Gönderi

2/10
·80 syf.··
2020 42. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2020 20:26
(Kitapla ilgili yorumlarımı okumak yerine dinlemek/izlemek isterseniz: youtu.be/hUo7lJUHCLI ) Schopenhauer'in kadın düşmanı olduğunu düşünen insanlara sesleniyorum: Haklıymışsınız...
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer · Say Yayınları · 202016,8bin okunma
··1 alıntı·
18,8bin Gösterim
28 Yorum
Gayet güzel bir inceleme olmuş, geçen günlerde ben de Twitter'da bu konuda bir derleme paylaşmıştım ve bunun dönemin bakış açısından çok filozofların eksik yönü olduğunu düşünmüştüm. Çünkü anakronizmle değerlendirilip geçilecek kadar basit olmamalı bunun cevabı. Bu kadar zeki adamlardan bekleyebileceğimiz türden açıklamalar değil bunlar ayrıca, bir süre sonra şöyle bir beklenti oluşuyor hatta: "Bu adam madem filozof, neden bu konuda tamamen talihsiz açıklamalar yapıyor? Kendi zamanının ilerisini görüp kadınlara böyle şeyler dememesi gerekmez miydi?" Ayrıca fark ettiğim bir diğer şey de, şu incelemeyi yazan kısımda senin adını kapatıp yerine benim adımı koysaydık şimdiye kadar Schopenhauer fanatikleri tarafından ne karakterim kalırdı ne de bilgi ve deneyimim. Buna da "çifte standart" deniyor, içeriğe göre değil yazan kişinin kim olduğuna göre yorum yapıyor bazıları. Bunları sen yazınca gülücükler, yapay tepkiler, alttan almalar ama ben yazsam arkadan konuşmalar, karaktersizlikler ve çiğlikler. Bu site için varlığı önemli bir okursun fakat bu tür samimiyetsiz, çelişkili ve içten pazarlıklı insanların varlığının da farkında olmanı bekliyorum. İncelemen için eline sağlık Semih.
Önceki 1 yanıtı göster
Bence her insan mantıklı sebepler varsa eleştirilebilir, ben hep bunu savundum. Ama karşımda da bugüne kadar hep kendi sevdikleri yazarların veya filozofların eleştirilmesine dayanamayan duygusal okurlar gördüm. Sadece kendi yolumla ilgilenmeme rağmen senin bildiğin kişi ve etrafındakiler neredeyse her gün karalama kampanyaları düzenleyip yazdıklarım içerisinden sürekli hata ayıklamaya çalışıyorlar. Değerli okur olup olmamaları bir yana “insan” olunamadığı sürece okur olmanın ne önemi var ki? Benim kimseye duyduğum bir husumet yok fakat sebebini bilmediğim şekilde bir çekememezlikle sürekli haset dolu bir grup tarafından böyle bir şey görüyorum. Ben de beni dinlediğin için teşekkür ederim, senin incelemelerini de bu dediğim insan olmayı öğrenememiş kişilerin 50 incelemesine tercih ederim. Sevgilerimle...
Schopenhauer'un kadına olumsuz bakışında, hoppa bulduğu ve kendisini desteklemediği için kızdığı annesi Johanna ile sorunlu ilişkisi büyük rol oynamış. Üstüne üstlük aşırı hırslı ve kıskanç bu iki karakter arasındaki rekabet de had safhada. Bu yüzden annesi nezdinde tüm kadınları canavardan hallice tanımlamış. Yani Schopenhauer'u bile anlayabiliyorum da, günümüzde böyle düşünen "modern beyefendiler"in travması nedir, bilmiyorum.
Önceki 1 yanıtı göster
Elbette annesi ile olan ilişkisinin etkisi vardır. Fakat babası ile ilişkisi kötü olan kadınlar sayıca daha fazladır. O zaman kadınlar da bizimle ilgili böyle düşüncelerin içerisine girmeli :) Süha Bey, sizin yorumunuza katılamıyorum. Evrimsel süreç, uzun süren bir süreçtir; ama değişim kaçınılmazdır. Erkeklerin kadına bakış açısı zamanla değişebileceği gibi -ki Schopenhauer düşüncelerinin günümüzde çoğunlukla benimsenmemesi gibi- kadınların da eleştirilen yönlerini değiştirmeleri mümkün. Çözümü bulunamaz görmek bizi daha büyük bir çözümsüzlüğe götürür diye düşünüyorum.
200 yıl önce de erkekler tek eşli değil çok eşliydi. 2020 dünyasında da erkekler hâla çok eşli. Ülkeler istedikleri gibi çağdaşlaşmaya çalışsın, sivil toplum örgütleri istediği kadar tek eşliliği savunsun, bireycilik hiç önemli olmadığı kadar öne çıksın. Bunun adı belki yozlaşma yozlaşmadır, Boşanmaların çok artmış olması ve çocuklu, kariyerli ama boşanmış hâla güzel kalabilmiş kadınların evli erkeklerin ilgi alanında olduğu gibi azımsanmayacak sayıda evlilerin sevgilisi olmaları gerçeğini değiştirmiyor. İstisnalar için bir şey diyemem lakin tek eşlilik erkek doğasına aykırıdır kadın içinde cinsellik temeli ön planda olmayan başkaca sebeplerden dolayı doğalarına aykırıdır. Kadın ve erkekler evlilik kurumunun içine girerek imkansızı başarmaya çalışıyorlar.Sadakat er geç bitecek ama o evlilik devam edecek gereklilikler kişilerin kendi dünyasına göre. Şopenhaur haklı bence hoşumuza gitse de gitmese de.Doğamız budur, yüzyıllardır eğitilmeye çalışılan bir yön bu ama iddia ediyorum 10 evli erkeğin 8 inde sadakat çiğnenmiştir.Öyle tek gecelik de değil..Bence toplumsal yönümüz tek eşliliğe aykırıdır. Bir diğer tesbite de katılıyorum kadınım diye tüm kadınları aklayıp olmadıkları gibi meziyet yükleyemeyecek kadar sığlık ve basitliklerden sıkıldım. Bir çok kadın dış görünüşü, bedeni, cildi, makyajından çıkıpta aklını geliştirmeyle ilgilenmemekte. Çünkü güzellik erdemi hâla en güçlü ve geçerli erdem.. Bu iki tesbitinde haklıdır çoğunlukla.
Tek eşlilik konusunda söylediklerinize katılıyorum. Ben de erkeğin çok eşli olduğuna inanan ve bunu hisseden biriyim. Gerçekten de doğamız budur. Hem sizin bu konuda söylediklerinizin tamamına hem de Schopenhauer’in tespitlerine katılıyorum. Benim katılmadığım konu, kadının yılda yalnızca 1 defa doğurabileceği bilgisi üzerinden kadınların çok eşli olamayacağına yönelik tespitler. Yani kadınla erkeği bir kez daha ayrı tutması... Peki sizce kadınlar tek eşli midir, yoksa çok eşli mi? Kadınların güzellikle ilgilenip aklını geliştirmeye gayret etmemesi konusundaki yorumunuzun da haklılık payı var ama bu durumda vaktinin çoğunu spor salonlarında geçiren erkekleri nasıl konumlandıracağız? Aynı şekilde mi? O zaman kadınlarla ilgili genelleme yaparak onlara haksızlık etmiş olmuyor muyuz? Bu sebeple katılmıyorum. Yoksa çevremde Schopenhauer’in bahsettiği gibi çokça kadın var ama tam tersi kadınlar da var. O yüzden böyle keskin tespitlere karşıyım. Yorumunuz için teşekkür ederim. İlk paragrafta sorduğum soruya vereceğiniz cevabı özellikle merak ediyorum.
#82599256 Beni çileden çıkaran görüşlerinden biri bu olmuştu. Eristik Diyalektik gibi müthiş bir kitap yazmış, insan psikolojisi ve düşünce tarzı hakkında son derece tarafsız ve gerçekçi gözlemler yapabilmiş biri, nasıl olur da insan ırkını kadın-erkek ayrımı yaparak tanımlamaya gelince bu kadar taraflı yorumlar yapabilir, kadınları nasıl olur da "kötücül cins" olarak tanımlayabilir anlayamamıştım. Bir müddet sonra sizin dedğiniz yere geldim: Hayatındaki kadınlarla ilgili yaşadığı travmalar. Buna ek olarak yaşadığı zamanın etkileri de var tabi. Sonuç olarak Schopenhauer da ennihayetinde etten kemikten ve duygulardan oluşan bir insan. Her insan gibi onun da fikirleri yaşadıklarıyla güdümlü şekillenmiş. Bu kitaptaki tespit ve fikirlerinin pek çoğuna katılmıyorum. Ama sizin de dediğiniz gibi; derdimiz Schopenhauer değil. Derdimiz hâlâ Schopenhauer gibi düşünen kadınlı-erkekli kitle. Üstelik bunların pekçoğu da bu fikirleri benimsemelerini haklı çıkaracak travmalara maruz kalmamış insanlar. Yanlış ön kabul ve şartlanmalarla edilgenleşmiş ve bundan da rahatsızlık duymayan; sorgulamayan, sorgulatmayan, sorgulayanı da ahlaksızlıkla hatta zayıflıkla suçlayan insanlar bunlar. Ve gerçekten sayıca çok fazlalar. Uzattım kusura bakmayın. Yazacak çok şey var ama burada kesiyorum. Schopenhauer'a şeyh gibi tapmayan birinin incelemesini okumak güzeldi. Kaleminize sağlık.
Önceki 3 yanıtı göster
Yorumunuza katılmamak mümkün değil. Katkınız için teşekkür ederim.
4 yanıtı göster
Söylediklerinize ek olarak Schopenhauer'un kadın şemasında, annesi Johanna ile olan ilişkisi belirleyici bir rol oynamıştır. Yazarı seven birinin bu şekilde düşünmesi beni rahatlattı. Kaleminize sağlık Semih Bey :)
Mutlaka etkisi vardır evet. Teşekkür ederim Sümeyra Hanım :)
1 yanıtı göster
Reklam
#Arthuryalnızdeğildir :))) Kadınları sevmeseydi onlarla bu kadar uğraşmazdı.
Hiç bu konulara girmeseydi keşke :)
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.