Bazen insanı düşmanları değil, en çok sevdikleri yaralar."
Merhabalar canlarım
Ben geldim ve bugün sizlere hem kendisiyle hem de kalemiyle ilk kez tanıştığım, elimden bırakamayıp tek günde bitirdiğim Zeynep İzem'in Örümceğin Ağıdı kitabı ile geldim.
Dünya, yıllardır üç abisinin zoruyla İngiltere'de yaşamaktadır. Her ne kadar ülkesine dönmek istese de abileri buna kesinlikle izin vermez ve yaptığı her girişim başarısızlıkla sonuçlanır. Ancak bu kez kararlıdır çünkü büyük abisi Kayahan evlenmektedir ve Dünya daha gelin adayını bile tanımıyordur. Üstelik abisi, düğüne gelmesine de kesin bir dille karşı çıkmıştır.
Ama Dünya pes edecek biri değildir. Arkadaşının kimliğini alarak gizlice Türkiye'ye gelir ve abilerinin aklına bile gelmeyeceğini düşündüğü en güvenli yerde, yani onların en büyük düşmanının otelinde kalmaya başlar.
İşte tam bu noktada Eymir Ümit Valen ile yolları kesişiyor. İkili arasındaki atışmalar, Dünya'nın kılık değiştirmiş hâli ve Eymir'in ona karşı giderek artan ilgisi okumayı inanılmaz keyifli hâle getiriyor.
Dünya, düğün öncesi abisini uzaktan da olsa görmek isterken aynı gün yakalanıyor ve abileri onun düşmanlarının otelinde kaldığını da öğreniyor. Ayrılmadan önce Eymir'in adamlarından Oflaz, koluna numarasını yazıyor ve yardıma ihtiyacı olursa aramasını söylüyor. (İşte tam burada Oflaz'a içten içe bayıldım diyebilirim. )
Eve dönen Dünya ise çok ağır gerçeklerle yüzleşiyor. Ortanca abisi artık evde yaşamıyordur, ona ait tüm eşyalar ise müstakbel yengesi tarafından evden attırılmıştır. Yaşanan tartışmalar, kırgınlıklar ve kavgalar onları düğün gününe kadar getiriyor.
Fakat asıl olaylar düğünde başlıyor. Dünya, yengesinin aslında bir hain olduğunu ve düşmanları tarafından Kayahan'ı öldürmek için aralarına sokulduğunu
Uzun yıllardır engelli sorunları başta olmak üzere toplumsal konularda kaleme almış olduğum yazılarımla yerel gazete ile haber sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktayım. Yazmış olduğum yazıları aynı zamanda edebiyat sitelerinde de paylaşırım.
Yıllarca engelsiz bir Türkiye ve engelsiz bir Malatya yaratılabilmesi amacıyla birlikte omuz omuza mücadele ettiğimiz can dostum Yücel Doğanşahin’in, 3 Mayıs 2021 tarihinde vefat ederek aramızdan ayrılmıştı. Onun hatırasını yaşatmak adına Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı kitabı çıkarmıştım.
Çıkardığım kitabın geliriyle iki okulun kütüphanesine destekte bulunmuş ve bu konuyla ilgili de “Her kitaplık bir hapishane kapatır.” başlıklı bir yazı yazmıştım. Kaleme almış olduğum yazım 9 Ocak 2023 tarihinde hem Edebiyat Defterinde hem de başka bir edebiyat sitesinde “Günün Yazısı” olarak seçilmişti. Aynı gün şiir başlığında ise “Rıh” adlı şiiri ile “Günün Şiiri” olarak seçilen Ebru Asya olmuştu.
Onunla tanışmamız tesadüfen gelişen bu olay nedeniyle olmuştu. Güne gelen yazımı görüp okuduğunda etkilenmiş ve kütüphane projesine destek vermek amacıyla yorum yazarak benimle iletişime geçmişti. Onun adını ilk kez bu sayede duymuş oldum. Benim yazım ile onun şiiri aynı gün seçilmeseydi yollarımız muhtemelen hiç kesişmeyecekti.
Okullarda oluşturacağım kütüphane için yolladığı kitaplardan sonra da 6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız depremin ardından herhangi bir sorun yaşayıp yaşamadığımızı merak ederek aramış, bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sorarak kötü günlerin dostu olduğunu da göstermiş olmuştu.
O günden bugüne kadar da bayram, yeni yıl gibi özel günlerde iletişimde bulunan Ebru Asya, vefanın en güzel örneğini göstermeye devam etti. Ayrıca, can dostum Yücel Doğanşahin’in anısına çıkarmış olduğum Can’ım Tenimden Ayrıldı kitabı için de güzel
Gönül Kaçanı Kovalar'ı okurken hikâyenin akıcılığına rağmen anlatımın bana fazla basit geldiğini hissettim. Karakterler ve olaylar yeterince derinleşmediği için metin zaman zaman amatörce yazılmış izlenimi bıraktı. Roman, romantik türü seven okurları memnun edebilir; ancak ben dilde ve kurguda daha fazla edebi yoğunluk aradığım için beklediğim etkiyi yaratmadı.
Kitap mükemmel, yayın evi berbat.( Gönül Yayıncılıktan okudum). Türkçe yazım kurallarından haberleri yok. Kitapta çeviri yapanın adı bile yok. Nasıl yayınladıklarını tahmin ediyorum...
Kırık KanatlarHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202512,4bin okunma
Zülfü Livaneli’den okuduğum ilk kitaptı. Kitabı büyük bir hevesle almıştım ancak içimde bir ukde, birkaç küçük önyargı vardı. Kitap daha ilk sayfadan tüm önyargılarımı kırdı, içimdeki ukdeleri ortadan kaldırdı. Livaneli'nin yazım dili ve betimlemeleri beni o kadar etkiledi ki anlatamam. Türk edebiyatı okumaya başlamak istiyorsanız, bu kitapla başlamanızı şiddetle tavsiye ederim.
Bu kitap, benim gözümde sevginin en masum, ayrılığın en acıklı ve bekleyişin en sabırlı hâliydi.Beni en çok etkileyen nokta Leyla ve Selim’in sevgilerini büyük sözlerle değil, fedakârlıklarla anlatmaları oldu.
Zülfü Livaneli her şeyi o kadar güzel anlatmışki. Kadınların yaşadığı haksızlığı, adaletsizliği, fedakârlığı, bekleyişi, sevgiyi, direnişi...
Gönül isterdi uzun uzun anlatmak lakin kelimeler kifayetsiz. Tümü birer emare olarak kalıyor.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
Yepyeni bir dille yazım hayatına atılan yazarın ilk kitabı,her biri insanın ruhuna dokunan 8 öyküden oluşuyor.Yazar,yaşadığı coğrafyanın en karanlık günlerini anlatan birbirinden etkileyici öykülerle okuyucularıyla buluştu.Beni en çok sarsan öyküsü “İsmail’in Vedası” oldu.90’lı yıllarını aynı coğrafyada yaşamış bir çocuk olarak, o yılların korkunç atmosferini tekrar anımsama sebep oldu İsmail’in Vedası.Bazı öykülerin sonunda yazmaya devam edeceğinin işaretlerini bırakan yazarımızı merak ve sabırsızlıkla takip ediyor olacağım.Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap olmuş.