Şu hayatta hiç kimse mükemmel değil. En başarılı işa-damları, en muktedir siyasetçiler, en âlâ sanatçılar ya da bi-lim insanları... Dışarıdan bakınca gayet akıllı, bilgili görü-nenlerimizin bile görünmeyen bir "gölgesi" var. Balkona vu-ran güneş ışığının ulaşamadığı bir köşe mevcut her zaman.
"İnsan ne kadar zavallı" diye geçirdi gönlünden, "ne kadar çirkin, ne kadar hırıltılı, gizli utancı ne kadar çok! Bana, insan kendini sever diyorlar: ah, ne kadar büyük olmalı bu öz sevgisi! Bu sevginin karşısında ne büyük bir hor görü var!"
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bizi oluşturan hücrelerden ibaret olduğumuz yolundaki aşırı indirgemeci görü, insan davranışlarını anlamaya çalışan biri için yanıltıcı bir başlangıç noktası olacaktır. Bir sistemin çeşitli parçalardan oluşması ve bu parçaların da sistemin işleyişi için kritik önem taşıması doğru bir betimleme için uygun bir çıkış noktası oluşturdukları anlamına gelmez.
Sayfa 221·Kitabı okudu
Gerçekten akıllı ve iyi insanlar, kusurlarından yakınmadan, bu kusurları düzeltmeye kalkışmadan, insanları da olayları da olduğu gibi kabul ederler. Dostlarının, akrabalarının, ya da tanıdıklarının kusurlarını yüzlerine çarpmadan, başkalarına da sezdirmeden, görebilirler. Üstelik kusurlu kişiye sevgileri de azalmaz çoğu zaman. Aslında sezgi yeteneğimize bu hoş görü eğilimi eklenmediği sürece, hiçbir kimseyle dostluk kurmaya yanaşmamalıyız. Kusursuz bir tek kişi tanımadığımı söylersem, dostlarımın beni bağışlayacaklarını umarım. Benim kusurlarımı göremeyecek bir tek dostum bulunduğu düşüncesi ise, beni üzer. Dostlarımızla biz, karşılıklı bağışlarız ve bağışlanırız hep. Bir dostluk gōrevidir bu; hem de en hoş dostluk görevlerinden biridir. Üstelik dostlarımızı bağışlarken, onların kusurlarını ille düzeltmelerini istemekten de çekinmeliyiz. Sevdiklerimizin doğuştan gelen sakat yanlarını düzeltmeye yeltenmek, çılgınlıktan başka bir şey değildir. En güzel porselenlerde bir çatlak olabileceği gibi, en güzel insanda bir kusur bulunabilir. Porselende de insanda da bunu onarmanın çaresi yoktur ne yazık ki. Ama çatlak ya da kusurlu olsalar da, paha biçilmez değeri vardır her ikisinin de.
Sayfa 138·Kitabı okuyor
İnsan
“Bir eleştiri ve hor görü topu gibi yuvarlanıp duruyor , değdiği yerlere zararı olmadığı halde her yanı ağrıyordu.”
Sayfa 135·Kitabı okuyor
Şimdi ne olacak? Hiçbir şey olmayacak, Cevdet Sunay, Sovyetler'e gidip memnun, döndüğünü söyledi. Ben hiç memnun olmadım. Nefer olarak başkomutan "Togan"la nasıl ayrı fikirdeysem, "hiçbir şey" olarak "Cumhurbaş-kanı" ile de öylece ayrı fikirdeyim. Kendisiyle birlikte giden Türk gazetecilerden birine bir Rus gazeteci "görü-yorsunuz ki insan yemiyoruz" demiş. Bizim saf gazeteci de kendisini yemedikleri için memnun. Evet, insan yemiyorsunuz ama insan yiyen yamyam-ların bin yıl düşünseler akıllarına gelmeyecek vahşetleri yapıyorsunuz. İnsan yemiyorsunuz ama Macaristan ve Çekoslovakya'da insanları sürüyle öldürüyor, Finlandiya ve Romanya'dan zorla toprak alıyor; Estonya, Letonya ve Litvanya devletlerini ortadan kaldırıyor, milletlere hürriyet yalanı ile ortaya çıktığınız halde Azerbaycan'ı, Alaş Orda'yı, Buhara'yı yok ediyor, milyonlarca insanı Sibirya'da aç ve sefil zorla çalıştırarak ölümlerine sebep oluyorsunuz. Katyn ormanında 8000 Polonyalı subayın canına kıyıyor. Kırım Türklerini topyekûn Sibirya'ya sürüp yarısını yollarda harcıyor, Ankara'daki Alman elçisine kendi elçilik memurlarınızla suikast yaptırıyor! Doğu Amanya denen kukla devlette kurduğunuz "Bizim Radyo" ile her gün Türkiye aleyhinde veryansın ediyor-sunuz. Bunlar da yetişmiyormuş gibi bizden, kendinizi çok kuvvetli hissettiğiniz anda toprak istemiştiniz. Daha ne yapacaksınız yoldaş? Bu yaptığın bir kere yapılmış değil ki sana güvenelim. Bu yaklaşman dost-luktan değil, işlerinin sarpa sarmasından, Amerika'dan, Batı Almanya'dan ve Çin'den korkuyorsun. İçerdeki Türklerden korkuyorsun. Biçimine gelirse birkaç haftada yok olman işten bile değil. Bunu sen de biliyor, onun için yaklaşıyorsun.
Sayfa 252 - 253 Ötüken, 1969 Sayı 12·Kitabı okudu