"Sana bir bikmecem var." "Sen gulersen gülerim " "Agladiginda ise içim gider " "Sürerim sende gizlidir " "Her gün peşinden gelirim" "Söyle bakalım ben neyim?"
Gülmek mi? Gülerim, güldüğüm çok olmuştur.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Seninle konuşuyorum şehirler boyunca Seninle konuşuyorum ovalar boyunca Ağzım yastığının üstünde Duvarların iki yüzü karşı duruyor Seni tanıyan sesime Sonsuzluktan söz ediyorum sana Ey şehirler şehirlerin anıları Tutkularımızın içine sarıp sarmalanmış şehirle Çabuk gelişen kentler yavaştan gelişenler Bütün yapıcılarından düşünürlerinden Hayaletlerinden sıyrılıp kurtulmuş Güçlü şehirler senli benli şehirler Zümrüt yeşili çizgiler çeken kır Canlı capcanlı canlı kalan Toprağımız üstündeki gök buğday Besler sesimi düş kurarım ve ağlarım Gülerim ve alevler arasında Güneşin salkımları arasında düş kurarım Ve uzanıp serilir vücudumun üstünde vücudun Parlak aynasının örtüsü.
Sayfa 107 - Kavram·Kitabı okuyor
Işıklar içinde uyu Musa amca..
* Yazmakla zulmün hatıraları bitmez ki! Dikkat edilirse, başın­dan beri tek tatlı hatıram yoktur. Bazı bölümlerde gülünecek tür­den şeyler olsa da, aslında bunlar bir nevi melodramdır. Türk edebiyatında da bu halime uygun bir deyim var: Gülerim ağlana­cak halime!
Sayfa 203 - Aram Yayınları, 4.Baskı·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Bana öyle geliyor ki bunca gülünçlük arasındaki en gülünç şey, bu dünyada meşgul olmak, aşına, işine koşturan bir adam olmak. Bu yüzden ne zaman kritik bir anda bir işadamının burnuna sinek konduğunu, işadamınınkinden daha büyük bir aceleyle yol alan bir arabanın adamın üstüne başına çamur sıçrattığını, adamın önündeki köprü kalkarken beklemek zorunda kaldığını ya da çatıdan düşen bir kiremidin adamı öldürdüğünü görsem katıla katıla gülerim. Kim gülmez ki? Zırıl zırıl meşgul bu adamların başardığı şey nedir? Evinde yangın çıktığında şaşkınlıktan evdeki şömine maşalarını kurtarmaya çalışan bir kadından hiçbir farkları var mı? Hayatın büyük yangınından kurtarabildikleri bir şey var mı gerçekten? (Ya/Ya Da, 1843)
Romanlar mahzun insanı omuzları çökmüş, gözleri sömüş, hareketsiz ve sessiz bir insan diye, yani daha açıkçası bir miskin şeklinde tasvir ederler. Bende daima bunun aksi olmuştur. Ne zaman derin bir üzüntüye kapılsam gözlerim parlar, tavır ve hareketlerim neşelenir, içim içime sığmaz olur. Dünyayı hiçe sayıyormuşum gibi kahkahalarla gülerim, türlü gevezelik ve delilikler yaparım. Bununla beraber, öyle sanıyorum ki, yakın kimsesi ve başkalarına açılmağa kabiliyeti olmıyan insanlar için bu, daha iyi bir şeydir.