için sokakları boş tut.” Fever Ray* Uyarı : Lütfen evde denemeyiniz. Gecenin Sonuna Yolculuk : Hatta gecenin derinliklerinde olabildiğince uzaklara doğru hep beraber bir gezintiye çıkmamızda artık en ufak bir sakınca görmüyordum. (s. 369) Oğuz : Tamam, harika fikir, gidelim de... Planda neresi var? Kinyas ve Kayra : There’s no plan. That’s the fuckin’ plan! Yani anlayacağın, plan mlan yok, çıkıyoruz işte yola, bilinmezliğe ve gecenin sonuna doğru! Olabildiğine spontane! İşte bu kadar. Gece : Gece yavaş yavaş geliyor. İniyor... (s. 15) Akşam saatlerinde gecenin işçilerini görmek çok kolaydır artık herkes için. (s. 17) Fakat bu geceye özel, bu gecenin işçileri bizleriz. Beyaz Geceler : Beyler, korkuyorum, durun. St. Petersburg’da, her mayıs ile temmuz ayları arasında geceler kararmazdı bizde. Geceyi görebileceğimize emin miyiz? G.S.Y. : Ne diyorsun ulan sen? Burası İzmit ve eylül ayındayız! Geceler burada her zaman simsiyah olur, insanın doğumu öncesi ve ölümü sonrasının rengi gibi. İnsanlar boşuna salgılamazlar dimetiltriptamini (DMT) en çok doğum ve ölümlerinde olacak biçimde. Çekemiyorsanız yallah St. Petersburg’a! Hadi yola koyulalım artık! image.ibb.co/h5KgEz/gidiyoru... G.S.Y. : Gündüz, benim için sokakları boş tutmuş gibi! E peki, hani nerede bütün bu Ademoğlu? image.ibb.co/kqY57K/ademoglu... Ademoğlu Neredeydin? : Kafelerde image.ibb.co/kbRKZz/ademoglu..., bana sunulan kapitalist tüketim kültüründe preview.ibb.co/bKkyXA/ademoglu..., aslında beş para etmez duygusuz metal yığınlarının içinde i.ibb.co/B49grJ7/ademogl... ve insanların arasındaki korunaklı mesafeler gibi olan korunaklı evlerdeydim image.ibb.co/b7Pveq/ademoglu.... Onlar gündüze ait insanlar. Senin 229. Sayfanda da dediğin gibi, asıl korkulması gereken insanlar yani. Onların seninle bir alakaları olamaz. Sen geceye aitsin. Oğuz da mesela herhangi bir arabadaki, herhangi tasasız insandan birisi olabilmeyi çok isterdi Hakan Akdoğan’ın dediği gibi. Sıradan bir yaşamın içinde, sıradan halledilebilir sorunlar için tasalanmak bile mutluluk verebilirdi ona. Ayrıca, ne oldu bir sorun mu vardı? G.S.Y. : Sorun şu; "Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır." der Montaigne. Sen Ademoğlu, sen ise her yerde olmak istiyorsun. Bunu bir id edinmişsin kendine. Her yeri sömürmek, her şeye sahip olmak istiyorsun. Ademoğlu Neredeydin? : E biz kafede, barda, avmlerde, korunaklı evlerimizde falan rahattık. Hem savaşlardan, yıkım edebiyatından falan bahseden kimse de kalmadı artık. Demek istediğim, şu savaşın boktan bir savaş olduğunu bilecek kadar mantıklısınız. (s. 105) Fakat niye rahatımızı bozuyorsunuz? G.S.Y. : Ben de bu konuyu anlatırım aslında kendimin içerisinde, kolonyalizmdir bunun adı -yani sömürgecilik-. Bayram seyran falan fark etmez bunlara! Her daim elinize kolonyal dökmek için yanıp tutuşurlar. Afrika’ya gittim kendim gördüm gözlerimle. Kakao işçilerinin hayatlarında çikolatayı ilk kez tattıklarında verdikleri tepki gibidir gecenin sonu! Fakat artık siz, heyecanı ve macerayı istemeyi unutan güruh olarak gündüze mahkumsunuz, bunu biliyorum. Siz sömürülmeyi ve köleleşmeyi hak ediyorsunuz. Yayılıyor içinizde sömürgeciliğin tohumları gitgide daha hızlı. Gece : Gecenin işçileri diyorduk. Onlar, geceyi hazırlamakta, geceye hazırlamakta kullandıkları aletler ellerinde, sokaklarda dolaşırlar. (s. 17) Gecenin işçileri sokak aralarında gezer. (s. 20) image.ibb.co/gQftSK/gecenin_... İstenen, tanınmamaları; görevlerinin ürkütücülüğünden başka bir şey düşündürmemeleri. (s. 24) image.ibb.co/jLTcMe/gecenin_... G.S.Y. : Yahu babalık, sen ne diyorsun? Lafı ağzında geveleme de adam gibi konuş... Gece : Doğrusunu söylemek gerekirse, kendi düşüncelerimi değiştirmek durumunda kalabileceğimi düşünüyorum da, karşımda olanların bir gün benim düşüncelerime yaklaşabileceklerini hiç umamıyorum. (s. 87) Gecenin işçileri gözükmeye başladığı an, gecenin sonuna doğru yol almaya başlamışız demektir. G.S.Y. : Bak, şimdi doğru dedin. Hadi durmayalım, daha çok sürüklenelim o zaman gecenin en dibine doğru. image.ibb.co/fBkk7K/bayrak.jpg G.S.Y. : Oğuz, söyle bana. Bütün bu evlere asılan, her tarafınızı kaplayan bayraklar da neyin nesi, neden bu kadar fazlalar, hiçbir ülkede bu kadarına da rastlamamıştım doğrusu?! Başım döndü! Oğuz : Burası Türkiye! Buna alışsan iyi edersin. Çünkü, vatan bizden uğruna kanımızı dökmemizi istediğinde, bizi elbette kanımızın son damlasına kadar akıtmaya hazır bulacaktır, hiç oyalanmadan. (s. 25) G.S.Y. : Yahu sallama şimdi. Sanki seni tanımıyorum. Einstein ve Zweig’ın pasifist çizgisinden gidiyorsun sen de, hem de askerlikten daha yeni dönmene rağmen. Ben de biliyorum, askerliğin vatanını koruma yeri değil fiziksel ve düşünsel eziyet yeri olduğunu. Saçının teli kadar değeri olmayan adamların, egolarını tatmin etme merkezidir orası. Tamam kabul ediyorum, ben bir anarşistim Oğuz. Yani başrolüm Ferdinand Bardamu karakteriyle tabii ki. Anarşizmin kapsamına göre, bireyler, her zaman bir devletin diğerleri aleyhine topraklarını genişletmek, yağma veya ulusal ihtişam arayışı nedeniyle patlak veren savaşlarda çarpışmaya, öldürmeye ve ölmeye mecbur bırakılmaktadır, bu ise tam bir yönetim yokluğu gerektirmektedir bence. (Siyasi İdeolojiler – A. Heywood, s. 176) Ferit Edgü benim önsözümde : “Vatan, millet, eşitlik, özgürlük, kardeşlik gibi kavramlar içleri boş, üzerlerine tükürülecek kavramlardır. Tüm yazarlık yaşamı boyunca bunların üzerine tükürür. Kendisinin de bu toplumun bir ürünü olduğunu unutmadan. Dolayısıyla kendi üzerine de tükürerek.” der yazarım Céline için. Çevirmenim olan Yiğit Bener ise sonsözümde : “O kokuşmuş “değerler”, her türlü milliyetçilikler, militarizmler, katı inançlar, sömürgecilik ve vahşi kapitalizm, varoşların sefaleti, insanın itaati ve boyun eğişi, birbirini kazıklayışı, acımasızlığı ve sevgisizliği, bütün bunlar hala yerde hüküm sürmüyor muydu yetmiş yıldır,...” der. Bunların hepsini mide bulandırıcı bulduğumu ve dünyayı da kanlı bir katliam lağımı olarak tasvir ettiğimi anlatır size. İnsanlar, sizden yer gök inleyene kadar “Yaşasın 1 No’lu Vatan!” diye bağırmanızı isterler. (s. 26) Ben, savaşı olduğu gibi reddediyorum, içindeki insanlarla birlikte. İsterlerse dokuz yüz doksan beş milyon olsunlar ve ben tek başıma kalayım, yine de haksız olan onlar olacak Oğuz! (s. 84) Fransa’nın ulusal bayramı olan 14 Temmuz Milli Bayramı’nda muhteşem biçimde, bütün iğrençliğimle çürüyor olacağım mesela... (s. 87) Çünkü böyle bayramlar için hiçbir şey hissetmiyorum, kaderime hiçbir şekilde razı olmuyorum. Sizde de 15 Temmuz vardır mesela, bizden nicel olarak 1 gün farkla, niteliksizlik konusunda ise hiçbir farkı olmayacak şekilde... Artık sizde semavi dinin yerini bayrakaşığı din aldı, aynı bizdeki gibi. (s. 89) image.ibb.co/jy7XnK/p0.jpg G.S.Y. : Bizim de işte aynı senin gibi, her şeye rağmen az da olsa özgür olduğumuzu kendimize kanıtlayabilmek için Sen nehri kıyısına uzandığımız oluyordu. (s. 489) G.S.Y. : En çok da Paris ve Rancy sokaklarında yalnızlığımla birlikte gecenin sonuna yolculuk etmeyi severdim bir zamanlar. Bu durumda gecenin içindeki yolculuğunuzu tek başınıza sürdürmekten başka çare de kalmıyor zaten. (s. 418) İşte Paris’te gecenin sonuna yolculuk eden yalnız bir insan : image.ibb.co/irc41e/p2.jpg Nereye gidiyor bu adam böyle tek başına? Kim bilir neler düşünüyordur günlük yaşamında? Rüyasında neler görüyor? Kollarını niye sanki kendisini koruma tarzı bir istemle kavuşturuyor? Picasso’nun Repose adlı tablosundaki gibi bir ebedi istirahat metaforunu ve gecenin sonuna kadar uyumayı mı arzuluyor dersin? Kendisine dünyanın diğer her yerindeki gibi ırkçılık yapılmasından mı korkuyor olmasını istersin? Bu soruları cevaplamak her zaman çok zordur. Ben ise bu soruların hepsinin içine tükürmeyi yeğliyorum. G.S.Y. : Daha öteye de gidilemezdi, çünkü daha ötede yalnızca ölüler vardı. (s. 406) Eninde sonunda, bir karar verip ineceğiz sokağa, aramızdan yalnızca biri, ikisi, üçü değil, topumuz. (s. 396) Hadi bağıralım o zaman hep beraber ulan! Her şey gece için! Benim sloganım bu! Uyku durak yok geceyi düşünmek gerek! (s. 448) Kinyas ve Kayra : Her şey gece için! Beyaz Geceler : Her şey gece için! Ademoğlu Neredeydin? : Her şey gece için! Gece : Her şey benim için! image.ibb.co/koWduz/her_sey_... Gecenin sonuna ulaştığımız yerde ise kitabın çevirmeni olan Yiğit Bener’in bütün insanlığa bir çift lafı var : Silah alacaklarına ya da uyduruk biblo koyacaklarına evlerine, kitap alıp koysunlar... bir gün merak edip bir okuyanı çıkar belki! *Epigrafta bahsi geçen şarkı : youtube.com/watch?v=jWFb5z3...
Edebiyat
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
··
3.392 Gösterim
16 Yorum
Fotoğraflar çok dolu çok uyumlu çok çarpıcı. Eline sağlık.
Celine bu romanında, Allahsız bir sağcıyı oynar. Sağcı ve tanrı? Kasıtlıdır seçimi oysa. Küfür yemek ister soldan. Sol boş durmaz tabii. Senin ananı, ecadadını, memleketini, külliyeni, lambanı, aydınlığını... Roman boyunca, askerliği geride bırakana kadar, öyle çok atlardan bahseder ki adamın at olası gelir. (Benim açımdan böyle, yoksa kitapta at izi azdır:))) Herkesi sever de Yahudilerden nefret eder. Bir nevi cami duvarına işeme. Hakan Günday, çok sever ama neden sevdiğiyle alakalı acemi lafları ikna etmez beni. Komik çocuk. Oğuzcuğum kalemine sağlık.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
İlk paragrafına çok güldüm Metin Abi. Allah uzun ömür versin sana. :)) Militarizm ve milliyetçilik konusundaki görüşleri bugünün milliyetçi ülkeleri için epey anakronik oluyor. Yine de bu kadar şiddetli dışavurumlar okuması çok zevkliydi. Hakan Günday'ı yazma serüvenine başlatan yazar olduğu için bir saygıyı hak eder bence abi, ülkede aktif yazarlar arasında kaç kişi sayabiliyoruz zaten? En azından ben bilmiyorum. Herkes ölüleri okumayı seviyor. Eksik olma abi.
Yine oldukça emek verilen bir inceleme olmuş, kısa bir tiyatro metni okuduğumu hissettim yine, emeğine sağlık Oğuz, harikaydı...
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim dostum, Oyunlarla Yaşayanlar'a hazırlık yapıyoruz. :)
Yahu bizi bu incelemelerin müptezeli yaptın ya helal olsun sana :) çok beğendim, ağzına sağlık. youtu.be/AZ5WPXxNzPU
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Senin yüzünden sürekli Emre Nalbantoğlu dinleyip duruyorum Ayşe, yolladığın şarkılar bağımlılık yapıyor
Bu incelemenin alnı olsa da öpsem dedim bitince :) Oğuz çok değişik bir kafan var vallahi ama çok güzel çok özgün. Site için olmazlardan birisin bence. Ve bu kitap da bir okur için kesinlikle okunması gereken kitapların başında geliyor. Umarım bu inceleme ile daha fazla kişi merak edip okur. Kasım-Aralık gibi Necip abi, Kevser vs Taksitle ÖlümTaksitle Ölüm okuyacağız sen de gel istersen.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Sanırım ki yapmak istediklerimin çoğunu yapamadım, epey eksik sayılır yani. Yine de gece tek başına yürümek epey düşündürücü hissettirmiyor da değil, pek yaptığımız bir şey değil malum. Kesinlikle okunmalı Selman bence de. Kitabı edinebilirsem ben de katılmak isterim seve seve dostum. Düşüncelerin için teşekkür ettim.
Reklam
Bir sürü inceleme okuyacağım diye insanların sayfasını bombalamayım, kimseye yorum yazmayım dedim lakin çok eğlendim yahu, söylemeden geçemedim. Özgün bir adamsın Oğuz. :)
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Kübra, teşekkürler arkadaşım. Açıkçası ben de eğlenmesem böyle şeyler yapmazdım, iyi ki kitaplar var. :)
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.