selim koç

selim koç
@grabowski
Sanki -biz hayatın dışındayız, derlerdi. Hayatın dışında... O, herşeyi besleyen hayat suyu bizden çekilmiştir. Ölüm bile bizim kadar kısır değilidir.- Hakikaten çocukken oynamasını o kadar sevdiği ve ömrünün sonuna kadar seveceği bir balçık parçası bu kayaların yanında ne kadar canlıydı. Onun yumuşak ve şekilsiz varlığı, her şekli, her iradeyi, hatta düşünceyi bile kabul edebilirdi. Fakat bu sert kaya parçaları hayattan ebediyen uzaktılar; rüzgar eser, yağmur yağar, zerre zerre ufalırlar, dev cüsselerinde derin izler, oluklar peydahlanır; fakat hiçbiri onlardan ilk felaketin eliyle yoğrulup kaldıkları hali gideremezdi. Onlar hayat yolunun üzerinde soracak belli hiçbir sualleri olmadığı için, her suali birden soran sonsuz zamanın içinden gelmiş zalim, haşin sembollerdi.
Reklam
Gece Vardiyasından Dönen İşçiler Gece vardiyasından dönen işçiler Kırık bir gülüş gibi geçerler sokaklardan Bitip tükenmez saatlerin sonunda Sanki sabahı güne teslim edenlerdir Rüzgâr kurt ulumalarıyla sıçrar çatılardan Onların yüzlerinde debelenir Gecekonduda kadınları uyanır Çayı koyar, çocukların üstünü örter Saçının beliklerini suyla ıslatır Lekeli bir aynanın karşısına geçer Bir çocuk, tavşan gibi, gözleri yarı açık Babasının döneceği saati bekler Günün ilk otobüsleri, banliyö trenleri Onlarla başlar sefere Gece vardiyasından dönen işçiler Üçer beşer dağılırlar uykusuz, yorgun Kaynağından kopan sular gibi Kentin kenar mahallelerine
Bilmiyor değiliz, bütün Kiliseler bize karşı. Bir yere varmayı çok isteyen bir yürek ölümsüze yan çizer, bütün Kiliseler de, ister Tanrısal, ister siyasal olsunlar, ölümsüze göz dikerler. Mutluluk ve cesaret, gündelik ya da adalet, onlar için ikinci derecede amaçlardır. Getirdikleri bir öğretidir, buna katılmak gerekir. Ama benim fikirlerle ya da ölümsüzle işim yok. Kendi boyuma göre dar gerçeklere dokunabilir elim. Onlardan ayrılamam. İşte bunun için hiçbir şey kuramazsınız benim üzerime; fatihin hiçbir şeyi sürekli değildir, öğretileri bile.
Görseydin kamil Görebilseydin kemali Kuşakların olmasaydı boğuldun oğlum tiz tiz çanlarınla selim k.
— Bunda bir orostopolluk vardır... dedi. Gedikli İhsan Efendi, — Bu Zübükzâde bir gün önce Ankara'dan gel¬ di mi? ' — Evet, geldi. Kör Nuri'nin Orman Muhafazaya tâyinini de birlikte getirmiş. — Evet, Ankara'dan yeni döndü. Şimdi de partiden istifa edecekmiş? Neden? Bunu bilmeyecek ne var... Demek ki hükümet sarsılıyor. Bizim parti hapı yuttu demek... Parti çöküyor demek, dağılıyor demek. Zübük gitti, bunu öğrendi geldi. Şimdi hepimizden önce partiden istifa ediyor ki, öteki partide post kapa...