Aşk makâmi türlü makam, aklın ermez, Baştan ayağa zorluk, cefa, sıkıntı gitmez; Melametler, ihanetler eylese, geçmez; La-mekanda Hakk'tan dersler aldım işte. Aşk belası başa düşse, ağlar eyler, Aklını alıp, şaşkın kılıp, hayran eyler, Gönül gözü açıldıktan sonra giryan eyler, La-mekanda Hakk'tan dersler aldım işte.
Fatiha 1.Bölüm
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Kovulmuş, taşlanmış şeytandan rahman ve rahim olan Allah’a sığınırız. Daha önce rabbimizi isimlerinden tanıyalım, sevilmeye neden layık olduğunu bilelim ve onu, onun muamelesini sevelim diye sohbetlerimizi yapmıştık. Şimdi de hep beraber Fatiha Suresi’ni Kur’an’ın özü olarak nasıl anlayabileceğimizi, Fatiha’yı anlamasak olur mu, Fatiha’nın bize ne kazandıracağını, Fatiha’nın kulluğumuzdaki yerinin ne olduğunu öğrenmeye, anlamaya çalışacağız inşallah. Biri; “bismillahirrahmanirrahim” dediğinde; “benim rabbim rahman ve rahimdir, bana karşı merhamet sahibidir. Bana yaptığı muameleler rahmetinin eseridir, rahmetinin sonucudur. Beni yaratan, seven, rahmetiyle bana muamele eden odur. Allah bana nasıl bir muamelede bulunursa bulunsun, onun muamelesi güzeldir, ben onun muamelesini beğeniyor, kabul ediyorum; çünkü o benim rabbimdir” demiş olur. El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd, övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” Bu ayeti namazda Allah’a söyler, dua olarak okuruz. Namazda bu ayeti okuduğumuzda; “ya rabbi! Hamd, övme ve övülme senin içindir, sana layıktır. Övgüye layık olan sensin, ben de seni övüyorum ya rabbi! Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, ben seni överim; çünkü senin her işin övgüye layıktır. Bütün kâinatta ve varlıkta her ne varsa hepsini kâmil olarak, eksiksiz ve noksansız olarak yaratmışsın, bana da kâmil insan olayım diye dünya sahnesinde bir hayat tanımışsın. Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, senin o muamelen hamda, övülmeye layıktır; yani güzeldir, benim kazanabilmem için en
Sayfa 155·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Allah Vedud’dur (Devamı)
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Ellezîne yenkudûne ahdallâh: “Onlar Allah’a verdikleri ahdi bozarlar.” Min ba’di mîsâkıhî: “Onunla (Allah ile) sözleştikten sonra.” Onlar Allah’a söz verdikten sonra Allah’a verdikleri sözü, ahdi bozarlar. İnsan, Allah’a nasıl söz vermiştir? Allah’ın ayetlerini dinleyen biri “ben iman ettim” dediğinde Allah ile ahitleşmiş, Allah’ın emrettiği gibi iman edeceğini, islamda olacağını, teslim olacağını, ihsan sahibi olacağını; yani dini bütünüyle kabul edeceğini söyleyerek Allah’a söz vermiştir. Eğer kişi bunların arasını keser, ayırırsa sözünü tutmamış olur. Ve yaktaûne mâ emerallâh: “Onlar Allah’ın emrettiğini keserler (birbirinden ayırırlar).” Bihî en yûsale: “Onunla vasıl olmaları gerekirken.” Onunla, Allah’a verdiği o sözle, emirle Allah’a vasıl olmaları gerekirken o sözü keser, arasını ayırırlar. Bu ayet birçok manaya birden gelir, hangi manalara geldiğini izah edeyim; Onlar Allah’ın “birbirine bağla” dediği şeyi keserler; yani Kur’an ile peygamberin arasını keserler. Nasıl? -“Bize Kur’an yeter” ya da “biz sünnete uyuyoruz, bize ne gelmişse ona uyarız” deyip keserler. Sanki bu dinin kitabı Kur’an değilmiş gibi Kur’an ile dinin arasını keserler. Aynı şekilde Allah’ın esmasıyla Allah’ın arasını keserler. Biri, Allah’ın esmasını öğrenmediyse, Allah’ı, Allah’ın esmasından Allah’ın kendisini tanıttığı gibi tanımayıp, kendine göre bir hayal kurduysa Allah ile isimlerinin, sıfatlarının, esmasının arasını kesmiş olur. Allah; “iman sevmektir” dediği halde başka biri çıkıp; “iman inanmaktır” derse bu sefer anlamı kendine göre başka türlü yorumlamış, mana ile vahyin arasını, Allah’ın muradıyla, hikmetiyle hakikatin arasını kesmiş olur. Ve yufsidûne fîl ard: “Onlar arzda fesat çıkarırlar.” Ulâike humul hâsirûn:(Bakara
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Uşşak makamıdır bu çalan. Göçebe ruhların sesidir. Tınıları su tabiatı barındırır. Dinleyenin içine su misali akar, bazen çağıldar hatta. Gün batımında dinlemelidir. Kalp ve dikriz ağrılarına iyi gelir. Ayrıca sevdiğine kavuşamayanlar ve gönül yorgunluğuna tutulanlar için birebirdir. Zaten adı üstünde uşşak, yani âşıklar makamı..
Sayfa 141·Kitabı okudu
suskunluğun içinden yaratılış : 1
başlangıçta sükût var idi. ve her yer karanlık idi. ve yaradan yegâh makamında terennüm eyledi. ve bu ışıltılı nağme ile etraf nur oldu. ve nağme boşlukta yankılanıp geri döndü. ve yaradan, bu yegâh nağmenin güzel olduğunu gördü. ve akşam oldu ve sabah oldu, birinci gün. ve yaradan dügâh makamında terennüm etti. ve suların ortasında bir azim kubbe peyda oldu. ve kubbe ta arşa kadar yükseldi. ve nağme, işte bu kubbede yankılanıp geri döndü. ve yaradan bu dügâh nağmenin güzel olduğunu gördü. ve akşam oldu ve sabah oldu, ikinci gün. ve yaradan segâh makamında terennüm etti. nağme çöllerde ve enginlerde yankılanıp geri döndü. ve yaradan bu segâh nağmenin güzel olduğunu gördü. ve terennüme devam etti. nağme ile mest olan toprak, ot ve tohum veren sebze ve meyve veren ağaçlar hâsıl etti. ve akşam oldu ve sabah oldu, üçüncü gün. ve yaradan çargâh makamında terennüm etti. ve bu nağme, vecde gelip ışıl ışıl ışıldayan yıldızların ve kendisiyle, yaradan'ın hem gündûz'e hâkim olduğu güneş ve hem de geceye hâkim olduğu kamer'in bulunduğu göklerde yankılanıp geri döndü. ve yaradan bu çargâh nağmenin güzel olduğunu gördü. ve akşam oldu ve sabah oldu, dördüncü gün. ve yaradan pençgâh makamında terennüm etti. ve bu nağme, envai çeşit deniz canavarlarıyla ve türlü türlü canlı mahlûkatla kaynayan deniz dibinde ve çeşit çeşit kanatlı kuşla dolu semada yankılanıp geri döndü. ve yaradan bu pençgâh nağmenin güzel olduğunu gördü. ve akşam oldu ve sabah oldu, beşinci gün. ve yaradan şeşgâh makamında terennüm etti ve gelecek olan yankıya kulak kabarttı. ancak bu kez, nağme yankılanmadı. bununla birlikte yaradan baktı ki, uzaklarda bir yerden aynı makamda bir avaz gelir, hemen tanıdı. cins cins canlı mahlûkatın ve yürüyenlerin ve sürünenlerin ve denizdeki balıkların, göklerdeki kuşların ve
Makamı hiçlik
"Gönül evini temizle ki, asıl sahibi oraya buyur etsin. Sen 'ben' dedikçe, 'O'na yer kalmaz."