selim koç

selim koç
@grabowski
İnsanın değeri ulaştıklarıyla değil, ulaşmayı arzu ettiği şeylerle bilinir.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
DERTLİYİM APOSTOL Kadehimi son damlasına kadar içirdiler Günahların kefareti ödendi İnsan için nem varsa felakelere verdim Akşamın hayrolsun İndir kepenkleri Sabaha kadar dertleşelim Apostol.
Peygamber gönlü, sadece kendi yurduna hapis olacak kadar dar milliyetçi değildir. Bilebildiği, algılayabildiği tüm insanlık ve yeryüzü için çırpınır. Çaresinin giderek evrenselleşmesi bu yüzdendir. Onun için nefis üzerine sezilerinin değeri, kendi çağını aşarak günümüze dek uzanır.
Üretim ilişkilerindeki değişme de, büyük ölçüde, üretimin yansıması ve doğru hayatın karikatürü olan 'tüketim alanında', insanların bilincinde ve bilinç-dışında olup bitenlere bağlıdır. İnsanlar, ancak üretime karşı çıkarak, insana yaraşan bir başka üretim düzeni getirebilirler. Tüketim, bu hayat görüntüsünü yanlış nedenlerle savunmaya çalışıyor bugün; ama eğer bu görüntü de büsbütün silinecek olursa, mutlak üretimin canavarlığı egemen olur.
Eğer Kuzey Amerika'dan bahsedersek, benim gözümde, geleceği olmayan bir uygarlıktır bu. Hem sadece teknik açıdan söz etmiyorum. Evet, sanırım ki varoluşun anlamını düşünüyoruz. Kuzey Amerika'da kendini tarihe dayatma iradesi yok. Kendisi için tamamen dışsal olan değerleri savundu. Bununla birlikte, işin ilginç tarafı, neye kalkışsa başarısızlığa uğruyor. Ama hemen belirteyim ki, Latin Amerika 'da sorunumuz, yönetici sınıfların, biz sanki Güney Amerikalı değil de Avrupalı imişiz gibi ilerlemeye inanmaları. Çizgisel bir güzergah üzerinde yol alan tek bir tarih olduğu ve böylece ileri atılmanın yeterli olduğu düşünülüyor. "İlerleme"nin ve tüketimin en ucuna varanlar, ABD, Almanya, Fransa ve Kuzey ülkeleri. Bunların dışındaki ülkeler ötekileri yakalama !unda arkadan koşuyorlar. Ama büyüklükler de tam olarak, Zenon 'un paradoksundaki gibi, "gelişmiş" ülkelere tekabül ettiğinden, onlara hiçbir zaman erişemeyeceğiz. Tek bir ölçü tarafından belirlenen tarihi hareketin bu yutturmacasını yeniden ele alma lüzumu var. Bütün bu ülkelerin, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi büyük uygarlıkların çekindikleri şey, üzerlerine sorumluluk almaktır. Bütün istedikleri, tarihin onların uzağında yapılmasıdır. Halklar aynı yorgunluk düzeyinde değil. Hepsi aynı şekilde tükenmiş olsaydı, evrensel uyum yerleşirdi. Maalesef, yorgun olmayan halklar var. Fransa'nın ardında bin yıllık tarih var. Bin yıl içinde en çok savaş vermiş halk. Ama bunun hesaba katıldığı izlenimini almıyoruz. Almanya'nın durumu biraz farklı; onun ulusal bir mevcudiyeti olmadı; büyük ulus olarak, büyük güç olarak nispeten yeni bir kaderi var. Bunun için iki dünya savaşına yol açabilmiştir. Atılımının önünü almak için bütün dünyanın katılımı gerekmiştir. Ama şimdi, Fransa ve İngiltere'yle aynı aşamadadır. Hatta şimdilik fetih