Sene 2009. T.Ü Kimya bölümünden mezun olacak 65 kişiden biriyim. Dışarıda türbanlı, üniversitede başı açık bir insan olarak dört yılımı geçirdiğim fakültenin Organik Kimya dersinde sıradan bir gün. M.isimli hocamız hışımla içeriye girdi ve kürsüsüne çıktı. Onun için derse başlamadan bir tur geyik yapmak ders adına motivasyon aracıydı. O gün hiç dağdan taştan dolandırmadan lafa girdi. Facebook henüz o tarihlerde emekli amca ve teyzelerin hakimiyetinde değil. Hemen hemen herkesin hesabı var, hesabı olmayan birkaç kişiye ise ezik muamelesi baştan kesilmiş bir fatura. İşte o sitede paylaşımların hayat memat meselesi olduğu o zamanlarda hocayı takip etmeyen birkaç zavallıdan biri olarak konuya yabancıyım. Ama sağ olsun hocamız kafamda oluşabilecek herhangi bir soru işaretine mahal vermeden bir resimden tüm ayrıntılarıyla bahsediyor. Resimde sayısını tam hatırlamıyorum dört ya da beş karısıyla poz vermiş bir adam ve onun hikayesine yer verilmiş bir paylaşımın absürtlüğü konumuz. Resimdeki kadınların gözleri dışında her yeri kapalı yani peçeli çarşaf giymişler. Adam eşlerine gülümsemelerini söylüyor.. Bu resmin saçmalığından tutunda, sanki ayırt edebilecek kadınları, gülümsese ne olacak, görünecekte vs vs tüm aşağılayıcı üslubuyla lafı türban meselesine getirdi. Neden o lanet olası bonelerin takıldığını eski dönemlerde annesi de dahil yazma taktığını ancak öndeki saçların gözükmesinin ne sakıncası olduğunu; hayır bu genç yaşta böyle özgürlük kısıtlayıcı bir bez parçasını kafanızda dolandırmanın ne mantığı olduğunu sorup ağzından tükürükler saça saça cevap beklemeden sözlerine devam etti. Tabi emin hatta çok emin kimsenin ona anti tezle cevap veremeyeceğinden. Kendisi özgüvenin, modernliğin, bilimin, zekanın, laikliğin vücut bulmuş hali. Pardon ne haddimize yani. Fönlü
Kitabı gayet başarılı, yazarın okuduğum ilk kitabı. Kadın yazarın, ana karakteri erkek seçmesi ve hatta konusunun bile erkekçe olması insanı daha da etkiliyor. Bir maden ocağı, bir isyan ve sayısız ölüm. Sonlara doğru artan ölümler can sıkmadı değil yer yer yok artık dediğim oldu. Son olarak, finali beklediğim gibi olmadı. Çok farklı beklemiştim öyle olmasını da umarak son sayfaları okudum ama devamı gelecekmiş gibi bitirdi. Umarım vardır
Bir kitap hakkında ancak bu kadar hayal kırıklığına uğrayabilirdim. 1957 Nobel de Yabancı ‘yla kapışmışlar ve Yabancı bir puan farkla Nobel’i almış. Cidden bu kitap nasıl Yabancı’ya rakip olabilmiş, o dönem insanlar nasıl bir psikolojideymiş anlamak mümkün değil.
Zorba en yalın haliyle umursamaz biri. Kağıt faresi olarak nitelendirdiği patronuna nutuklar çeker sürekli. Okuma yazması dahi yoktur ama hayatı boyunca edinmediği tecrübe kalmamıştır. Her bataklığa girip çıkmıştır. Zorba hayatıyla ilgili nutuklar çekerken, Patron da” vaaay ben hiçbir şey bilmiyormuşum” der durur. Kitap kısaca çok gezen çok okuyandan daha iyi bilir demek istiyor.
Bir kadın olarak Zorba’nın kadınlar hakkındaki düşünceleri beni aşırı rahatsız etti. Nietzche bile kadınlar hakkında böyle nutuklar çekmemişti. İnsanların ise böyle bir karakteri idol alması anlaşılır şey değil gerçekten.
Oo hiçbir şeyi umursamıyorum, dünyanın canı cehenneme diyen lise çağında bir ergenseniz okumaktan zevk alabilirsiniz. Gerçek bir okuyucu için vakit ve nakit kaybı.
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,5bin okunma