«Biz sadece bu bir kereliğine bu dünyadayız.» S. 144.
10/10
·152 syf.·
2026 4. kitabı
Jostein Gaarder Norveçli, 8 Ağustos 1952’de Oslo’da doğmuş, felsefeci ve yazardır. Onu dünya çapında, özellikle gençlere felsefeyi sevdiren "Sofi'nin Dünyası" adlı eseriyle tanıyoruz. Annesi edebiyatçı ve babası bir eğitimci olmasından ötürü entelektüel bir ortamda büyümüş. Oslo Üniversitesi'nde İskandinav Dilleri ve Teoloji alanında eğitim almış. Yazarlığa başlamadan önce, uzun yıllar boyunca Bergen'de lise düzeyinde felsefe ve dinler tarihi öğretmenliği yapmış. Bu tecrübesiyle karmaşık konuları daha genç bir kitlenin anlayabileceği bir düzeyde anlatma becerisi kazanmış. Genellikle hikaye içinde hikaye anlatmayı, çerçeve öykü tarzını benimsemektedir. O, sadece bir yazar değil, aynı zamanda çevre ve insan hakları konularında aktif bir sestir. Eşiyle beraber 1997 yılında, çevre ve kalkınma projelerini destekleyen Sophie Prize’ı (Sophie Ödülü) kurmuş. Bu ödül, 2013 yılına kadar her yıl çevre bilincine katkı sağlayan kişilere verilmesi hedeflenmiş. En bilinen eserlerinden "İskambil Falı (1990)" kader ve özgür irade üzerine kurgusu olan bir yolculuk hikayesini anlatıyor. Yazar küresel başarısını "Sofi'nin Dünyası (1991)" eseriyle kazanmış. Bu metninde, genç bir kızın posta kutusunda bulduğu anonim mektuplarla felsefe tarihine giriş yapmasını konu alıyor. Yazarın bu eseri 60'tan fazla dile çevrilip, 40 milyondan fazla satması sebebiyle onu yaşayan en popüler yazarlardan biri haline getirmiş. "Aynadaki Muamma (1993)", yaşam, ölüm ve varoluş üzerine hüzünlü ama umut dolu bir diyalogtur. "Hayat Kısa (1996)" Aziz Augustinus'un hayatına ve aşkına dair kurgusal bir mektuptur. Ve bir diğer eseri ise "Maya (1999)", yaşamın evrimi ve genetik miras üzerine felsefi bir romandır. Gaarder'ın 2003 yılında yayımlanan "Portakal Kız (Appelsinpiken)" adlı okumuş olduğum bu eseri, ölüm, yaşam ve sevgi
Edebiyat
Portakal KızJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 2021804 okunma
Henri Pirenne - Avrupa Tarihi
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2025 68. kitabı
·
1003 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2025 03:10
Kitap, Kavimler Göçü'nden itibaren 16. Yy.'a kadar şekillenen Orta Çağ Avrupasını ele almaktadır. Yazara göre Avrupa Orta Çağ'da dahi seküler bir yapıdaydı ve hatta yazar daha da ileri giderek kitapta Katolik kilisesinin laik olduğu görüşünü dile getirmektedir. Avrupa'da eğer İngiltere ve Fransa arasında Yüzyıl Savaşları olmasaydı ve Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu yerine bir Alman ulus devleti olsaydı, Türklerin Balkanlarda asla ilerleyemeyeceğini söylemektedir. Türklerin bir barbar olduğunu ve Balkanları istila ettiğinde egemenliği altına aldığı milletleri de kültürel bir çöküşe götürdüğünü savunmaktadır. Hatta kendi deyimiyle şöyle söylemektedir: "Türk akınları kuşkusuz Roma imparatorluğu'nun sona ermesinden bu yana Avrupa'yı etkileyen en büyük talihsizlikti. Plajlar nereye giderlerse yanlarında ekonomik yıkım ve ahlaki çıkış getirirler. Türk boyunduruğuna tabi tutulan bu haklar ( Bulgarlar Sırplar rumenler Arnavutlar ve grekler) barbarlığın eşiğinde bir düzeye geldiler ve 19 yüzyılın başına kadar dağ bu durumdan asla çıkamadılar. 5 yüzyılda batıyı işgal eden Almanlar Türklerden daha az gaddar değildi. Ancak batının Üstün medeniyeti ile asimile edildiler hristiyanlığa geçtiler ve fethedilen nüfus tarafından emildiler." Barbar Almanların Hristiyanlaşması ile Avrupa'nın yüksek medeniyetine katıldığını dile getiren yazar, barbar olarak atfettiği ve Medeni Batının bir düşmanı olarak gördüğü Türkleri ise eğer Türkler İslamiyet yerine Hristiyanlığa kazandırılabilmiş olsaydı Avrupa için büyük bir kazanç olacağını söylemekte ve Türklerin medeni bir Avrupa milleti sayılacağını itiraf etmektedir. Sonuç olarak bu kitap Avrupa'nın, Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra Haçlı seferleri ve Kilise sayesinde medeni olarak kaldığını ve Orta Çağda dahi "laik" bir dini görüşte
Tarih
Avrupa Tarihi: Kavimler Göçü’nden XVI. Yüzyıla KadarHenri Pirenne · Selenge Yayınları · 202222 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·344 syf.··
2025 90. kitabı
Bir adamın, karısını bulma umuduyla tehlikeli ve uzun soluklu bir yolculuğa çıktıkları bin gemi... Helene'yi Troya'dan geri alabilmek için Agamemnon ve diğer Grek (Akhalar) krallarına katılmak için İthake'den gemilerle çıktıkları ve üzerinden geçen on koca yıl... Eser, bildiğimiz Troya sürecini kadınların perspektifinden yazarın yorumlaması ve kurgusuyla anlatıyor. Kadınların eşlerini, topraklarını ve özgürlüklerini kaybettiği bu kanlı savaşta başından geçenleri, fedakârlıklarını ve çektikleri acıları aktarıyor. Kalliope, müzik, şarkı ve dansın antik Yunan tanrıçaları olan Muse'lerin en büyüğü eser de Musa olarak kadınların sözcüsü, bölümler arasında akılcı sözleri ne nasihatleri ile karşımıza çıkıyor. Daha öncesinde grupla birlikte okuduğumuz bilgi veren kaynak eserler ve kurgusal kitaplardan ötürü bu eser de karşılaştığım karakterleri tanımakta güçlük çekmedim. Zaten Truva Savaşı artık ezberimizde her yönüyle hâkimdik, sadece Helene'in gönüllü gitmesi ve kaçırılması arasında yazarların bakış açısına göre değişkenlik gösteren ve netlik kazanmayan bir durum söz konusuydu ama Haynes, bu konuda da okuru tatmin edici bilgiler sunmuş. Ayrıca giriş kısmında karakterleri Grekler (Akhalar), Troyalılar ve Tanrısal Varlıklar başlığıyla kimliklerini açıklaması da okumaya kolaylık sağladı. Bu bilgiler sayesinde her mitolojik karaktere aşina olmayan bir okuyucu bile rahatlıkla okuyabilir. Okuma esnasında sağlıksal nedenden ötürü grubumdan geri de kalsam da okumamı tamamladım ve çok sevdim. Canıgönülden tavsiyemdir.
Bin GemiNatalie Haynes · Epsilon Yayınevi · 2022198 okunma
Puan vermedi·191 syf.··
2025 28. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2025 10:55
"Dünya kültür ve medeniyetinin Yunan cağrafyasından yayıldığı, o tarihten önce kültür ve medeniyetin bulunmadığı" söylemini herkes duymuştur. Kitap Batı'nın insanlık medeniyetine katkısını inkar de­ğil, ancak 'bütün kültürlerin yegane kayna­ğı Grekler ve Romalılar, Yahudi-Hıristiyan ve Rönesans geleneğidir' şeklindeki "kla­sik ön yargı"ya karşı savaş açmaktır. Bugün dünya tarihinde dönüm noktası olan yazı, ateş, tekerlek gibi bir çok keşfin Yunan coğrafyasından çıkmadığını göz önüne alırsak, yazarın görüşüne hak vermemek elde değil.
İnsanlığın Medeniyet DestanıRoger Garaudy · Pınar Yayınları · 19951,962 okunma
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
İslam'ı seçip Filistin halkının haklarını İsrail'e karşı savunmaya başladıktan sonra pek çoğu İsrail taraflısı olan Batı basın yayın organları ve büyük yayınevlerinin bir anda kendisini unuttuğu ve tam bir sükut ambargosuna tabi tuttuğu yazarımızın Batı'nın insanlık medeniyetine katkısını inkardan ziyade, Batıda ki bütün kültürlerin yegane kaynağının Grekler ve Romalılar, Yahudi-Hristiyan ve Rönesans geleneği olduğu yönündeki klasik önyargıya karşı savaş açmak için kaleme aldığı, insanlığın bütün geçmişi içinde bizlerin hayatına hala zenginlik katabilecek ve belkide değiştirilebilecek olan konuları ön plana çıkarmaya çalıstığı kitabımızda Mezopotamyayı, Zerdüşt'ün İranı'nı, Konfüçyüs'ün Çin'ini, Buda'nın Hindistan'ını (yüzelsey de olsa) okuyacak tarihin kaçırılmış fırsatlarını ve insanın kaybedilmiş boyutlarını yazarımız ile birlikte arayacaksınız. Dört asırlık batı sömürgeciliği ve hegemonyası yüzünden paramparça olmuş insani dokuyu yeniden ortaya koyabilmek umuduyla herkese keyifli okumalar dilerim....
İnsanlığın Medeniyet DestanıRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 20181,962 okunma
şopenhavır
Puan vermedi·80 syf.··
2024 19. kitabı
18. yuzyilin ezik inceli. dostum eger kadinlari bu kadar sevmiyorsan erkeklerle çıkabilirsin zaten greklere rezil oluyoruz falan diyordun eminim grekler seni ve kel kafanı istiyorlardır
Edebiyat Felsefe- Düşünce
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer · Say Yayınları · 202016,8bin okunma