"Filozof, ateşli hayranlıklar duymaya ve yüreğinde pek çok şeyi sevgiyle ağırlamaya muktedir olmalıdır: Aksi takdirde felsefe yapmaya uygun değildir. Gri ve soğuk gözler, şeylerin değerini çıkarsayamaz; gri ve soğuk ruhlar, şeylerin ağırlığını tartamaz. Ama kuşku yok ki, karşıt bir güce de sahip olmak icap eder; geniş mi geniş ve uzak mı uzak uzaklıklara uçmayı bilmek gereklidir, öyle ki en çok hayran olunan şeyler bile aşağıdan, kendinden çok daha aşağıdan ve belki de hor görülmüş şeylerde çok yakından görülebilsin."
Sayfa 28·Kitabı okuyor
"Büyük Khingan Dağları, tıpkı Ye'nin hayatı gibi gri ve belirsizdi. Bu gri hayatında bir rüya kısa bir süre de olsa hayatına renk ve canlılık katmıştı."
Sayfa 279 - İthaki Yayınları / Cixin Liu / The Three-Body Problem / Çince aslından çeviren: Zeynep Özmeral
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dedemden sonra en yakın dostum kitaplar oldu. İlk iki kitabımı gri bir ayakkabı kutusuna törenle yerleştirerek kütüphanemi kurmaya başlamıştım.
Sayfa 9 - İş Bankası Yayınları - 1. Basım·Kitabı okuyor
Konser Ekibi
(Mısır Üs Kampı) Toplanıyorlar etrafta... Alacakaranlığın içinden; gri-mavi kumların üzerinden, Alçak sesle mırıldanan adam sürüleri sese doğru akıyor içeriye, — Bir piyanonun tıngırtısı ve gümlemesine... düm-te-düm... Bir lambaya çekilerek, geliyorlar Çadırlarının parıldayan hatlarından dışarı, hışırdayan kumların üzerinden. O şarkıları söyleyin bize, kendi memleketimizin şarkılarını, Sizler, beyazlar içinde şakıyan hanımefendiler. Loşluk gizliyor yüzlerimizdeki açlığı, Gecenin içinden yükselen bu yüzlerden duvarı, Gözden bu kadar uzakta kalan yerlerin Anılarını saklayan bu gözleri. Yorgun ve neşeli, şarkı söylüyor hanımefendiler; ve kahverengili adam Eğiyor gri şapkasını; fiyakalı, zayıf ve solgun, Tuşları tıkırdatıyor... şehirden bir oyuncu parçası işte... "Tanrı seni eve kavuştursun"; ve sonra "Uzun, upuzun bir yol"; "Beni çağırdığını duyuyorum"; ve "Dixieland"... Yavaş söyleyin... şimdi nakarat... teker teker. Duyuyoruz onları, içiyoruz; konser bitene dek. Sessizce, askerlerin gölgeli kütlesinin dikilişini izliyorum. Sessizce, dağılıp gidiyorlar, parıldayan kumların üzerinden.
Bütün suç, o lekesiz, gri nedir bilmeyen beyaz ve ışıklı gülümsemesindeydi. Bütün suç, o gülümsemenin bir köşesinden vaatle göz kırpan gamzesindeydi.
Alıntı
Çünkü yine gülümsüyordu Yüzbaşı.Bütün suç, o lekesiz, gri nedir bilmeyen beyaz ve ışıklı gülümsemesindeydi.Bütün suç, o gülümsemenin bir köşesinden vaatle göz kırpan gamzesindeydi.
Alıntı