"Tenlerin ayrılığı, canlara ayrılık getirmez."
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
157 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:28
Bayram Ali Öztürk... Hayatını Allah ve Resulü'nün (s.a.v.) yoluna adamış bir Allah kulu. Kendisini Allah'ın yoluna kurban etmiş mübarek bir hoca. Gelin size de hayatını kısaca anlatayım. Bayram hoca, Sakarya Karasu'nun Konacık köyünde doğmuştur. Henüz 5 aylık iken babasını kaybeder. İki yıl sonra tekrar evlenip evden ayrılan annesi de onu bırakınca 2-3 yaşından itibaren halası ve babaannesi'nin himayesi altına girmiştir. 12-13 yaşına basınca şehirde okumak için amcasının yanına yerleşir. Evlenene kadar amcasıyla kalan Bayram hoca, yüreğinde ki yetimlik duygusunu her daim taşır. Bu yüzden sakin bir mizaca sahiptir. Başı bükük, kendi hâlinde, suskun... Okuduğu için hep ders çalışırmış. Kendisine "Kütüphane mi olacaksın" derlermiş. Gerçekten de dedikleri gibi oldu hocamız... Evlenip askerliğini yapan Bayram hoca, üniversiteyi bitirmeye yakın Mahmut Ustaosmanoğlu'na (k.s.) danışarak bundan sonra nasıl bir yol izlemesi gerektiğini sorar ve böylece İstanbul'a gelir. Bir süre imamlık yaparak, sonrasında ise kadrolu olarak göreve başlar. Çektiği yokluk bir yana, marul-ekmek yiyerek hafızlığını tamamlar. Emekli olana kadar da camii görevine devam eder. İlköğretimden itibaren okuduğu kitapları biriktirir. Okuma, ilim, kitap aşkı ile 20.000 ciltlik bir kütüphanesi vardır. Bu kütüphane ile hoca ve öğrencilerin müracaat kaynağı olmuştur. Kendisine "Kürsüde kükreyen, sokakta kedi gibi olan" lakabı takılmıştır. Canım hocam... Verdiği sohbetler içime işledi okurken. İnsanlara karşı koruduğu mizacı ise çok başka... O ise bu cümlenin ezikliğini hep hissetmiştir. Kitapta ise hocamızın hayatı, notları (bu kısımda çok güzel bilgiler vardı), sevdiği şiirler, beyitler, onu tanıyanların gözünde ki yeri ,albüm (şehadet elbiselerinin resmi de dahil) bölüm bölüm aktarılır. Sağolsunlar,
İnceleme
Şehid Bayram Ali Öztürk Hoca 1 (Hayatı ve Hatıraları)Bayram Ali Öztürk · Kubbe Yayınevi · 201892 okunma
Psikolojisi ağır bir eser.
10/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:34
Fransa’nın küçük bir kasabasında bir kerestecinin oğlu olarak doğan Julien Sorel. Kardeşleri gibi güçlü-kuvvetli olmadığı için babasının işine hiçbir zaman yaramadı ve bu sebeple hep hor görüldü. Ama köy papazı Abbé Chélan onda başka bir şeyin, zekânın parıltısını fark etmişti; ona Yeni Ahit’i öğrenmesine ve tamamını Latince olarak ezberlemesine yardımcı olmuştu. Bu o dönemde onun yaşındaki birisi için fazlaca göz alıcı bir meziyetti. Ama bu zekânın idolize ettiği başka bir şey vardı: Napoléon Bonaparte Kasabanın belediye başkanının çocukları için öğretmen olarak tutuldu -bundan daha iyisi mi vardı- Zamanla kendisi de belediye başkanın zarif karısı Madam de Rênal’e gönlünü kaptırdı, o da ona karşı boş değildi; başta takınılan anaç düşünceler bambaşka bir evreye evrildi… Çok sevilen papaz aracılığıyla Besançon’daki papaz okuluna gönderildi ve ücretsiz okunmasında karar kılındı. Burada kendisini geliştirdi ama bir yandan yüreğindeki ateşli askerlik sevdası, Napoléon sevdası da varlığını devam ettirdi. Din adamlığı mı askerlik mi?.. Diğer arkadaşları tarafından ve hocaların birçoğu tarafından hiç sevilmedi… Okul müdürü Rahip Pirard tarafından Paris kibar çevresindeki asillerden Marki de La Mole’e takdim edildi ve ona katip olarak sunuldu. Julien bir Fransız köylüsüydü, Paris kibar çevresine uyum sağlayabilecek miydi? Daha öncesinde Rênallerin burjuvazi hayatına girmişti ama bu bambaşka bir şeydi… Marki de La Mole, Julien’in zekâsına, ezber gücüne hayran kalmıştı… Gel zaman git zaman Julien burda da boş duramadı, Madam de Rênal’i unutmuş muydu yoksa? Marki’nin inatçı, zıt kişiliği ve güzelliğiyle ünlü kızı Matmazel Mathilde de La Mole ile garip bir ilişkileri peyda oluverdi… Bir yandan yükselme sevdası, bir yandan garip duygular ekseninde kerestecinin oğlu Julien
Psikoloji
Kırmızı ve SiyahStendhal · İletişim Yayınları · 201812,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·152 syf.··
2026 12. kitabı
Merhameti idamlık suç olarak gören bir mahkeme reisinin, astırdığı bir gencin suçsuz olduğunu öğrenmesi üzerine baştan aşağı merhameti kuşanan bir insana dönüşümü anlatılıyor. Adaleti sağlamak ve tarafsız olmak için merhamet duygumuzu kenara atmaya gerek yoktur. Kenara atılması gereken şey ön yargıdır. Masum gencin ismi yasaklı maddelerle anıldığı için anne katili olma potansiyeline sahip gibi görüldü ve bu da Reis Bey'i korkunç bir vebale sürükledi.Ön yargıları, kibri, egoyu bırakıp merhametli ve çok yönlü bakışa sahip biri olmak adil karar verme noktasında daha doğru bir duruş olur diye düşünüyorum. Başka bir açıdan bakacak olursak, nefis muhasebesi yapan ve nefsini eğitip olgunlaştırmak isteyen her mümine hitap eden bir yönü de var kitabın. Nefis terbiyesi yolculuğunda Kuran ve hadis kaynaklarıyla birlikte genellikle büyük alimlerin eserleri tercih edilir. Tiyatro türünde yazılmış olan bu kısacık kitap ise sağlam bir kurgu içerisine yerleştirdiği çok değerli mesajlar sayesinde nefsini sorgulayan bireylere fayda sağlayacak niteliktedir. Tüm okurlara öneriyorum.
Reis BeyNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20239,8bin okunma
Belirsizlik, İkilemler Her Zaman İyi Bir Kurgunun Anahtarı mıdır?
2/10
·165 syf.··
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 15:42
Bazı soruların cevapsız kalması her zaman eseri daha güçlü kılar mı? Henry James'in Yürek Burgusu isimli eseri iki çocuğa bakıcılık/öğretmenlik yapan kadının bu süreçte hayalet gördüğü iddiası ve ekseninde gelişen olayları ele almakta. Romanı okurken ilk başta klasik tarzda durum öykücülüğünü temel alan bir kurgu beklemiştim. Ancak okumam sırasında hayalet kısımlarını görünce bu beklentim korku romanına evrildi. Kitabı okuduğum her an acaba ben bir klasik tarzda bir durum öyküsü mü okuyorum yoksa bir korku romanı mı okuyorum ikileminden çıkamadım. Olay kurgusunu bu açıdan aşırı derecede belirsiz ve ne türde bir şey okuduğumu neredeyse kestiremediğimden kötü buldum. Kurguda okurun içsel olarak yorumlar (öğretmen gerçekten de hayalet gördü ya da hayalet görüldü iddiası öğretmenin paranoyası gibi) çıkartabilmesini sağlayacak şekilde biraz daha detaylı olmasını beklerdim. Eser bu beklentimi pek karşılayamadı. Bununla birlikte olay kurgusunu yüzeysel de buldum. Mesela neden çocukların babası hiçbir şekilde öğretmenlere bakıcı ile konuşmak istemiyor, evde daha önce çalışmış görevliler hakkında daha detaylı bilgi gibi öğeleri kurguda görmek isterdim. Belki bu unsurlar romanı daha da toparlayabilir de kurgusal açıdan. Romanın kurgusunu çok anlamlandırmadığım için eserin temposu bana düşük geldi, okurken bayağı sıkıldım. Kullanılan dilin yapısı klasik bir esere göre idealdi. Karakter sayısının biraz daha fazla olmasını beklerdim; bence karakter sayısının az olması da kurguyu tıkayan noktalardan birisi. Eseri okuduğum yayınevi basımını yaptığı tüm kitaplarında aynı stil kitap kapağı kullandığı için kitap kapağına yönelik herhangi bir değerlendirmede bulunamayacağım. Genel anlamda bana hitap etmeyen, beğenmediğim bir kitap oldu. Henry James'in Yürek Burgusu isimli
1000Kitap
Yürek BurgusuHenry James · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,373 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Franz Kafka’nın Milena Jesenská’ya yazdığı mektuplar, dünya edebiyatının en sarsıcı, en savunmasız ve en derin aşk belgelerinden biridir. Sadece bir yazarın tutkulu bir kadına duyduğu hisleri değil; bir insanın kendi varoluşuyla, korkularıyla ve dünyayla kurduğu sancılı ilişkiyi gözler önüne serer. Milena’ya Mektuplar, geleneksel bir aşk mektubu koleksiyonundan ziyade, iki zihnin birbirine dokunma çabasıdır. Kafka, satırlarında kendini bir "yazar" kimliğinden tamamen sıyırır. Burada gördüğümüz kişi; bürokrasinin ve hastalıkların pençesinde, dünyada kendine yer bulmakta zorlanan, sürekli tedirgin ama aynı zamanda ruhunun derinliklerine bakmaktan korkmayan o meşhur "Kafkaesk" adamın en çıplak halidir. Kafka için mektuplar, bir araç olmanın ötesinde, Milena'ya ulaşmanın tek güvenli yoludur. Fiziksel gerçeklik (buluşmalar, sesler), Kafka’nın zihnindeki o "ideal" Milena imgesiyle çelişme korkusu yaratır. Bu yüzden mektuplarda duyulan tutku, buluşmaların getirdiği hayal kırıklığıyla sürekli bir çatışma halindedir. Milena'nın yaşam enerjisine, özgür ruhuna ve cesaretine hayrandır. Kendi iç dünyasındaki karanlık ile Milena’nın ışığı arasında bir köprü kurmaya çalışır ama bu köprünün ayakları her zaman kendi "yetersizlik" hissi üzerine kuruludur. Mektuplar, Kafka’nın yazma eylemini bir varoluş savaşı olarak kullandığını gösterir. Kelimeler bazen Milena'yı kucaklamak için yetersiz kalır, bazen ise onun ruhuna açılan tek kapı olur. Bu eser, "sevmenin ne demek olduğuna dair" cesur bir derstir. İnsan bir başkasını severken nasıl kendi parçalarına ayrılır, nasıl hem sonsuz bir özgürlük hem de mutlak bir bağımlılık hisseder; Kafka bu soruların cevabını kağıdın üzerine damlayan birer kan gibi bırakır. Milena, Kafka için sadece bir sevgili değil; aynı zamanda Kafka’nın kendi
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Can Yayınları · 202365,8bin okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Kitabın başlangıcı bile Türk’ün ne kadar medeni ne kadar ileri görüşlü ne kadar ince fikirli olduğunu gözler önüne sererek ilerliyor.alparslan’ın Diojen karşındaki tutumu onun onurunu incitmemek için yanında çadır kurdurması fakar ülkesine dönen diyojenin kendi tarafında gözleri oyulması ve ölmesi melikşahın zaferi kardeşine nasip olsun diye dua etmesi takvimin yenilenmesi avrupanın ise 1582 de takvimi düzeltmesi bakın durun daha başlamadık I haçlı seferi 1096-1099: Günaha bulanan hristiyanların tövbe etmesi zengin günahkar için 4 ing altını fakir için 9 şiling bununla da yetmeyip 300 yıllık bir günahkar cezası çıkıyordu din buna bir kılıf buldu ve haçlı seferine katılacak olanların günahlarının affedileceğini duyurdu hatta ölenlerin cennete gideceği Papa II urbanus fransa’ya dönerek Clermont Konsilini topladı fransanın en önemli lideri Tolulouse kontu Raymond de Saint Gilles ve başpiskopos Adhemar de MOnteil talip oldular oluşan haçlı ordusuna katılım büyüktü kadınlar çocuklar herkes içindeydi ( nede olsa günahları affedilip cennete gidecekler ) Bizans imparatoru I Aleksios bu büyük kalabalığı istemedi çünkü geçtikleri yerleri talan edecek çok zarar vereceklerdi ki öyle de oldu .bunun üzerine Aleksios haçlılara refakatçi ordular verdi . Ağustos 1096 yılında 4 esas haçlı ordusu avrupanın değişik yerlerinden yola çıktı . 1.ordu Fransalı Franklar ordusu Vermandois kontu hugue le grand robert courteheuse ve robert flndralı loren kaynaklı orduyu gecikmeyle takip edecek 2.ordu Loren kaynaklı ordu almanyayı geçip balkanlara kuzeyden girecek aşağı loren dükü godfrey de Bouillon kardeşi Baudouin de Boulogne ve kuzeni Bourglu Baudouin 3.ordu Güney Fransalılar ordusu Toulouse kontu IV Raymond veya Raymond Saint -gilles kuzey italyadan balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya
Türklere Karşı Haçlı SeferleriRaşid Erer · Kaknüs Yayınları · 200217 okunma