Puan vermedi·183 syf.··
2025 222. kitabı
Ellerimle büyüttüğüm solar iken dirilttigim Çiçegimi kopardin sen ellere verdin. Dağlar dağlar kurban olam, yol ver geçem. Sevdiğimi son bir olsun yakından görem (Barış Manço)
Harabelerin ÇiçeğiReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 20171,132 okunma
8/10
·276 syf.··
2024 36. kitabı
Kitapların okuma zamanı ve ruh durumu vardır derim hep. Bu kitap da gerçekten dışladığınız, umutlandığınız, inatlaştığınız ve düşüp tekrar ayağa kalktığınız bir zamanda okumanız gereken bir kitap. Bitik Adam diyor ama aslında kendini Tanrı olarak görem bir adamın düşüncelerini okuyoruz. Bu düşünceleri bana oldukça Death Note’daki Light karakterini hatırlattı. Kitabın içinde bol bol felsefe, edebiyat da var. Ben, şu anki ruh durumumumdan olsa gerek kitabı çok sevemedim ama seveni çok.
Bitik AdamGiovanni Papini · Monokl Yayınları · 20201,397 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·304 syf.··
2024 31. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2024 23:17
Yaşamını anlamsız görem 12 yaşındaki zeki bir kız çocuğu, bilgeliği ve entellektüel zihniyetini basmakalıp yargılara teslim eden 54 yaşındaki bir kadın ve bu insanların yaşamına tüm doğallığı ve sınıf tanımazlığıyla dokunan bir Japon beyefendisi. Üçünün ortak bir paydada buluşması kitapta tanık olduğumuz en hoş manzara. Birinin kaybolduğu yerden çıkması ve ötekinin görünmezlik pelerinini üzerinden atmasıyla can buluyor kitap. Sosyal sınıf farklılığının ne yaşa ne de eğitime dayalı olduğu, kişinin bunu zekası ve kendine edindiği eğitimle alakalı olduğunu fark ediyoruz. Zenginlerin kurduğu düzeni entellektüeller bozuyor :)
Düşünce
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma
Puan vermedi·544 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2024 18:11
Karakterlerini,hikaye içinde büyüten kitapları hep çok sevmişimdir. Bu hem karakterleri daha iyi tanımamız açısından,hem de kişisel gelişimlerini,büyümelerini görme açısından beni,karaktere daha da yaklaştırır. Bu kitapta da karakterleri birer lise öğrencisi olarak tanıyoruz. Devamında ise dört sene içindeki gelişimlerini görüyoruz. Söylemem gerekir ki Phonenix,gösterdiği değişimle beni baya bi şaşırttı. . Lennon,lise son sınıfa geldiğinde kilosu yüzünden akran zorbalığına uğrayan ,çalışkan,özgüvenli ve başarılı bir öğrenciydi. Asosyal olması,okulun popüler ve kötü çocuğu Phoenix’e uzaktan hayran olmasına engel değildi. Kader ve İngilizce öğretmenleri bir araya gelmiş ve Lennon,kendisini Phoenix’e ders verirken bulmuştu. Phonenix’teki sağlık problemini fark eden Lennon,onun için elinden geleni yapacak ve potansiyelini ortaya çıkaracaktı. Kendisi de herkesten gizli şarkı sözleri yazan Lennon,bir müzik grubu olan Phoenix’i tanıdıkça daha da aşık olacaktı. Ta ki Phoenix,Lennon’a hayatının en büyük kötülüğünü yapana kadar. . Dört sene sonra Phoenix ve grubu,Dünya çapında üne kavuşmuş ama Phoenix kendini daha da kaybetmiştir. Arkadaşının ölümünde payının olduğunu düşünmesi de işleri daha çok çıkmaza sokmuştur. Onu eskiden olduğu gibi yeniden toparlayacak kişi Lennon’dan başkası değildir. Onunla 8 hafta sürecek bi anlaşma yaparlar. Lennon için intikam zamanı gelmiştir. Ama hesaba katmadığı bir şey vardır.Kalbi. . Hikayeyi hem erkek hem de kadın karakterden okumak çok güzeldi. Lennon karakteri,duruşu,özgüveni ve vicdanı ile en sevdiğim kadın karakterler arasında yerini aldı. Phoenix’i son 250 sayfaya kadar sevemedim. Bencil ve her şeyi kendine hak görem bir karakterdi. Zamanında kötü şeyler yaşamış olması,onu benim gözümde haklı çıkarmıyor maalesef. Yetişkin içerik fazlaca
Çalıntı SözlerAshley Jade · Pukka Yayınları · 2023341 okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2023 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2023 23:16
Bataklıktan Beyaz Zambaklar Ülkesine Dönüş Hikayesi… Selam arkadaşlar Mustafa Kemal Atatürk’ün okullarda okutulmasını istediği kitabı inceleyeceğiz. Kitap çok ilginç şekilde başlıyor Moskova devlet tiyatrosunun çatladığını, aslında temel çürüdüğü için binaya zarar verdiğini anlatarak başlamış yani bütün her şeyin temelden geldiğini temel iyi olmazsa her şeyin çürüyeceğini tez zamanda yıkılacağını söylüyor. Finlandiya kuzeybatı Rusya’nın en uç taraflarında bulunuyor dolayısı ile Rusya’ya komşu aynı zamanda İsveç’e de yakın. İsveç ve Rusya savaşlarında finlandiya toprakları Ruslar tarafından işgal edildi. Finlerin rusyanın egemenliğine mi yoksa İsveç’lerin himayesi tartışılırken finler Rus yönetimi altına girdi. Suomi fin dilinde bataklık anlamına gelmekte peki nasıl oluyor da bataklıktan çamurdan beyaz zambaklara dönüştü? Snelmann yani oranın aydın beyni diğer aydınlarla bir araya gelerek fakir, her bakımdan bitmiş hastalıklı ülkesi için kolları sıvayarak toplumsal uyanışın alarmlarını kurmaya başladı. Ülkesinin refahı zenginliği çeşitli hastalıklardan kurtulması için toplumun bir bütün olarak iyileştirme çalışmalarına katılmasını ve birlikte hareket etmesi için gayret etti Çok dindar ve ahlaklı olan snelman kilise ve rahiplerim kendilerini düzeltmelerini söyledi. Dinsizliği devlete de tehdit olarak görem snelman İsa’nın sözlerini sıkıcı cümlelerle aktarıp halkı dinden soğutmamalarını öncelikle rahiplerin kendilerini düzeltmelerini ve herkesin inançlı olmasını istedi Daha sonra eğitim ve öğretimle alakalı öğretmenler üzerinde durdu. Eğitimin yalnızca anne babanın sorumluluğu değil eğitim görevlilerinde sorumlu olduğunu, öğretmenlerin işlerini eğer severek yapmıyorlarsa başka işler yapmasını söyledi bunun üzerine öğretmenler daha araştırmacı ruhlu oldular eğitim
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,5bin okunma
Hasretinle öldürme yâr, sevmelerle yor beni.
Puan vermedi·352 syf.··
2023 54. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2023 18:44
Latife Eraraslan 'hasreti' tarif ederken, 'Eller ona doyar iken, Ben yüzüne hasret kaldım.' diyor. Güler Duman ise başka bir türküde, 'Gözler kipriğe yalvarır, görem geldi der gibi. Yemin mi ettin dönmemeye? Bir engelin var gibi.' diyerek ifade ediyor. Ne zor şey şu hasret. İnsan kırkbeş desibel acıya dayanıyor da bir yudum hasrette canlı cesete dönüyor. Peki hangisi daha zor? Vatan hasreti mi? Sevgili hasreti mi? Gurbet mi? Vuslat mı? Sıladan mı kolay geçilir? Yârdan mı? Canan Tan, Tacettin ve Patricia'nın Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşanan bu aşk hikayesini postmodern bir hava vererek bizlere sunmuş. Daha sonra devamında mübadele esnasında iki tarafın da verdiği kayıpları anlatıyor. Aşık olunca hep fedakârlık yapmak gerekir. Bu fedakarlık karşılıklı olmadığı zaman aşk da biter. Peki insan vatanından bile vazgeçer mi sevdiği için? Yahut savaşta çarpıştığın düşman milletten olma birini sevebilir misin? Aşk, ırklardan daha ziyade bir kavram olarak bununla baş edebilir mi? Patricia bir Rum. Tacettin ise Türk. Savaşın ortasında iki düşman milletten iki insanın aşkı. Hani diyor ya İbn-i Haldun, "Coğrafya, kaderdir." Biraz da coğrafyanın barındırdığı orospu çocukları, kaderdir. Bunun en iyi örneğini en son yaşadığımız deprem felaketinde gördük hep beraber.
HasretCanan Tan · Doğan Kitap · 20198,4bin okunma