Samed Behrengi Sevgi Masalı Kitap İncelemesi
Puan vermedi
--- Samet Behrengi – Sevgi Masalı | Kitap Eleştirisi Herkese merhabalar! Okuduğum kitapları eleştirip önerdiğim serimizde bugün Samet Behrengi'nin "Sevgi Masalı" adlı kitabı ile karşınızdayım. Kitap Hakkında Samet Behrengi'nin Sevgi Masalı kitabı ilk bakışta çocuklar için yazılmış sıradan bir masal gibi görünse de aslında her yaştan insana hitap eden önemli mesajlar içeriyor. Kitapta sevgi, bencillik, alçak gönüllülük ve insan ilişkileri gibi temalar işleniyor. Yazar, masal dilini kullanarak okuyucularına güçlü bir mesaj vermeyi amaçlamış. Kitabın Güçlü Yönleri Sevginin Dönüştürücü Gücü Kitabı bitirdiğinizde hissedeceğiniz en güçlü mesajlardan biri şudur: “Sevgi, bir insanı değiştirebilir; en bencil insanı bile…” Masal İçinde Masal Tekniği Masal içinde masal tekniği anlatımı daha ilgi çekici hâle getiriyor. Güçlü Temalar Bencillik ve kibir insanı yalnızlaştırır teması güçlü bir şekilde verilmiş. Dil ve Anlatım Dil sade olduğu için her yaş grubundan okuyucu rahatça anlayabilir. Kitabın Eleştirilebilecek Yönleri Karakterlerin Yüzeysel Kalması
Sevgi MasalıSamed Behrengi · Can Çocuk Yayınları · 20233,020 okunma
5/10
·392 syf.··
2026 12. kitabı
Arkadaş Kalalım - İlişki Durumu: Karmaşık Abby Jimenez ​Bu kitap gerçekten 5 puanı bile hak etmeyecek kadar sinir bozucu. Modern aşk romanı yazacağız diye sadakat kavramını yok etmişler. ​Bir kadının hayatında sevgilisi varken başka bir adamı yatağa atma derdine düşmesi, Josh’ın da kenarda pusuda bekleyip "Ne zaman ayrılacaklar" diye gün sayması resmen midemi bulandırdı. Bu kadar "geniş" ve gevşek ilişki bağlarını kabul etmek zorunda değiliz, nitekim insanı kitaptan tamamen soğutuyor. Üstelik Tyler gelince de onu çekici buluyo?! Hani büyük aşktı? Bu resmen ayran gönüllülük ve karakter tutarsızlığı. Gereksiz uzatılmış bir kitaptı tavsiye etmiyorum kesinlikle. Sevenlere de saygım sonsuz ancak bu kitap kesinlikle benlik değil.
1000Kitap
Arkadaş Kalalım - İlişki Durumu: KarmaşıkAbby Jimenez · Epsilon Yayınevi · 2022218 okunma
Reklam
Puan vermedi·344 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 16:20
Birkaç gündür Bay Shevek ile uğraşıyorum.Kendisi fizik ile uğraşan bir bilim adamı.Mülksüzler kitabının ana kahramanı.Efenim Mülksüzler kuyusuna bende düştüm.Öyle okuyayım bitsin diye okunacak bir kitap değil.Zira birkaç geceme mâl oldu :) Gelelim kitabın bende bıraktıklarına: "Bir duvar vardı.Bütün duvarlar gibi iki anlamlı ve iki yüzlüydü.Neyin içerde neyin dışarda olduğu duvarın hangi tarafından baktığımıza bağlı."şeklinde duvar meteforu ile başlıyor kitap.Mülksüzler'de anlatılan duvar metaforu bana The Truman Show filmini hatırlattı. Romanın başında karşımıza çıkan duvar, ilk bakışta Anarres ile dış dünya arasındaki fiziksel bir sınır gibi görünse de, aslında çok daha derin bir anlam taşır. Bu duvar, insanların düşüncelerini, özgürlük anlayışlarını ve dünyaya bakışlarını sınırlayan görünmez engelleri de temsil eder. Anarres halkı kendilerini özgür kabul etse de zamanla kendi sistemlerinin oluşturduğu kalıpların içinde yaşadıkları görülür. Benzer şekilde The Truman Show'da da Truman, özgür bir hayat yaşadığını düşünürken aslında başkaları tarafından tasarlanmış yapay bir dünyanın içinde yaşamaktadır. Filmin sonunda karşılaştığı duvar, yalnızca fiziksel bir engel değil, aynı zamanda onu gerçek hayattan ayıran zihinsel sınırların da sembolüdür. Hem Shevek hem de Truman, yaşadıkları dünyanın tek gerçeklik olmadığını fark ederek kendi sınırlarını sorgulamaya başlarlar. Bu nedenle her iki eser de insanın özgürlük arayışını, alışılmış düzeni sorgulama cesaretini ve duvarların ötesindeki hakikati keşfetme isteğini anlatır. Duvar, her iki eserde de dışarıdakileri içeri almaktan çok, içeridekilerin dışarı çıkmasını engelleyen bir metafor olarak karşımıza çıkar. Bu yönüyle Mülksüzler ve The Truman Show, insanın gerçek özgürlüğe ancak kendisine çizilen sınırları fark edip
Alıntı
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
Puan vermedi·192 syf.·
2026 373. kitabı
Yaptığımız her şeyin sonunda bir anıya dönüşeceğini fark ettiğimiz bir zaman gelir. Bu olgunlaşmadır. Oraya ulaşmak için, şimdiden anılara sahip olmayı hayal edin. Cesare Pavese İki kadın. İki dönem. İki hayat. DAYANISMA .. 1925, Paris. Blanche Peyron hayatının anlamını keşfetmiş, mücadeleci, yoksulluğa savaş açmış bir kadın. İmkânsızı başarmak istiyor: Paris Belediyesinin bile satın almaya gücünün yetmediği o “Saray”ı alarak toplumdan dışlanan kadınlar için bir yuvaya dönüştürmek. Günümüz, Paris. Solène hukuk kariyeri için hayallerini, arkadaşlıklarını, aşkını feda etmiş bir avukat. Ama artık yolunu kaybetti, tükendi… Psikiyatristi, tekrar ayağa kalkmasına yardımcı olabilmesi için gönüllülük faaliyetlerinde yer almasını öneriyor. Solène çok istekli olmasa da denemeye karar veriyor ve bir kadın sığınmaevine, “Saray”a arzuhâlci olarak gitmeye başlıyor. Bütün derneklerin istedikleri tek şey, zamandı. Kuşkusuz, her saniyenin sayılı olduğu bir toplumda vermesi en zor olan şey buydu. Zamanını vermek, gerçekten angaje olmak, kendini adamak demekti. S:17 Toplumun dışına itilmiş, şiddet ve kayıtsızlıkla hırpalanmış kadınlarla işi kolay değil. Mesafeli, zor ve hırçınlar. Solène ya dayanamayıp eski, mutsuz hayatına geri dönecek ya da sabredip onları tanımak için kendine bir şans verecek. i Laetitia Colombani , bugün Paris’in merkezinde tüm ihtişamıyla yükselen Kadın Sarayı’nın kuruluş hikâyesini, sakinlerinin trajedilerini, sefaletlerini; aynı zamanda tutkularını, yaşam güçlerini ve cömertliklerini keşfetmeye davet ediyor bizleri. Çünkü orada; eski evsizler, ağır şartlarda yaşamış, şiddete ve istismara uğramış çaresiz kadınlar değil; alın yazısına kafa tutan, yaşamak ve devam etmek arzularını haykıran bedenler var. Seslerini duyuyor musunuz? Güçlü kadınlar için yazılmış
Roman-Edebiyat
KazananlarLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 2021839 okunma
7/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 15:37
Stefan Zweig ’in başarılı eserlerinden biri olan bu novella, kısa olmasına rağmen yoğun psikolojik çözümlemeler içeriyor. Karakterin iç dünyası oldukça detaylı işlenmiş. Okurken kendimi danışanını dinleyen bir psikolog gibi hissettim. Anlatımın gücü sayesinde kendimi olayın içinde bulabildim. Eseri en az spoiler vererek şöyle anlatabilirim: Ünlü bir yazar olan R., doğum günü mektuplarını karıştırırken üstünde gönderici adresi ve imzası olmayan bir mektup bulur. Bu mektup, bir kadının tüm hayatını adadığı bir aşkı itiraf ettiği uzun bir metindir. Kadın karakter, çocukluğundan itibaren içinde büyüttüğü ve hiçbir zaman vazgeçmediği bir aşkı anlatır. Hayatının merkezine koyduğu bu adam için varlığını şekillendirmiş, hayatını bunun üzerine kurmuştur. Adam ise hayatı boyunca bu kadını farklı zamanlarda görmüş olsa da çoğu zaman onu hatırlamaz. Mektubu okurken bile onu ancak silik bir anı gibi hatırlayabilir. Bir kadın olduğum için mi bilmiyorum ama kadın karakterin duygularını olduğu gibi hissedebildim. Açıkçası kadın karakter için çokta üzüldüm. Çünkü hiçbir insan için kolay değildir kendisini görmeyeni, bilmeyeni sevmek,kalbinde tutabilmek. Kim istemez ki sevdiği tarafından sevilip,görülmek? Baktığı tüm yüzlerde, dokunduğu tenlerde aynı adamı görüyor ama adamın ondan haberi bile yok. Sanırım kadının canını en çok yakan ve onu yıpratan da buydu. Kitapta da bahsedildiği üzere kadın çocuğunda bile o adamdan izler arıyor. Ve olan hiçbir şey için de adamı suçlamıyor. Yüce gönüllülük mü yoksa yüceleştirdiği aşkın getirisi mi bilemiyorum ama olan her şeyin olduğu haliyle güzel olduğuna inanıp ömrünün sonuna kadar da aynı adamı severek yaşayan hatta ölürken bile adamı düşünen bir kadın okudum bu kitapta. Kısa ama etkileyici bir eser. Tavsiye ederim. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,6bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 00:17
“Kapımı rüzgâra…çatımı bulutlara açtım.Haber gelsin,bana uğramadan gitmesin.” Çocuk edebiyatının en kıymetli yazarlarından birisi olan “Sevim Ak’ı” bu kadar geç tanıdığım için kendime çok kızdım.Bundan sonra kendisi favori yazarlarımdan olacak. Ana karakter Bilgin; sayılarla ve ailesinin ondan beklediği başarıyla boğulan,kendini sürekli yetersiz hisseden bir çocuk.Onu gerçekten anlayan tek kişi babaannesi gibi.Özellikle babası matematik ve sayılar konusunda o kadar baskı kuruyor ki Bilgin giderek mutsuz bir çocuğa dönüşüyor.Sonra sınıfa Musa geliyor.Musa savaş yüzünden evinden,ailesinden kopmuş bir çocuk ama buna rağmen içinde inanılmaz bir yaşam enerjisi taşıyor.Bilgin ve ailesine de bence unuttukları,özledikleri o aile tablosunu yeniden yaşatıyor.Bilgin, kendi evinin içinde bile yalnız hissederken Musa aslında hiçbir yere ait olamamanın yükünü taşıyor.Ama ikisinin arkadaşlığı birbirlerine nefes oluyor. Musa sayesinde bu aile giderek güzelleşiyor,mutlu anıların sayısı artıyor. Savaş,mülteci kavramı,çocuklar ve ebeveyn ilişkileri,dostluk,çocuklarımızdan beklentilerimiz,sadece başarılı olmaları için çocuklar üzerinde kurulan baskı,ötekileştirme,ait olma ve her şeyden önemlisi her çocuğun kendine has yetenekleri olması ve bunlara yoğunlaşılması gerektiği üzerine harika bir eser olmuş. Kitap aynı zamanda hayal gücü,sanat,müzik,dans,yardımlaşma ve gönüllülük kavramlarını da çok güzel işlemiş. Her ne kadar 10 yaş ve üzeri okuyucular için önerilmiş olsa da ben bu kitabı aslında yeişkinlerin okuması gerektiğini düşünüyorum.Ayrıca çizimlerin güzelliğine de diyecek söz bulamıyorum.Hepinize kitabı tavsiye eder,keyifli okumalar dilerim.
Sen, Ben ve Elma AğacıSevim Ak · Can Çocuk Yayınları · 2021114 okunma
Reklam
Reklam