selim koç

selim koç
@grabowski
Fabrika üzerine kurulu düzen yerini yavaş yavaş başka bir dünyaya bırakmaktadır. Üçüncü sektör (hizmet) insanların üretim şekline hakim olmakta ve buna göre "üçüncü sektör yaşam biçimi" oluşmaktadır (belli bir giyim tarzı, belli yerlerde gezmek, belli yerlerden alış-veriş yapmak, belli bir tip araba kullanmak yaygınlaşmıştır). Refah Devletinin bolluk yıllarında, Marcuse'nin deyimi ile insanlar "tekboyutlaşmaktaydılar". Sınıflar arası farklılık, dış görünümde, giyimde, kullanılan markalarda, artık azalmakta, herkes aynı bir görünüm kazanmaktadır. Fakat Refah Devletinin oluşmasında, bu ülkelere gelip çalışan ve bolluğun oluşmasına katkıda bulunan "yabancı göçmenlerin" yerini unutmamak gereklidir: Burjuvazi iktidarı kendi. ülkelerinin refahını, dışa açılarak, dışarıyı içeriye getirerek (Kolonicilik zihniyetinde ülkenin içi dışarıya açılmaktadır, halbuki yeni -kolonicilik olarak nitelendirilen Refah Devleti seneleri, dışarısının içeriye getirilip, içeride dışlanması zihniyetidir. Yabancı işçiler .artık içerisinin dışarısı olmuşlardır) korumuştur.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Günümüzde rasyonel temellerini yitirmiş olan çoğunluk ilkesi tümüyle akıldışı bir boyut kazanmıştır. Her felsefi, ahlaki ve siyasal düşüncede —onu tarihsel köklerine bağlayan hayat bağının kopartılmasıyla birlikte— yeni bir mitolojinin nüvesini oluşturma eğilimi göze çarpmaktadır; bu, aydınlanmanın ilerlemesinin belli noktalarda hurafe ve paranoyaya sapma eğiliminin nedenlerinden biridir. Her konuda kamu yargılarına başvurma biçimini alan ve çeşitli kamuoyu ölçme ve modern iletişim teknikleriyle uygulanan çoğunluk ilkesi, düşüncenin hizmet etmek zorunda olduğu egemen kuvvet haline gelmiştir. Yeni bir tanrıdır; ama büyük devrimlerin habercilerinin düşündüğü anlamda, yani varolan adaletsizliğe karşı direnen bir güç olarak değil, uyumsuz olan herşeye karşı direnen bir güç olarak... Halk çeşitli kısmi çıkarların kontrolü altına girdikçe, çoğunluk da kültürel hayatın hakemi olarak sunulmaya başlar.
..gerçek Tanrı'nın, bir başka deyişle ilk-Tanrı'nın tanınması mümkün değildir. Böyle bir şey Tanrı'nın kendisi için bile mümkün değildir. Çünkü evren olduğu sürece, sürekli bir yok etme ve kendini mükemmeleştirme devri olduğu sürece, ilk-Tanrı kendini tanıma süreci içinde olacaktır. Bu süreç içinde Tanrı'ya yönelik bir ibadet mantıksızdır, çünkü insan ancak bildiği bir şeye ibadet eder ve onu onurlandım. İnsanın bilmediği bir şeye ibadet etmesi saçmadır. Tanrı uzun bir südür devrinden sonra kendini tümüyle tanıdığında da ibadete ihtiyacı olmayacaktır, çünkü artık kendi kendine yeterlidir ve bütün dönüşüm ve yabancılaşma formlarını yok etmiştir. Tanrı'nın istediği, insanın bilgisi kamil insanın bilgisidir. Çünkü yalnız bunlar Tanrı'ya kendi kendini tanıma sürecinde yardımcı olabilir. Bu nedenle gerçek ibadet biçimsel dinsel dualar değil, bilgi edinmektir. dualar ve ibadet sadece insanın duygularının tatmin edilmesine· yarar. İnsan ne kadar hayvansal duygulara sahip bir varlık ise, içsel sağlamlık kazanmak için o derece çok duaya ve ibadete ihtiyaç duyar. Fakat aslında her i kisi de Tanrı için yararsızdır. Tanrı'ya gerçek ibadet, Tanrı'nın gözle görülür sureti olan doğa ve bütün öbür olgular hakkında bilgi edinmek ve bununla övünmektir.
aşk sanat okulunun birinci sınıfında bir öğrenciyim bana kafamdaki bütün güzellikleri birleştirmek için bildiğim bütün güzellikleri seninle yaşayabilmek için neler verdiğini bir bilsen derdi bunu başarabilecek miyim bütün okuduklarımı düşündüklerimi hissettiklerimi anlatmalıyım onların senin gözlerindeki yansımalarını bilmeliyim hayır hepsini yeni baştan okumalıyım düşünmeliyim senden önce ve senden sonra bütün bunlar ne ifade etmiş ne ifade ediyor bilmeliyim hayır yalnız senden sonra seninle neler oluyor onu bilmeliyim hayır hiçbir şey bilmemeliyim bilmek kelimesini sözlükten çıkarmalıyım satırların arasına sıkışıp aşka kapalı kaldığım devirlerde kaçırdığım güzellikleri yakalamalıyım
Tevazu: Riyaseti ve böbürlenmeyi terk etmek, büyüklenmekten ve gereğinden fazla ikram etmekten kaçınmak demektir. Ayrıca bu duygunun bir gereği olarak insan faziletlerini sergilemekten, makam ve mal gibi sahip olduğu şeylerle övünmekten de uzak durmalıdır. Kişinin kendini beğenmişlikten ve kibirden uzak durması da tevazudur. Tevazu, ancak büyük insanlarda, liderlerde, fazilet ve ilim ehlinde güzel ve yerindedir. Düşük düzeyli kimseler, mütevazı olamazlar. Zira, konumları zaten düşüktür, ondan daha da düşemezler.