Her şey yavaş yavaş gelir. Nefsimizden, nefsimizin üzerine örtülmüş perdelerden, şirkten, küfürden, nefsin vehminden, zannından yavaş yavaş kurtuluruz. Biz nefsimizden kurtulunca da en son muameleyi Allah yapar.
Nasıl?
Bütün Mürşid-i kâmillerin bu konuda söz birliği vardır. Derviş, nefsinden temizlenince en son hakkın nazarı Mürşidi kâmille beraber gelir; yani Allah, Mürşid-i kâmille dervişe nazar eder ve dervişteki son perde bu nazar sonucunda paramparça olur, toz duman olur; çünkü derviş artık gücünün yetmediği, hiç bilmediği, anlamadığı yere gelmiştir ve ne yapacağını, nasıl yapacağını bilemez hâldedir; ama bu yolu yürürken huzurda durmuş, çabasını, gayretini sarf edip gereken sabrı göstermiştir. Bu defa da Allah ona “şimdi sıra bende, sen elinden geleni yaptın, şimdi ben bir tecelli edeyim de gör” buyurur ve her şeyi bir vesileyle yaptığı gibi bu tecelliyi de bir vesileyle; yani Mürşid-i kâmille yapar.
Mürşid-i kâmille yapmasının sebebi nedir?
Çünkü kulunu yol boyunca Mürşid-i kâmille yürütmüş, âyetlerini onunla okutmuş, nefsini tezkiye edip terbiye etmiş, hikmeti, bilmediklerini öğretmiş, yolu onunla yürütüp terbiye etmiş, edeplendirmiş, huzurda durmayı öğretmiş ve onu yine Mürşid-i kâmille huzuruna hazırlamıştır. O yüzden bu son ikramı yine Mürşid-i kâmille yapar ve onunla dervişe nazar edip dervişteki son perdeyi paramparça eder. Bunun sonucunda ise dervişin hakikati kendi üzerinde tecelli eder.
Evet, bu âlemde olduğumuza göre rabbimizin bize yolu nasıl gösterdiğini, bizi vahyiyle nasıl eğittiğini, terbiye ettiğini, edeplendirdiğini anlamaya çalışmamız ve onun terbiyesiyle terbiye olmamız gerekir. Öyle ki yolu yürüyüp o son perdeden kurtulabilelim ve rabbimizin huzurunda duralım.
Allah bizi kendini tanımayanlardan ve bu âleme neden geldiğini