Keyifli zaman geçirmek isteyenler için ağır tavsiye içerir:)
8/10
·175 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:03
Babamın iki sene evvel hediye ettiği ve okumakta geç kaldığım keyifli kitap… Reşat Nuri Güntekin’in mizahi, ironik ve yalın bir dille ele aldığı sürükleyici 23 hikaye... Kitaptaki hikayeler toplumun her kesimini yansıtan hayatın içinden karelerdi bu da bize yazarın gözlem yeteneğinin gücünü gösteriyor. Konuların absürt ve mizahi bir dille ele alınması ise kitabı elinizden bırakmanıza mani olacak. Bir sonraki hikayede beni ne bekliyor derken, kitabın sonuna geleceksiniz. :) Reşat Nuri konuları o kadar ince işlemiş ki basit gibi görünen olayların ardına saklanan kişilerin kurnazlıkları ve toplum değer yargılarının yozlaşması okuru sıkmadan ele alınmış. Ayrıca yazar o kadar gerçekçi anlatmış ki olayları okurken bazı karakterlere sinir olmadan edemedim. Kısacası ben kitabı beğendim ve tavsiye ederim. :) Şimdiden keyifli okumalar. En sevdiğim hikayeler: Kitaba ismini de veren Tanrı Misafiri Yaseminli Yuva Hatıra Defteri ve Sinema oldu. Reşat Nuri Güntekin Tanrı Misafiri ❦✰ESRArengiz✰❦
1000Kitap
Tanrı MisafiriReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 20132,298 okunma
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu İncelemesi
Puan vermedi
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, 7 yaşından beri kemik hastalığıyla mücadele eden 15 yaşındaki bir gencin hikayesini konu alır. Otobiyografik ögeler taşıyan roman, psikolojik tahliller açısından zengindir. Uzaktan akrabaları olan bir ailenin yanında kalmaya başlayan anlatıcımız, hastanenin soğuk duvarları arasında karşılaştığı insanları da müthiş bir gözlem gücüyle aktarır. Bu bağlamda o yıllardaki insanların durumunu da çarpıcı bir şekilde anlatır. Yanında kaldığı ailenin kızına çocukluktan beri aşık olan kahramanımız; başlarda aşkına karşılık bulsa da ailenin, kızlarını zengin bir doktorla evlendirmeye karar vermesi üzerine bu ümitsiz aşkı kalbine gömer. Bu hastalık sürecinde gencin, annesini teselli etmesi ve ona destek olması ise beni çok etkilemiştir. Hasta kadar hasta yakınlarının da yaşadığı zorlukları, psikolojilerini ele alıyor. Genç, bacağının durumu kötüleşince hastaneye kaldırılıp ameliyat ediliyor. Kitabın sonunda kahramanımızın hayatında her anlamda yeni bir sayfa açılıyor. Peyami Safa;bir hastalığın insanları nasıl etkilediğini,bu süreçte onların hangi zorluklarla karşılaştıklarını sürükleyici ve çarpıcı bir dille anlatmış. Kesinlikle okunması gereken bir eser. Keyifli okumalar:)
Duygu ve Düşünce
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
4/10
·144 syf.··
2026 48. kitabı
Her ne kadar Sabahattin Ali’nin edebi gücünü ve gözlem yeteneğini taşısa da, kitap beklentilerimi karşılamakta belirgin biçimde yetersiz kaldı. Güçlü Yönleri Kitabın en dikkat çeken tarafı, yazarın karakter yaratmadaki başarısı. Özellikle toplumun kenarında kalan, görünmeyen ya da içsel çatışmalar yaşayan insanları oldukça gerçekçi biçimde aktarabiliyor. Anadolu insanına, yoksulluğa ve bireysel yalnızlıklara dair yaptığı gözlemler, yazarın sonraki büyük eserlerinde göreceğimiz anlatı gücünün ilk işaretlerini taşıyor. Bir diğer güçlü yön, dilindeki sadelik. Dönemine göre oldukça akıcı bir Türkçe kullanması, hikâyelerin kolay okunmasını sağlıyor. Bazı öykülerde insan psikolojisini ve melankoliyi oldukça etkili yansıttığı da görülüyor. Zayıf Yönleri Öyküler arasındaki kalite dengesizliği. Kitaptaki bazı hikâyeler güçlü ve dikkat çekiciyken, bazıları oldukça yüzeysel kalıyor ve okurda kalıcı bir etki bırakmıyor. Bu durum kitabın bütünlüğünü zayıflatıyor. Ayrıca Sabahattin Ali’nin sonraki eserleriyle karşılaştırıldığında, bu kitaptaki anlatıların daha ham ve tam olgunlaşmamış olduğu hissediliyor. Karakterler ve olay örgüleri zaman zaman derinleşmeden sona eriyor; bazı hikâyeler bir fikir sunuyor ama bu fikir yeterince güçlü işlenmiyor. Genel Değerlendirme Yazarın edebi gelişim sürecini görmek açısından değerli olsa da, içerdiği öykülerin her biri aynı güçte değil. Yer yer güçlü gözlemler ve etkileyici anlatılar barındırsa da, bütün olarak bakıldığında yazarın daha olgun eserlerinin gerisinde kalan bir kitap. Edebi değeri olan ama beklenti yükselince etkisi sınırlı kalan yazarın zirvesini değil, hazırlık dönemini hissettiren bir eser.
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
“Gece Yarısı Treni”, olay örgüsünden çok atmosfer ve gözlem gücüyle öne çıkan bir metin. Capote, klasik bir hikâye anlatmak yerine okuyucuyu bir ruh hâlinin içine sokmayı tercih ediyor. Bu yüzden kitapta “ne oldu?” sorusundan çok “ne hissettirdi?” sorusu önem kazanıyor. Yazarın en güçlü yanı detayları kullanma biçimi. Bir bakış, bir sessizlik ya da trenin ritmi bile metinde anlam kazanıyor. Hikâyede büyük olaylar olmamasına rağmen okur sıkılmıyor; çünkü metin sürekli bir içsel hareket barındırıyor. Bu da eseri derin ama akıcı hale getiriyor. Ayrıca tren metaforu çok başarılı kullanılmış. Sürekli ilerleyen ama aynı zamanda kapalı bir alan olan tren, insan hayatının adeta küçük bir modeli gibi. Herkes bir yere gidiyor ama kimse tam olarak ne aradığını bilmiyor. Bu da hikâyeye hafif bir varoluşsal sorgulama katıyor. Dil sade ama etkili. Capote, ağır cümleler kurmadan güçlü bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Bu da kitabı hem kolay okunur hem de düşündürücü yapıyor. Artıları: Güçlü gözlem ve psikolojik derinlik Atmosfer kurma konusunda ustalık Kısa olmasına rağmen yoğun anlam Eksileri: Olay beklentisi olan okura sade gelebilir Daha çok his ve düşünce odaklı olduğu için herkesin tarzı olmayabilir
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026226 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 109. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 16:18
Bertrand Russell Bilim ve Din adlı eserinde sadece ele aldığı 'din' bağlamı düşünüldüğünde hıristiyanlık ve doğu mistisizmiyle birlikte yer yer eleştirel yer yer de olumlu bir yargılama formu belirtmiştir. Bu bağlamda eser düşünüldüğünde 'bilim' denen kavramın deney, gözlem, düzen ve anlam gibi sac ayaklarının insanın hayat sekansına etkisi görümlenmiştir. Bertrand Russell'ın eserine bilim tarihi noktasında bakıldığında Nicolaus Copernicus, Isaac Newton Batlamyus gibi düşünürlerin sınırlarını çizmiş olduğu yer merkezli ve gök merkezli evren anlayışının noktaları hakkında bilgi de vermektedir. Özellikle antik dönem doğa filozofları ve orta çağdaki kant dahil rahip ve papaz görevinde olanların dahi akli ve kalbi ölçütlerinin çatışması da gözlemlenmektedir. Bundan dolayı kitabı salt bir şekilde din ve bilim çatışması ya da anlamlandırılması değil geçmiş-gelecek arasında akli, kültürel, mitolojik, ritüellistik ve tarih bağlamında eleştirel bir kolerasyon da kurmuştur. Bu kolerasyonun ışığında insan aklının ve ruhunun çatışma-uysallaşma noktlarının izlerkleri de görülebilmektedir. Sonuç olarak eser bize geçmişin izlerini geleceğin resimlerinde görebilme anlatısı sunmaktadır. Yani köksel bir ilerlemeden bahsedebilmekteyiz. Ve inanç harmonisi bu köksel perspektifte 'dinin' kayganlığıyla birlikte sertliğinin de anlaşılması istenmektedir. Çünkü anlamdan ve manadan kopuk her şey 'yok' olmaya mahkum olamayacak kadar karşılıksız kalacaktır.
Bilim ve DinBertrand Russell · Varlık Yayınları · 1972617 okunma
Puan vermedi
Açık konuşacağım; çok sevdiğim, yakından tanıdığım bir kadının elinden böyle devasa bir iş çıktığını görmek beni kelimenin tam anlamıyla büyüledi, altüst etti ve çok fazla heyecanlandırdı! Resmen keyiften dört köşe oldum, okurken bir ara kalkıp biraz koşasım falan geldi! Biz Burcu’yla beraber güleriz, konuşuruz, fikir alışverişinde bulunuruz. O yüzden de ben kitabı elime alırken bizim Burcu’yu okuyacağımı sanıyordum; meğer karşımda yılların edebiyatçısı, demlenmiş bir usta yazar varmış da haberim yokmuş. Burcu’cum, bu nasıl bir emek, nasıl bir şahane delilik? Kitap boyunca beni bir oraya fırlattı bir buraya. Tam bir öyküde ince bir ironi yakalayıp gülerken, çat diye bir sonraki sayfada tokat yemiş gibi kalakaldım. (Hele o bir tatlı isimli öykü var ya... İsim vermiyorum spoiler olmasın ama o çok komik başlayıp insanı paramparça eden o son beni mahvetti... ) Okurken beni asıl vuran yerlerden biri de o muazzam gözlem yeteneği oldu. Halkın o en saf, en bizden halini öyle bir yakalamış ki... Karakterlerin konuşma metinleri, o diyaloglar gerçekten harikaydı. Hani o mahallemizin, ailemizin içindeki samimi sesler var ya; onları yapaylığa hiç kaçmadan, o kadar doğal ve usta işi aktarmış ki diyalogları okurken resmen muhabbet yanımda dönüyor gibi hissettim. :) Kendi de çoğunlukla öyle konuşur zaten; mesela beni arayıp ulaşamamışsa doğrudan *"Neredesin Allah'ın cezası!"* der. İşte o samimiyet aynen kitaba akmış. Sinematik betimlemelerinin başarısı zaten apayrı bir seviye ama argoyu öykülere öyle güzel, öyle dozunda yedirmiş ki... Hiç mi sırıtmaz bir kelime! Hayatın içindeki o gerçekçiliği ve sokağın ruhunu aynen hissettim, oralar tıpkı film gibiydi, çok hoştu. Kitapta en sevdiğim bir diğer konu da kadınların yaşadığı sorunlar, o görünmez mücadeleler ve toplumsal dertlerimiz
Ben Yokmuşum GibiBurcu Ünlü · Everest Yayınları · 2023196 okunma