'' Gel gör ki, eylemlerimin görünüşteki manası, sana bu izlenimi vermiş olmalı. Fakat perişanlığım içinde, kimsenin duygularımı anlamasını beklemiyorum. Bir gönüldeşlik bumam mümkün değil. Bu arayışa ilk kez girdiğimde, fazilet sevgisini, tüm varlığımı dolduran mutluluk ve sevecenlik hislerini paylaşmanın peşindeyim. Ama şimdi o fazilet bir gölge oldu benim için; mutluluk ve sevecenlik ise buruk, nefret dolu bir yeise dönüştü. Gönüldeşliği nerede bulayım? Acılarım sürdüğü müddetçe, yalnız başıma acı çekmeye razıyım; öldüğüm zaman belleğime nefret ve utanç sökün edeceği için memnunum. Bir zamanlar dış görünüşümü mazur görerek, açığa çıkarabileceğim harika nitelikler için beni sevecek varlıklarla karşılaşmayı ümit ederdim. Yüksek şeref ve adanmışlık fikirleriyle beslenmiştim. Oysa şimdi suçlarım, beni en bayağı hayvanlardan aşağı seviyeye düşürdü. Hiçbir suç, hiçbir kötülük, habislik benimkiyle kıyaslanamaz. Günahlarımın korkunç listesine bakınca, eskiden düşünceleri güzelliğin yüce ve üstün görüntüleriyle, iyiliğin haşmetiyle dolu yaratığın ben olduğuma inanmıyorum. Ama öyle oldu işte; düşmüş melek, kötü şeytana dönüştü. Fakat o Tanrı ve insan düşmanının bile, kederli hali içinde dostları, eşlikçileri vardı: Ben ise yalnızdım.