Gönderi

9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2019 55. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2019 10:30
Vadideki Zambak’ı ikinci kez okudum. İlk okuyuşumda özellikle kırlardaki çiçeklerin anlatıldığı kısımlarda betimlemelerin fazlalığı nedeniyle rahatsız olmuştum. Dahası Balzac’ı betimlemeyi abartan bir yazar olarak değerlendirdim. Ve bu sitedeki bir yorumda bu rahatsızlığımı paylaştım. Belki bunda daha önceki okuduğum çevirinin de payı olabilir. İkinci okuyuşumda Kübra ‘ nin Klasikler ve Çevirmenler iletisini (#26528064) dikkate alarak İş bankası Yayınlarından Volkan Yalçıntoklu çevirisiyle okudum. İncelememe başlarken Sait Faik’le ilgili bir giriş yapmaya çalışacağım. Sait Faik öncelikle: “Ben herhangi bir ḳāriʾ değilim, yazar okuyucuyum” diyor. Daha sonra ise bir yazardan bahsedildiğini duyunca: “Ondan yazar olmaz, daha balık çeşitlerini bilmiyor” diyor. Dolayısıyla, kitap yazı ve şiir atölyesinde ders konusu olarak verildiği için; ikinci okuyuşumda kurguyu takip ederek, nasıl yazıldığına, cümleleri kurma şekline, anlatım diline, gizli ve açık mesajları nasıl yerleştirdiğine dikkat ederek okumaya çalıştım. Bu kadar farklı iki sonuca nasıl ulaştığıma hayret ettim ve kitaba hayran kaldım. Ortalamamın çok üzerinde paylaşımlar yaptım. Demek biz hep aynı insan değiliz. İç dünyamızla ve okuma anındaki duygu ve beklentilerimizle farklı sonuçlara ulaşabiliyoruz. Diğer önemli bir nokta ise; yazarın botanik bilgisi ve kırlarla, çiçek ve aşk üzerine yaptığı benzetmeleri dikkatle okudum. Ve Sait Faik’in bahsetmeye çalıştığı bu olmalı diye düşündüm. Tanpınar’ın musiki eşliğinde hikâyeyi taşıması gibi burada da demet demet çiçeklerle bir aşk hikâyesi taşınıyordu. Kitap hakkında giriş bilgisi olarak şunu söyleyebiliriz: Vadideki Zambak, 1836 yılında ilk yayınlandığında beklenen ilgiyi görmez ve Balzac’ın o dönemde en az satılan romanı olmuştur. Ama yazar eserine olan güvenini asla kaybetmez. Ve onun kitaba olan derin inancı eseri bugünkü başarıya kadar ulaştırır. Bugün bazı yazarlar tarafından Balzac’ın başyapıtı olarak kabul edilir. İşte 1836’larda ilk okuyup beğenmeyen, Daha sonra 2019’da okuyup beğenenlerden biri benim :) Bu noktadan sonra kitabı daha detaylı aktarabilme amacıyla hikâye hakkında fazla derine girmeden rahatsız etmeyecek derecede spoiler bulunabileceğini vurgulayarak devam etmek istiyorum. Hikâyemiz, istenmeyen bir çocukluk geçiren Felix’in sağlığının düzelmesi için kırlara gönderilmesi ile başlıyor. İncelemenin başında ifade ettiğim betimlemeler burada başlıyor. Ve doğal güzellikten etkilenen kahramanımız âşık olduğu kadını bu vadinin zambağı olarak simgeliyor. Kontun krallık ordusundaki yenilgi ve sürgün sonrası gergin ve tutarsız davranışları kontesi evlilikle ilgili büyük bir hayal kırıklığına uğratır. Ve şatodaki yaşantı ve karakter tahlillerinin anlatıldığı bu bölümde yazar oldukça başarılıdır. Burada özellikle kitaba damgasını vuran mektuplardan bahsedilmesi gerekiyor. Birincisi kitabın girişinde Nathalie’ye yazılan mektup ile kitabın sonunda Nathalie’nin yazdığı mektup. Diğerleri ise; kitaba önemli ölçüde değer katan kontesin yazdığı mektuplardır. Mektuplar aracılığıyla insan, toplum ve kurallar üzerine yazar önemli denemeler ortaya koyar. Aşığa yazılan öğütler şemsiyesi altında ahlak ve değerler üzerine göndermeler yapılır. Mektupların gerek yazışma, gerek vasiyet şeklinde olsun son derece samimi ve öğretici olduğunu düşünüyorum. Ve bu romanda kitabın kurgusunun tamamlanması ve mesajların yerine oturtulması için son derece ustalıkla yerleştirildiğini gördüm. Özellikle kontesin Felix’e yazdığı iki mektupta yazarın hayat hakkında söylemek istediği birçok mesajın kuvvetli bir şekilde aktarıldığını görüyoruz. Felix Paris’e giderken kontesin onun karşılaşacağı iş, siyaset, çevre ve kadınlar hakkında her şeyi önceden görüp uyarma amacıyla yazdığı mektup, yazarın tüm birikimine ışık tutacak derece kuvvetliydi. Yine kontesin öldükten sonra aşığına okuması için bıraktığı mektup; aşk, fedakârlık, inanç ve ihanet kavramları açısından son derece etkili ve öğreticiydi. Ben genelde batının anladığı aşk kavramının fiziksel ve fayda merkezli olduğunu, doğudaki aşkın ise duygusal, manevi ve fedakârlık eksenli olduğunu düşünüyorum. Nitekim Leyla diye yola çıkan birçok âşık ya fiziki olarak verem derdine düşmüş veya manevi olarak Mevla’ya ulaşmıştır. Elbette günümüzde doğu ve batı diye bu kadar net sınırlar çizmek mümkün değil, ama kültürel olarak böyle bir kaynaktan beslendiğini düşünüyorum. Zweig’in(Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu) ‘nda işlenen uzaktan sevme temalı romanında bile tek taraflı dahi olsa, bir faydaya uzandığı ve ulvi olmaktan uzak olduğu görülebilir. Daha fazla derine inmeden kitabımıza dönüyorum. Bu romanımızda ise; yazar, aşk, fedakârlık, annelik ve ihanet kavramlarını iki kadın karakter üzerinden sorgulamamıza imkân tanıyor. Âşık olan, fakat çocuklarından vazgeçemeyen Fransız kadını ile yine aynı kahramanımıza âşık olan ve aşkı için ailesi, serveti ve itibarından vazgeçen İngiliz kadınını karşılaştırma imkânı buluyoruz. Tabi her ikisi de evli olan kadınların eşlerine ihaneti ve bu ihanet için zemin sağlayan büyük hoşgörü konusuna girmiyoruz. Zira buradan çıkmamız zor olur. Ben özellikle çocuklarından vazgeçebilme noktasına ve yazarın hangi tarafı tuttuğuna dikkat çekmek istiyorum. Yazarımızın İngiliz soğukluğu ve menfaatçiliği aleyhine bir duruşu olduğunu ve Lady Dudley üzerinden bütün İngiliz kadınlarını suçladığını söyleyebiliriz. Markizin aşkının yüzeyselliği anlatılırken; Britanya’lılara özgü bencil tutumu ve aşkına dünyayı boyun eğdirtme vurgusuyla yine İngiliz düşünce dünyasına bir gönderme yapmaktadır. Bir diğer konu ise; Protestanlık ve Katoliklik karşılaştırmasıyla yine Fransız kadınının dini duyarlılığı ve erdemleri ön plana çıkarılmaktadır. Ve kitabın ana özünün; Kontesin aşkını yüreğine gömüp, erdemin yüceliğine vurgu yapması ve aşığını değil çocuklarını tercih ederek ölüme gidişine varan bir yüceltme ile yazar tarafından ödüllendirildiğini düşünüyorum. Gerek kitaplar, gerekse sinema ve tiyatro olsun, insanın iç dünyasındaki çelişkilerin anlatıldığı eserleri son derece dikkat çekici buluyorum. Beş Katlı Evin Altıncı Katı ‘ da olduğu gibi. Burada ana karakter Felix’in iki aşk arasındaki çelişkisi, diğer iki kadın karakter Kontes ve Markizin aileleri ve aşkı arasındaki çelişkileri, daha sonra iki kadının birbirlerine karşı tutumlarını belirlerken yaşadıkları çelişkiler uzun uzun incelenir. Daha sonra, tanımadığımız Nathalie kitabın sonunda yazdığı mektupta bütün bu çelişkileri Felix’e gösterir ve kahramanımızın etik yönden muhasebesini yaparak kitabı finale taşır. Son olarak söylemek istediğim kontesin bu kadar yoğun aşk duygusunu annelik vurgusuyla taşıması, kızını aşığıyla evlendirme çabası ve Felix’in yaşayamadığı anne baba sevgisini ve korumacılığını bu aşkta araması ilginç olan ve buralardan bakınca anlaşılması çok kolay olmayan kitabın başka bir yönüydü. Kitaba geri dönüp baktığımda aklımda özellikle kalan noktalar; çelişkiler, sorgulamalar, vicdan azabı, kıyaslamalar ve özellikle kontesin ölüm döşeğinde Felix’ i karşılaması oldu. Konunun ve mesajın tamamlanması adına başarılı bir sahneyle sayfanın kapatıldığını düşünüyorum. Sayfalar kapansa da artık ara sıra açılması gerektiğini biliyorum. Eksiklerimiz olabilir ama kitaba özür mahiyetinde elimden geleni yaptım:) hizliresim.com/4jBDZG Keyifli okumalar dilerim…
Edebiyat
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553bin okunma
··1 alıntı·
22,5bin Gösterim
21 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yorumunuzu okumadan önce bende detayları görmezden gelerek okuyordum ve yazarın fazla betimlemeye girmesi benide sıkmıştı. İncelemeniz sayesinde betimlemelere daha önem vererek okumama devam ediyorum teşekkürler.
Resul Bulama
Gönderi Sahibi
Günümüzde bu çizginin dışına çıkılmışsa da, klasik anlatımda Balzac bunu ustalıkla yapmış ve kendi dönemini ve sonrasını önemli ölçüde etkilemiş. Katkınız için teşekkür ediyorum :)
Elinize sağlık Resul Bey. Bu kitabın bende özel bir yeri var. Uzunca bir dönem kitapsız geçirmek zorunda kaldıktan sonra tekrar okumaya başladığımda akrabamdan iki kitap almıştım biri yerli yazar ve bomboş, hiçbir edebî dili olmayan manevi hislere yönelik bir kitaptı. Diğeri de buydu. İlkinden sonra bu kitabı okuyunca öyle sevdim öyle sevdim ki o betimlemelere bayıldım. İşte edebiyat budur, boş kitaplarla vakit harcamamalı demiştim. Edebiyat açlığımı farkına varmıştım... :)
Resul Bulama
Gönderi Sahibi
Siz kitabı ilk okuyuşta anlamışsınız demekki. Ben ikincide anlayabilmişim :)) Sizin için değerli bir kitap olduğu için ben de hatırlatmış olduğuma sevindim. Hep iyi kitaplara rastlamanız dileğimle...
Ben de yeniden okumayı planlıyorum bu kitabı.O yüzden çok yönlendirici oldu benim için.Yayınevi konusunda kararsızdım. Yorumlarınızın ici dopdolu,elinize sağlık. Sizden farklı olarak ben ilkinde de cok sevmiştim:)Ama yaşım cok kücüktü. Şimdi daha da cok sevecegim anlaşılıyor. Tesekkur e derim bu güzel inceleme için.
Resul Bulama
Gönderi Sahibi
Beş Katlı Evin Altıncı Katı ilk önce tiyatroda izleyip beğendiğim bir oyundu. Bu site vasıtasıyla kitabı olduğunu öğrenip okudum. Benim için yeri çok farklı bir kitaptır. Kitabın ana ekseninde aşk olduğu için aşk romanı olduğu söylenebilir belki. Ama psikolojik tahlilleri ve karakterlerdeki dönüşüm ve tereddütleri işlemesi yönüyle çok beğeniyorum. Yalnız ne yazık ki yeni baskısı yok, ben kütüphanede bulmuştum...
Yazarın çok benzetme ve betimleme yapmasından dolayı ben de ilk başlarda çok zorlandım. Bırakmayı bile düşündüm. Ama klasik olmuş bir kitabın illaki beni saracağını düşünerek devam ettim. Sonlarında gerçekten iyi ki bırakmamış ve okumuşum dedim. Son mektubu okuyunca aklıma direk " Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu " kitabı geldi. İnceleme yapıp bunları yazmayı düşündüm. Lakin ilk olarak sizin incelemenizle karşılaştım. Okudum ve dedim ki bu yazının üzerine yazı olmaz. Çok güzel inceleme olmuş. Elinize sağlık. Kitaba bakamadığım açılardan bakmayı gösterdiniz. Teşekkür ederim.
Resul Bulama
Gönderi Sahibi
Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Fakat sizin de yazmanızı tercih ederdim. Okumayı teşvik etmesi kadar yazmayı da teşvik etmesini isterim. Her okur kendi geçmişi ve birikimiyle farklı bakış açıları sunar bize. Burayı zenginleştirecek olan da budur. Madem ki yazmayı düşündünüz, vazgeçmeyin lütfen. Kitap, yazacak kadar sizde iz bırakmış demektir. Bir de sizin kaleminizden okumak isterim. Bekliyorum efendim :)
Nasıl güzel notlar almışsınız Resul Bey, ben de dolduruyorum böyle çok sevdiğim kitaplar söz konusu olduğunda. Hafızamı tazeledim sayenizde, emeğinize sağlık güzel bir inceleme olmuş.
Resul Bulama
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Nesrin Hanım. Dikkatli okumaya çalıştım, hepsini birarada görünce onu da paylaşmak istedim. Kağıda dökenler var mı diye görmek için. Bu kağıtların bir de arka yüzü var :)) Herşey sonunda klavyede yazılması gerekse de, kağıt kalem olmadan eksik kalıyor bende. Telefonla daha iyi yazan arkadaşlarım da var. Ama benim için önce kağıtla başlayıp sonra yazıya dökülmesi gerekiyor. Değerli katkınız için teşekkür ediyorum :))
Reklam
Kimi okuyanın tamamlayamadan kenara bıraktığı ya da hatırla-zorla tamamladığı, kiminin de okuyup tek seferde vurulduğu kitap :) Nilüfer Hanım gibi ben de ikinci gruptayım bu arada :) Yıllar önce okuduğum zaman kitabın kapağını kapattığımda oldukça etkilenmiştim. Felix ne kadar yaramaz bir adamdıysa, Henriette de o kadar olgun ve efsane bir karakter olmuştu benim için. Bu sebeple belki, yeri bende başka olan en sevdiğim kitaplardandır. Botaniğe pek merakım yoktu okuduğum zaman ancak, tasvirlerin kuvvetli oluşu ve detayların çokluğu aklımda kalmıştır hala. Merak ederim ara ara "bu kitabı ileride okursam tekrar acaba ne düşüneceğim?" diye, ileride tekrar okumayı planladığım kitaplardan biridir o yüzden. Sizin de ikinci okumanız oldukça güzel olmuş anlaşılan. Epey gözlem yaparak okumuşsunuz, kağıtlar da şahit olmuş :) Elinize sağlık, güzel ve detaylı bir anımsatmaydı.
Resul Bulama
Gönderi Sahibi
Emin Hocam, artık tekrar okumaların önemine inanıyorum, dediğim gibi belki bir seferde anlamıyor olabilirim. İyice anlamak için tuttum notları:)) Artık ne kadar anlayabildiysek, kusurumuz affola. Son olarak Henriette'in yüceliği konusuna aşk açısından katılıyorum ben de, yalnız o bile hayatının sona ereceğini anlayınca fedakarlığını sorguluyor, bu kısmı da ayrı bir yere sahip bence. Katkınız ve güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum. Selam ve muhabbetle...