selim koç

selim koç
@grabowski
Kapitalizm aynı zamanda doğası gereği, temel dinamiğini sürekli kâr arayışının oluşturduğu yayılmacı bir sistemdir. Kâr güdüsü hâkim olduğu için, üretilen metalarm hacmi ile onların ortalama kâr oranında satılabilirlikleri arasında belirgin dengesizlik içeren bir ilişkiler durumu sistem için kriz kaynağı oluşturur. Kapitalizm insanlık tarihinde büyük ölçekli aşırı-üretimin mümkün olduğu ilk sistemdir. Kuşkusuz, bu büyük ölçekli aşırı-üretim kullanım-degerleri bakımından değil, sadece kapitalist üretimin gereklilikleri bakımından, degişim-degerleri bakımından aşırı üretimdir: “Satılamayan” metalardan normalde yararlanılabilir. Fakat yatırımda yeterli düzeyde getiri sağlanamadığında kapitalizmin işleyişi bozulmaya başlar. “Büyük bir kitlenin ihtiyaçlarını insani biçimde karşılayacak yeterlilikte üretilmemesi”ne rağmen, üretim potansiyeli sınırlı düzeyde kalır. Kriz aslında üretimin, piyasanın emebileceği ve halen uygun bir kâr oranı sağlayabileceği düzeyin üzerine çıkmasıdır. Aşırıüretim, bir kez gerçekleştiğinde, sadece ekonominin bir kesiminde bile bir tepkimeler kısırdöngüsü başlatabilir. Kâr oranı düşerken yatırım azalır, işgücünün bir kesimi işten çıkartılır; bu ise tüketicinin satın alma gücünü zayıflatır ve kâr oranında bir başka düşüşe yol açar vb.
Reklam
Bir dost anlatıyor: Bayda sokaklarında arkasından gidiyordum. Bir damın üzerinden birinin gölgesi üzerine düşünce, Hallac gölgenin sahibini görmek için başını yukarı kaldırdı. Gölgenin sahibi güzel bir kadındı. Sonra Hallac bana döndü ve "Bu kısacık an yüzünden başıma gelecek belaları göreceksin." dedi. Aradan yıllar geçti. Hallac'ı çarmıha gerdiklerinde, ben de toplanan kalabalığın içindeydim ve ağlıyordum. Bir ara göz göze geldik. Bana şöyle seslendi: "Musa, senin de şahit olduğun gibi kim başını göğe kaldırır da caiz olmayan bir şeye bakarsa, o da böyle benim gibi halkın bakışlarına maruz kalır."
M. Kemal İstanbul günlerinde Vahdeddin hakkındaki kanısını şu sözlerde dile getiriyordu: “ ...bir mecnunla karşı karşıya bulunduğumu hemen anladım. (...) Bu zavallı yarın Padişah olacaktır, kendisinden ne beklenebilir?" Vahdeddin hakkındaki güvensizliği şu sözüyle de açıkça anlaşılır. İkili görüşmelerinde umduğunu bulamadığı için Padişahı “ Hacı sandığımız kişinin koynunda haçı çıkmıştı” sözüyle değerlendiriyordu.
Bir ekonomik sistem zenginlik üretmek için vardır ve bunu mümkünse en az toplumsal, politik ve ekolojik zararla yapmaya çalışır. Kapitalizm -kusurlarına rağmen ve bazen de onlar sayesinde- kollektivizmi bu üç açıdan yendi. Nokta. Ama zenginliğin medeniyet ve hatta insanlık adına kabul edilebilir bir toplum yaratmaya yeteceği yanılgısına düşmemeliyiz. Bu nedenle hem hukuka hem de siyasete ihtiyacımız var. Hukuk ve siyaset de buna yetmeyeceği için ahlaka, sevgiye, maneviyata ihtiyacımız var. Ekonomiden bunların yerini tutmasını bekleyemeyiz!
Onun hemen durdurulması ve geriye getirilmesi yolunda bir talimat gönderildi; ancak, Müttefik İşgal örgütü son derece karmaşık uluslararası kıskançlıklar yüzünden delik deşik bir haldeydi. Yolcu gemilerini İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar'ın her biri ayrı ayrı denetlemekteydiler: Kara ve deniz kuvvetlerinin görevleri son derece belirsizdi. Emirler önce ertelendi ve sonunda bir kenarda unutuldu. Mustafa Kemal sadece birkaç saat farkla kurtulmuştu.
Reklam