6/10
·367 syf.··
2026 15. kitabı
Tüm seriye de yayılan genel Quinn basit anlaşılır dili bu kitapta da bulunmaktadır. Kitap Regency döneminde geçen zengin ve kalabalık (8 kardeş) en büyük kızıyla (Daphne) babasıyla büyük problemleri olan ve babası ölmesine rağmen kendi içinde ondan çeşitli yollarla intikam alan bir erkeğin (Simon) hikayesini anlatmaktadır. !! Dikkat kitap okumayanlar için spoiler içermektedir!!! Simon çocukluğundan itibaren babasının sevmediği istemediği bir çocuk ve bu sevgisizliğin sonucu olarak ailenin soyunu devam ettirmeyerek kendince ölmüş babasından intikam almaya çalışan biri. Bu intikam da evlenmeyip çocuk yapmayarak soylarının sonunu getirmek. Daphne ise ailenin en büyük kızı iyi evlilik yapmalı ki kendinden sonraki 3 kız kardeşine iyi evlilik yolu açsın. Daphne genel olarak bridgerton ailesinde sevdiğim bir karakter ne istediğini bilen bunun için zaman zaman manipülatif davranmaktan çekinmeyen bir kız. Sevmediğim yani insanları değiştireceğini sanıp Simon'ı değiştirmeye çalışması ve onunla sonuçlarını ve yakalanma tehlikesine rağmen kaçamak yaparak abisiyle Simon arasında düelloya sebebiyet verdi. Simon'a olan ilgisi ve gençliği onu düşüncesiz kararlar almaya itmektedir. Simon tabiki iyi bir insan ama Simon eğer günün sonunda Daphne ile evlenmemiş olsaydı. Kendi hayatını mahvedecekti. Bu dönemin şartları da göz önüne alındığında bir kadının kendi çıkarlarını bazen daha çok ön plana koyması gerektirdiğini düşündürmektedir. Simon genel olarak sevmediğim yanı ise artık çocuk olmadığını farketmemesi babasından kendi hayatını mahvederek intikam almaya çalışıyor, ölmüş babasından. Büyüyememiş bir çocuk olması asla hoşuma gitmedi. Simon artık 20'li yaşlarının ortalarında belli sorumluluklarını farkında biri. Babasını aşmaya çalışmamış. Babasının çocukken onu görmezden geldiği
Romantizm
Yüreğe Söz GeçmiyorJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20192,401 okunma
9/10
·224 syf.··
2026 23. kitabı
Gogol’un kalemiyle tanıştığım, birbirinden güzel altı hikâyeden oluşan bu eseri yorumlayacağım için çok mutluyum. Sonunda yazarın kalemiyle tanıştım ve bu kadar geç kaldığım için biraz üzüldüm. Dostoyevski ve Turgenyev’e atfedilen “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.” sözü, yazarla tanışma konusunda beni oldukça heveslendirmişti. Kitaba gelecek olursam, içerisinde bulunan öyküler sırasıyla Neva Bulvarı, Burun, Portre, Palto, Bir Delinin Anı Defteri ve Fayton’dur. İlk öykü, Rus yazarların pek çoğuna ilham veren, Petersburg’daki o meşhur Neva Bulvarı’nı detaylı bir şekilde ele alıyor. Okurken bulvardan geçen insanlara, yaşanan karşılaşmalara ve sonrasında gelişen olaylara üçüncü bir göz olarak tanık oluyorsunuz. İkinci öykü olan Burun, oldukça değişik bir konuya sahip; absürt unsurlar ve hiciv içeriyor. Burnuyla övünen ve onu çok beğenen bir binbaşının, bir sabah uyandığında burnunun yerinde olmadığını fark etmesi ve sonrasında başına gelenler anlatılıyor. Öyküde sosyal statü ve toplumdaki saçmalıklar da ele alınmış. Yazarın kendi burnuyla ilgili bazı problemleri varmış. Belki de öykünün konusu buraya dayanıyor olabilir. Portre ise beni çok etkileyen ve en sevdiğim öykülerden biri oldu. Borçlarıyla cebelleşen, evinin kirasını bile ödeyemeyen bir ressamın, cebinde kalan son parayla hem gerçekçi hem de korkutucu bir portre satın almasıyla hayatı başlı başına değişir. Şans eseri bu portre sayesinde istediği paraya ve üne kavuşur. Fakat mutlu olabilecek midir? Bu korkunç portreyi yapan kişi kimdir ve portrenin arkasındaki hikâye nedir? Büyük bir merakla okudum. Gogol denildiğinde çoğu kişinin aklına gelen o meşhur Palto… Akaki Akakiyeviç, sessiz, çevresindeki insanlarla iletişimi zayıf ve hayatı boyunca görmezden gelinmiş bir memurdur. Onun bu hâli, iş arkadaşlarının
1000Kitap
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·174 syf.·
2026 146. kitabı
Yola Düşünce Demet Tezcan Demet Tezcan, kalemiyle okuyucuyu coğrafyalar arası bir seyahate çıkarırken aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine doğru edebi bir yolculuğa da davet eden bir kalem. Benim için bu eser, yazarın üslubuyla kurduğum bağı perçinleyen ve 24 saat geçmeden okuyup bitirdiğim ikinci Demet Tezcan kitabı oldu. 174 sayfadan oluşan kitap, adeta bir çırpıda okunabilecek kadar akıcı, duru ve sürükleyici bir dile sahiptir. "Yola Düşünce", esasen klasik ve alışılagelmiş bir gezi yazısı olmanın çok ötesinde bir konuma sahiptir. Eser, seyahatname, yolname, deneme ve anı türlerinin iç içe geçtiği, edebi yönü kadar düşünsel ağırlığı da hissedilen derin bir "şahitlik" kitabıdır. Tezcan; Suriye, Lübnan, Pakistan, Cibuti ve daha pek çok İslam coğrafyasında bizzat tanık olduğu insani durumları, ümmetin çektiği acıları ve saklı kalmış hayat hikâyelerini, kendi içsel sorgulamalarıyla birleştirerek başarılı bir şekilde aktarıyordu. Özellikle Yahudiler ve işgalci İsrail rejimi hakkındaki tespitleri, siyonizmin coğrafyadaki yıkıcı etkilerini ele alış biçimi ve bu zulme karşı koyduğu net duruş, kitabın en güçlü ve tamamen katıldığım yönlerinden birini oluşturuyor. Ancak kitabın genel olarak takdir ettiğim bu başarılı anlatımının yanında, fikrî ve itikadi açıdan mesafe koyduğum, düşünce dünyamla uyuşmayan önemli noktaları da mevcut. Yazarın Şia dünyasına ve coğrafyasına karşı sergilediği aşırı hoşgörülü tutum, bu ekolden sürekli müspet bir dille bahsetmesi metnin geneline yansıyan belirgin bir tercih. Bu durumun en somut örneği, Ali Şeriati’nin mezarına yapılan ziyaretin anlatıldığı bölümde karşımıza çıkıyor. Yazarın, Şeriati'nin kabrini "sıradan fanilerin kabri gibi değil, sade ama mezarı da düşüncesindeki
Edebiyat
Yola DüşünceDemet Tezcan · Pınar Yayıncılık · 20119 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 4072. kitabı
Bu kitap hakkında en başta söyleyebileceğim şey şu: Ben maalesef o meşhur Bookstagram övgülerine kapılıp beklentiyi fazla yükseltmişim. Kitabı bitirdiğimde ise elimde kalan şey, birbirinin peşine eklenmiş klişeler ve beni bir türlü içine çekemeyen karakterler oldu. Hikâyemiz, büyükbabasının vasiyeti üzerine Dreamland projeleriyle ilgilenmek zorunda kalan Rowan Kane ve şirkette yaratıcı ekipte çalışan Zahra arasında geçiyor. Rowan, dışarıdan bakıldığında sert, mesafeli ve kimseyi umursamayan biri. Zahra ise daha enerjik, hayat dolu ve neşeli bir karakter. Teoride birbirini tamamlayabilecek bir çift gibi görünseler de pratikte ben bu ikili arasındaki çekime bir türlü inanamadım. Daha kitabın ilk bölümlerinden itibaren karakterlerin birbirlerine karşı yoğun duygular hissetmeye başlaması bana çok yapay geldi. Birbirlerini doğru düzgün tanımadan, birkaç tesadüfi temasla başlayan o büyük çekim hissi maalesef beni ikna etmedi. Sürekli aynı döngü tekrarlandı: Birbirlerini görüyorlar, kalpleri hızlanıyor, birbirlerinden etkileniyorlar, yanlarında kendileri olabildiklerini düşünüyorlar... Ama ben bunların arasında gerçek bir duygusal bağ göremedim. Sanki birbirlerinin karakterlerine değil de fiziksel çekimlerine âşık olmuş gibiydiler. Rowan ise benim için kitabın en yorucu kısmıydı. Sert erkek karakter yazmakla kaba ve sürekli somurtan karakter yazmak arasındaki çizgi bazen kaçabiliyor ve burada da biraz öyle olmuş. Sürekli mesafeli davranması, insanları kendinden uzaklaştırması ve ardından da güven problemleri yaşadığını öğrenmemiz beni karaktere yakınlaştırmak yerine daha da uzaklaştırdı. Özellikle çevresindeki insanların güvenini kıran davranışlarını okurken sık sık sinirlendiğimi söyleyebilirim. Zahra'nın gözünde Rowan bazen öyle büyütülüyor ki, sanki dünyadaki en korkutucu
Küçük DetaylarLauren Asher · Olimpos Yayınları · 20222,581 okunma
8/10
·96 syf.··
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 13:02
Çocukların da depresyon yaşayabileceğini çoğu zaman göz ardı ediyoruz. Emily R. Greenfield’in kaleme aldığı Çocuklarda Depresyon, bu önemli konuya sade ve anlaşılır bir dille yaklaşan, ebeveynler, öğretmenler ve çocuklarla çalışan herkes için faydalı bir kaynak niteliğinde. Kitap, çocukluk çağı depresyonunun belirtilerini, nedenlerini ve destek yöntemlerini ele alırken okuyucuyu akademik bir dilin içine hapsetmiyor. Eserde en dikkat çekici nokta, çocukların duygularını yetişkinler gibi ifade edemediğinin vurgulanması. Bu nedenle depresyonun çoğu zaman davranış problemleri, içine kapanma ya da akademik başarısızlık olarak yanlış yorumlanabileceğini gösteriyor. Kitap yalnızca sorunu tanımlamakla kalmıyor, aynı zamanda ailelerin ve eğitimcilerin nasıl bir yaklaşım sergilemesi gerektiğine dair yol gösterici bilgiler de sunuyor. Bazı bölümlerde bilgilerin tekrar ettiği hissedilse de, konunun herkes tarafından anlaşılabilmesi adına bunun bilinçli bir tercih olduğu düşünülebilir. Özellikle çocuk ruh sağlığı konusunda farkındalık kazanmak isteyenler için başlangıç seviyesinde oldukça yararlı bir eser. Sonuç olarak Çocuklarda Depresyon, çocukların sessizce yaşadığı duygusal zorlukları fark etmeye yardımcı olan, empatiyi ve bilinçli yaklaşımı teşvik eden değerli bir kitap. Çocukların davranışlarının arkasındaki duyguları anlamak isteyen herkese tavsiye ederim.
Çocuklarda Depresyon - Anlat Bana!Emily R. Greenfield · Nesnel Yayınları · 20246 okunma
Okunur
7/10
·456 syf.··
2026 189. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 11:54
Uzun zaman önce aldığım ve kitaplığımda okunmayı bekleyen bir kitaptı. Aslında biraz okumaya başlamış ancak o dönem içinde bulunduğum ruh halinden dolayı çok fazla ilerleyemeden bırakmıştım. Tam bu noktada kitapla ilgili ilk bilinmesi gereken uyarıyı vereyim, yavaş ilerliyor. Kitabın ilk 150 sayfası oldukça yavaş ilerliyor (hatta kitabın sayfa boyutunu düşünürsek 300 sayfa da diyebiliriz). Yazar yarattığı yepyeni dünyayı tanıtırken elini korkak alıştırmamış. Bu gerekli olduğu kadar yer yer bunaltıcı ve fazla da olabiliyor. Özellikle kitaba girmeye zorlandığınız bir dönemdeyseniz ya da kitap okuma alışkanlığı edinmeye çalışıyorsanız bu kitap sizi zorlayacak ve geri atacaktır, yine belirteyim, ilk ~300 sayfada. Küçük bir örnekle, ana karakterin adını ~30. sayfada öğreniyorsunuz. Pegasus yayınlarından olan kitabı ben 2019 yılında almışım (alışveriş fişini kitabın içinde buldum) ve 60 TL ödemişim. Vay canına gerçekten! Bugün, bu basım kalitesindeki kitapları 1000 TL’den aşağıya alamazsınız. Bu nedenle şunu söyleyebilirim, sayfa ve basım kalitesi oldukça iyiydi. Ama çok fazla yazım hatası vardı (eksik harfler, yanlış yazılmış kelimeler vb). Bu tarz hatalar, özellikle de böylesine yavaş başlayan kitaplarda çok can sıkıcı oluyor çünkü hikayeden kopuyorsunuz. Hele de bu fantastik türünde bir kitapsa, içinde bulunduğunuz dünyadan gerçek hayata aniden çekilmişsiniz gibi hissettiriyor, hiç hoş değil. Bu kitabı yıllar sonra elime almamın iki nedeni var. İlki, uzun zamandır kitaplığımdan bana göz kırpıyor, zamanını bekliyordu ve benim için de en uygun zamandı. İkincisi yazarın bir başka seri kitaplarını aldım ve ona başlamadan önce bunu okumak ve yazarı, yazarın dilini tanımak istedim. Böylece aradan geçen yıllarda gelişimini de izleyebileceğim. Bu açıdan verdiğim karar beni çok
1000Kitap
Nevernight - Kuzgunun GölgesiJay Kristoff · Pegasus Yayınları · 2018581 okunma