Gönül Demircioğlu

Okur-kişi, sen kim olursan ol, şu anda burada seninle yüz yüze olmak, gözlerimi gözlerine dikmek, ellerini sıkmak ve sana alçak sesle: “Yaşadığına inanıyor musun? Gerçekten, derinlemesine, yoğun yaşadığına? Bu hayatın sana, gençliğin ve ateşli gecelerinde belki hayalini kurduğun kadar güzel ve büyük görünüyor mu?” demek isterdim. Ve daha da alçak sesle, yavaşça, sana sormak isterdim: Gençliğin var mıydı? Derinliklerinde, kanında bir şeylerin mayalandığını, kaynadığını, kıpırdandığını, heyecanlandığını; dışarı çıkmak, taşmak, dünyayı bir alev gölü misali sular altında bırakmak istediğini içinde hissettin mi? Birkaç saatlik heyecandan, zalim bir gün batımından, bir şairin dizelerinden sonra sen hissettin mi; şahsen sen kendinin ilk kişi, hayatın kâşifi, dünyanın kâşifi olduğunu hiç hissettin mi? Ve bu yaşam sana zavallı, bu dünya sana küçük görünmedi mi? Yaşam aşkına ölümü arzulamadın mı? Uzak gökyüzünün önünde Büyük İskender’in hırsını tatmadın mı? Sana bunu sormak isterdim, çok aşağılık okur; burada durup sayfalar okuyan, eyleme geçmeyi bilmediğin, kendi adına yaşamayı bilmediğin için başkalarının hayat atışlarını dinleyen güçsüz insancık. Yaptığın eylem sana alçakça, kalleşçe, çok kalleşçe görünmüyor mu? Bir sandalye seni taşıyor, önünde birbirine bağlanmış kağıtlar, bu kağıtların üzerinde siyah simgeler var ve sen bu simgelere göz gezdiriyorsun ve ruhcağızın, simgelerin, senin uykulu imgelerini zorla uyandırması uyarınca gülümsüyor ya da ağlıyor, görüyor ya da seziyor. Ve belki de sen kitapları okuyarak yaşadığına inanıyorsun!
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Reklam

Gönül Demircioğlu

, bir kitabı okumaya başladı
Giovanni Papini
8.5/10 · 367 okunma

Gönül Demircioğlu

, bir kitabı okumaya başladı
Oğuz Atay
8.7/10 · 7,3bin okunma
Puan vermedi·166 syf.·
16 günde okudu
·
2024 28. kitabı
John Berger
8/10 · 7,6bin okunma
Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir. Ne var ki başka bir anlamda da görme sözcüklerden önce gelmiştir. Bizi çevreleyen dünyada kendi yerimizi görerek buluruz. Bu dünyayı sözcüklerle anlatırız ama sözcükler dünyayla çevrelenmiş olmamızı hiçbir zaman değiştiremez. Gördüklerimiz ile bildiklerimiz arasındaki ilişki asla durulmaz. Her akşam güneşin batışını görürüz. Dünyanın güneşe arkasını dönmekte olduğunu biliriz. Ne var ki bu bilgi, bu açıklama gördüklerimize uymaz hiçbir zaman. Gerçeküstücü ressam Magritte Düşlerin Anahtarı adlı resminde sözcüklerle görülen nesneler arasında her zaman var olan bu uçurumu yorumlamıştır.
Sayfa 7·Kitabı okudu
Reklam