Gönderi

KARI-KOCA, METRES, SEVGİLİ VE YOSMA
8/10
·223 syf.··
2020 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2020 09:36
Baştan sona, her bir kelimesinde, kitaba dair her bilginin, her sonucun, her nedenin olduğu bir inceleme yazısıdır. Kitabı okumayanlar, eğer olayların sonucu ne merakıyla okuyacaklarsa, bu incelemeyi
İlişkiler
İklimlerAndre Maurois · Helikopter Yayınları · 20083,463 okunma
··
3.207 Gösterim
13 Yorum
Hepimiz her şeyde aşağı yukarıyız der Camus. Burada anlatılan kişilerin aşağı yukarılıkları da kişiden kişiye değişiklik gösteriyor. Sebep sonuç ilişkisi arasındaki sıkı bağ belki de bu kadar keskin bir yoruma itmiş belli yerlerde sizi. Philippe'in merkezinde olduğu bu insanların sevgi - değer arasında nasıl sıkıştığını, bunaltılar, buhranlar geçirdiğini okuduk. Olaya basit ve klasik yaklaşırsak sevenin değer görmediğini dilimizin ucunda ısıtır ısıtır söyleriz. Açıkçası okurken benden de böyle veryansınlar yükselmedi değil. Fransa'nın düzenine resmen "diss" atmışsınız. :) Öncelikle katolik bir ülkedir Fransa, hıristiyanlar içerisinde en tutkun dindarlar katoliklerdir diyebilirim. Nasıl kendi ülkemizde dini inanışlarına sahip çıkarak yaşayanlar varsa sözde dindarlar da mevcut. Gerçi karakterlerin dini görüşü pek yer almıyor diye hatırlıyorum. Daha çok ahlaki değerler üzerinden psikolojik bir yaklaşım sergiliyor yazar. Diyeceğim o ki; tüm Fransa'ya yüklenmek yerine Philippe'in ailesi (daha doğrusu teyzesi / halası) olan kişi etrafında toplanan aydın / sosyete topluluğunun yozlaşmışlıktan söz etmek gerekir diye düşünüyorum. Evlilikten dem vurmuşsunuz o konuda da şunu söyleyebilirim: Evlilik, Fransızlar için de bağlayıcı bir kurum. Örneğin Solange'ın evliliği. Kimin eli kimin cebinde olmayan bir evlilik gibi gözükse de tüm çıkarların dayanağı evliliktir. Philippe'in Odile'i arayarak neredesin diye sorma hakkıdır. Veyahut ailesinden kopararak kendi evinde beraber yaşama hakkıdır. Her ne kadar rahat bir yaşam tarzına sahip olsalar da günün sonunda evli evine gidiyor. Karşıdakine duyduğu sevginin en uç iddiası da evliliktir. Seninle bir ömür yaşayabilirim, yaşamak istiyorum demek. Bu sebeple evlenmiş olabilirler :) Kitapta geçen bir alıntı çok hoşuma gitmişti: ''yaşamı daraltan onu herkesle paylaşmaktır.'' Hangi karakterden çıktı bu söz hatırlamamakla beraber nasıl bir haklılık içeriyor değil mi? Burada Philippe'in Odile'e yaptığı, Isabelle'in de Philippe'e yaptığı bu aslında. Hayatın her alanında onun olmak, tüm insanları silip her şey, herkes olmayı istemek. İlginin müthiş ısrarcılığı. Sonunda sevilen kişi kendini boğucu bir meydan muhaberesindeymiş gibi hisseder. La Casa De Papel'de şöyle bir diyalog geçmişti: İhanet aşkın özünde var. Eğer böyleyse aşka da aşk olsun! :) İncelemeniz çok büyük bir emek içeriyor. Cidden çok beğendim. Tez yazmışsınız resmen, zaten bu kitaba da böyle bir inceleme yakışırdı. Uzun zamandır okuduğum en güzel incelemeydi. Ellerinize, emeğinize sağlık. :)
Sizin yorum da inceleme alt kümesi gibi olmuş :) Herkesle paylaşılan daralmış hayatları izlerken tam da... Okurken dikkatimi çekti... :)
4 yanıtı göster
Kübra A. geri dönmüş :) Kübra, kitabı okumamış, yemişsin sanki :) Ve bence okumak böyle olmalı. Olumlu ve olumsuz yanlarıyla, yazarla bir yolculuğa çıkar gibi, kitabın bütünündeki mesajları yakalamalıyız. Yazarın konumunun gücüne kapılmadan; her söylediğinin peşine takılarak değil, farkında olarak birikiminden alacağımızı almalıyız. Hele de böyle tamamını biraraya getirerek aktarabilirsek, Kübra A. stiliyle bir inceleme olur. Emeğine sağlık, devamının takipçisi olacağız :))
Önceki 2 yanıtı göster
Yok abi, sana ayrıca anlatırım, ciddi vakit sorunum var. :) Dediğin gibi okurken not almak, inceleme yazmayı kolaylaştırıyor. Fakat benim bir kitap okuyuşum var, hem yerde hem gökte. Bulduğum her yerde. Bu yüzden her zaman not alamıyorum. Senin disiplinin daha sistemli.
Eline sağlık öncelikle , çok detaylı anlatmışsın , uzun olmasına rağmen yazı üslubunla kolayca okundu. Bir şeyler söylemek istedim bakalım ne kadar olursa. Önce şunu bilmeliyiz ki her devirde her çağda insan denilen yaratığın bilinçli ya da bilinçsiz soyunu devam ettirme dürtüsü isteği var. Mesele senin dediğin gibi ne kadar " eşrefi mahluk" olup olmadığımız bu süreçte.. Çetin Altan rahmetli bir konuşmasında şöyle demişti , "Aşk cinselliğin kibar halidir" Eh yani büsbütün yadsınamaz bu görüş. İki insan arasında aşk varsa cinsellik de beraberinde doğal , tabi 60-70-80 yaşlarında değillerse. Fakat şu da var elbette , aşk cinselliği kapsar ama cinsellik aşkı kapsamaz.. Yani kuru bir cinsellikle bir yere varılmaz.. Kadın ve erkeğin doğasının - ya da fıtratı da diyebiliriz - elbette çok farklı olduğunu da unutmayalım. Kabaca söylersek , kadın ait olmak ister , erkek sahip olmak ister. Örneğin bir erkek bir senede yüz tane kadınla birlikte olup yüz tane çocuk sahibi olabilir , buna karşın bir kadın bir senede yüz tane erkekle birlikte olsa sadece bir tane çocuk sahibi olabilir. Biraz da İslam açısından bakalım mı ? Bilgim azdır ama birkaç kelime etmek istiyorum. Bu dünyada senin dediğin anlamda dost-sevgili modelini en güzelinden yaşamış çiftlerin belki de en başlarında Hz. Ali - Fatma gelir değil mi ? Fatma çok genç yaşta öldü , sonrasında eşi ne yaptı , birkaç evlilik daha yaptı. Bildiğim kadarıyla birkaç ay dışında hayatında hiç bekar yaşamadı ilk evliliğinden sonra. Bizler 25-30-35-40 gibi yaşlara gelip bekar gezen müslümanlar ne haldeyiz ? Sen bir müslümanın hem bekar olup hem müslüman hayatı yaşayabileceğine inanıyor musun ? Ben inanmıyorum. Bunu mümkün görenleri de saflıkla itham ederim , hele bu çağda , aslında her çağda. Dostluk , fedakarlık , aile olmak , yetinmek , sevmek gibi kavramlar olmayınca malesef durum bu kitaptaki gibi veya senin incelemende anlattığın gibi oluyor. Pek toparlayamadım ama daha fazla uzatmayayım :) Teşekkürler.
Allah herkese hayırlı huzurlu evlilikler, beraberlikler nasip etsin. Bir yaşa ve şartlara bağlı olarak, insan aşkı arzulayabilir, bekleyebilir ama bir noktadan sonra sanırım seçimini huzurdan yana kullanmak zorunda. Bu yüzden gençlik yıllarında atılacak adımlar ve yapılacak seçimler çok önemli. İnançlı bir insan için günahın bahanesi olamaz. Ümit etmeli, dua etmeli ve çaba göstermeliyiz. Bu yüzden umarım günahın ensemizde olduğu bu çağda, elif gibi dimdik olmayı seçenlerden oluruz. Yorumun için teşekkür ederim.
Baya kahvemi falan alıp oturdum incelemenin başına:) Hatta başlarken 1k’ya “Kübra’nın İklimler incelemesini okumaya başladım, 7.sayfadayım falan diye not düşebilirdim öyle bir imkan olsaydı:) İlk satırlardan itibaren tipik bir Kübra incelemesi olduğunu anlayınca rahatladım. Sonrası da su gibi aktı... Bu kitabın dili olsa ve okurunu kendi seçse sanırım kollarını açar ve koşar adım sana doğru gelirdi. Bazen senin bazı kitapları okuduktan sonra benim meşhur ‘Firmin’im gibi ucundan bir ısırık falan kopardığını düşünüyorum:) Çünkü bu sorgulama, bu analizler, karakterlerle kurulan empati, ve nihayetinde ortaya çıkan ve ‘kitabı yaşamak’ dediğimiz şey bence salt okumakla erişilebilecek bir level değil:) Kitabın kendisine gelirsek, incelemenin bana en büyük faydası kitabı okuma listemden çıkarmak oldu:) Çünkü ben merkezinde bu denli yüksek dozda aşk, ilişki yaşanan kitapları okumakta gerçekten çok zorlanıyorum... 11 yıldır evliyim ve öncesinde ortalama 3-6 ay süren ilişkiler yaşadım. Bu konuda tüm duygu ve deneyimleri tattım ve köşeme çekildim:) Biraz acımasız oldu ama gerçek bu benim için... Batı kültürü rasyonel akla dayalı... Hayata dair her konuda batı insanı, ama açıktan ama bilinçaltından hesap kitapla iş yapar. Bireycilik çok farklı bir boyuttadır. Dünyanın merkezinde bireyin kendisi vardır. Mesela son 20 yılda bize de bulaştırdılar bunu... O yüzden ilişkilerini de, aşklarını da, evliliklerini de bu bakış açısıyla yaşarlar. Doğu kültürü ise tam tersidir özünde. Aşkın çıtasını Allah aşkı ile en yükseğe çekmiştir daha baştan... İnsana duyulan aşkta da bunun bir yansıması vardır her daim. Batıda hiç kimse birini kendisinden daha çok sevemez. Bizde ise bir kıvılcıma bakar. O yüzdendir ki, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Yusuf ile Züleyha, Tahir ile Zühre, Aslı ile Kerem gibi büyük aşk efsaneleri hep doğu kültüründen çıkmıştır. Bizdeki aşk dağ deldirir, çöl aştırır... Anadolu kültüründe ise eş kutsaldır. Türk sultanları eşlerine Han-ım diye hitap edecek kadar her şeyin üzerine koyar eşini. Araplarda böyle değildir mesela. Ensarın muhacire evini paylaştığı gibi kendi eşlerinden birini de paylaştığını söyleyen ilahiyatçılar var. Çünkü o kültürde kadının yeri daha farklı... Her neyse konu dağılmasın. Demem o ki, kitaptaki ilişki düzeninin ve kavramların birbirine girmesinin bizde bir kafa karışıklığı yaratması çok normal... Ancak dediğim gibi son yıllarda bizde de maalesef kale yıkılmaya başladı. Kitaptaki ilişkilere benzer ilişkilerin sayısı çoğaldı. Bundan 10 yıl sonra ne olur bilemeyiz... Oysa ki bizde öyle bir kavram var ki, dünyanın hiçbir dilinde, hiçbir kültüründe bir karşılığı yok: Gönül... Biz gönlüme düştü deriz, gönlümü ona açtım deriz... Gönlümü perişan etti deriz... O yüzden aşk, meşk, ilişki hepsi palavra bana göre... Allah herkese gönlüne göre birini nasip etsin der kaçarım...:) Kübracım böyle incelemeye böyle yorum:) Kusura bakma lafı uzattığım için... Ellerine, yüreğine, zihnine sağlık... Başından sonuna tüm zihninden süzüp getirdiklerini her zamanki samimi ve dobra üslubunla bizlerle paylaşmışsın... Konuşana değil de konuşturana bak demişler:) Selam ve sevgilerimle...
Yazarken çok yoruldum ama okuyanlar umarım keyif almıştır. :) Bazen kitaplara kendimi bu kadar fazla kaptırmasam, daha iyi olur muydu diye düşünüyorum. Ama insan kendinden kaçabilir mi? :) Firmin'i incelemen ile biliyorum abi, sanırım oldukça benzeriz. Resul Abi de kitabı adeta yemişsin dedi. "Kelimelerle beslenmek" tam olarak bu sanırım. :) Bireyciliğe değinmen öyle iyi oldu ki. Haklısın, bu kitap da başka kitaplar da toplumsal ve bireysel olarak değerlendirilebilir. Yazdım bunu bir kenara. Doğu kültürü de dediğin gibi duygusal yönü fazlasıyla ateşli. İkisinin de ortasını bulmak gerek sanırım. Araplarla ilgili değindiği şeye şöyle katılıyorum, bence de kadın onlarda çok değersiz ve İslam ile değerli hale gelmiş, ama bu bile ne kadar yetersiz görebiliyoruz. Çok derin mevzular. Ensar muhacir kısmına ise şöyle katılmıyorum; İslam'da nesep önemlidir. Bu yüzden bir kadın tek bir erkeğe bağlı olabilir. Çocuklarının babasının belli olması diye bir gerçeklik var. Yani bunu diyen ilahiyatçının niyetini sorgularım. Kadın ve erkek ilişkisi değerlendirildiğinde kimse kusura bakmasın, isterse de baksın, İslamiyet öncesi Türk toplumu der, geçerim. Göktengri toplumunun hayranıyım. Türk faşisti değilim, ama umarım bu sempatim başka türlü faşikleri rahatsız etmez. Türküler dahi bizim içli yüreğimizi anlatmaya kafi.. Aşk maşk hikaye dediğin gibi. Var mı taşın altına elini koyan, var mı dost arkadaş yaren olan bittiiii. :) İçerik olarak niteliksiz diye nitelendirebileceğim pek çok inceleme 100+ beğeni alırken, beğeni sayısının hiç önemi yok. Benim için önemli olan tek şey yorumlar abi. O yüzden hiçbir zaman yorumlarını eksik etme lütfen. Teşekkür ederim, selamlar. :)
Kesinlikle bu Odile, Kayıp Zamanın İzinde'deki Odette'nin evlenmiş hali. Marcel da Philippe. Son zamanlarda çok okuyan olduğu için gözüme çarptığından düşünmüştüm, ben niye sevememiştim bu kitabı, 20 yaşımdayken verileni anlamadım mı acaba demiştim ama buldum bu incelemede cevabı :) Edebi olarak ne kadar değerli olursa olsun, kurgudaki yapılması gerekenin çok açık olup biz okurlarca görüldüğü,ama oradaki karakterlerin yaşamı bu minvalde olmadığı için. Elinize sağlık çok güzel yazmışsınız, yaşadım tekrar.
Ben de anayasayfama bu kadar sık düşünce kayıtsız kalamadım, bu bir işaret olmalı dedim. Kitaptan türlü türlü ders alarak, yola devam. :) Kayıp Zamanın İzinde serisi, hâlâ uzak bir gelecek benim için. Göze alamıyorum. 200 sayfada word dosya dışında defter ve telefona binlerce not almış insanım, kaldıraram. :)) İnsan, seçimleriyle insan. Ahlaki anlayışı belli bir noktada olanın vicdanı ve seçimleri de buna göre şekilleniyor. Bu yüzden kitap insana çok şey düşündürse de sevdim demek zor. Kitabı okuyanların bu incelemeyi okuması benim için değerli. Bu yüzden teşekkür ederim. :)
Reklam
Kitabın sordurttuğu o sorular var ya Kübram... Geldim 40 yaşıma... Ben hala cevaplarıni bulamadım...teorik değil de pratıkte.. Aile olmayı başarabilmiş o güçlü insanlara da benim gibi acizlerden selam olsun...:)) Çok yorum yapamasam da, zira bal hikayesi vardır hani, bilirsin... Ahirzamanın en büyük imtihanı olan Bölüm 6' ya benden gelsin o zaman: 1- Hayat sevince güzel ya Ve hayat kısa, kuşlar uçarken... 2- Kalpleri evirip çeviren de O ya... Gün içinde tekrar okuyup ekleyeceğim.. Eline, kalemine, gözlerine, vaktine sağlık... Nasıl da emek vermişssin:)))))
Hayat insanlara çokça soru sorduruyor, umarım bir gün cevapları da alırız ablacığım. Hür ve güçlü olmaya yemin etmenin getirdiği iç rahatlığıyla yaşamaya devam, annelerdeki güç kimsede yok. :) Seni seviyorum. ❤️ Gerçekten çok fazla zaman verdiğim, uğraştığım bir yazı oldu. Teşekkür ederim. :)
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.