Psikolojik gerilim mi? Sadece gülerim. Tek bir soru: Psikolojik nerede, gerilim nerede?
ÇOK CİDDİ SPOILER (SÜRPRİZBOZAN) İÇERİR!
Bugün kağıt üzerinde harika temalar vaat eden ama uygulamada tam bir fiyaskoya dönüşen bir kitapla geldim. Anne; evlilik, annelik, lohusa depresyonu ve toplumsal baskıların karmaşıklığını ham ve dürüst bir portreyle inceleme iddiasında. Keogh, beklenmedik dönüm noktalarıyla okuyucuyu diken üstünde tutmaya çalışıyor ama dürüst olalım: Bu kitapta inanılmaz derecede fazla ve zorlama olay örgüsü vardı! Gelin, neden sevemediğimi adım adım konuşalım:
Ne Anlatıyor?
Hikaye, dışarıdan mükemmel görünen Nick ile mutsuz bir evliliğin içinde sıkışıp kalan Sarah Westfield’ı merkezine alıyor. Sarah daha yolun başında evlenmemesi gerektiğinin farkında aslında. İlişkiyi kurtarmak için Nick bir bebek sahibi olmayı öneriyor, Sarah da bir arayı düzeltip mutluluk getireceğini umarak gönülsüzce kabul ediyor. (Küçük bir kamu spotu: Bu her zaman berbat bir fikirdir, sakın yapmayın!) Beklenen oluyor; bebekleri Kaya dünyaya gelince işler daha da kötüleşiyor ve kapana kısılmışlık hissi yoğunlaşıyor. Sarah taze aileleri için bir gezi teklif ediyor, dışarı çıkıyorlar ve bom! Kaya kaçırılıyor. Kitap da bu noktadan sonra Westfield’ların evliliğini ve bebeği kimin, neden kaçırdığını çözmeye odaklanıyor.
Karakterlerle Bağ Kurabilen Var mı? (Sanmıyorum!)
Bir gerilim romanında ana karakteri sevemediğinizde o kitabı okumak gerçekten çok zor bir işe dönüşüyor. Bu kitapta peşinden gittiğimiz ana karakterlerin ikisinden de kelimenin tam anlamıyla nefret ettim!
Sarah Westfield: Tek kelimeyle berbat biri! Bencil, duyarsız, kafa karıştırıcı kararlar alan ve başkalarını asla umursamayan bir kadın. En yakın arkadaşı Jade’in bir noktada onu yerin dibine soktuğu sahnede
Ortalama bir kitap. Küçükken, ilk defa kitap okuduğum bir dönemde elime geçseydi belki bir halt bilmeyerek daha yüksek puan verebilirdim. Uyarlama kitapları sevmiyorum. Sindirella’ymış, Uyuyan Güzel’miş, Güzel ve Çirkin’miş… çok benlik şeyler değil ama yine de farklı bir tat olduğu için bir fırsat veriyorum.
Kitabın evrenine Külkedisi’nin modern versiyonu olarak bakmıyorum bile; çünkü bakarsam gülerim.
Elle’nin ve Darien’ın aşkının “A”sı bile bana geçmedi. Ben ilişkilerine dostluk çerçevesinden bakmayı tercih ediyorum. Kitabın sonuna kadar da öyle düşünerek bitirdim.
Yıldız alanını sevdim, özellikle arkasındaki nedenleri çok sevdim. Elle’nin neden bu diziye bu kadar bağımlı olduğunu, neden bu kadar sevip takip ettiğini çok iyi anlıyorum. Çünkü ailesinden kalan tek şey bu. Babasından ve annesinden geriye kalan tek şey bir dizi evreni.
Elle güzel, hoş bir karakterdi; sadece çok aptaldı. Üvey annesine karşı ses çıkaramamasını normal karşılıyorum, hatta bu kısmı gerçekten anlaşılır. O yüzden bu konu üzerinden aptal demiyorum. Elle’nin yanında Sage gibi bir karakter varken ve bu kişi senin gizli ortağınsa, neden aldığın biletleri, restore ettiğin kıyafetleri ona bırakmıyorsun?
Çıldırıyorum ya.
Zaten aynı yere gideceksiniz. Biletleri eve götürüp bir çerçevenin arkasına saklamak ne kadar aptalca… Kıyafetleri götürmek daha da aptalca. Hadi Sage’in annesi de bizim üvey anne gibi cadı olsa, “tamam” diyeceğim. Ama böyle yersiz kaosları gram sevmiyorum. Tiksiniyorum böyle yersiz, aptal aptal kaoslardan.
Neyse her şeye rağmen kötü bir kitap değildi. Sadece çok fazla eksiği vardı.
Evet evet yanlış okumadınız okuyacağınız bu kitap bir sineğin günlüğü bir sineğe bu kadar sempati duyacağımı düşünmemiştim. Ama çok sempatik bir sinek bu. Aaa adı da var tabi bahsetmesem olmaz. “sinek Sekine” :)
Evine girdiği Sekine teyzeye can yoldaşı olan bir sinek. Kimsesi olmayan, yani olan ama yanında kimsesi olmayan yaşlı bir kadın Sekine Teyze. Evine giren bir sinek ona yoldaş oldu. Evindeki bütün oyuncaklar kaldırıldı. Sekine teyze sinek Sekine ile arkadaş oldu. İnsan yalnız kaldığında ne kadar farklı şeylere yürümüyor. Üzüldüm de çok. Ama sinek seni seveceğimi de hiç düşünmemiştim o ayrı bir konu. Şimdi bir sinek görsem seni Sekine sinek der gülerim :)) Feyza Hanımcığım yine farklı ve harikasınız :)
Birde değinmeden geçemeyeceğim. İlk defa bir kitabın içinde editör anlatımı ele geçiriyor heyyy beni de unutma der gibi kendini gösteriyor. Sinek Sekineyi biraz da sinirlendiriyor tabi bu durum bazen. Bazen hak verdiği de oluyor. Çok da sert bu editör, öyle dili de sivri maşallah.
Sinekcim Sekine ve tuhaf günlüğünü okumak oldukça keyifli idi. Ben ilk defa çocuk kitaplarında böyle bir tarz okuyorum. Bu tekniği çocuk kitaplarına uyarlamış yazarımız. Ben çok sevdim. Ben de olsam arada böyle girerdim. Bende müdahale olurdum.
Seviyorum böyle kaliteli içerikleri.
ütopyaçocuk kitapları kalitesini arttırarak yayım hayatına devam ediyor. Muhteşemsiniz. Çocuklar kaliteli ve eğlenceli içerikler için buraya koşun. Resimler bile çok eğlenceli kitabın sayfalarına yerleştirilen öyle düşünün.
Tabiki en beğendiklerime inceleme yapacağım .Denemediğim tür kaldı mı acaba ? Tarih felsefe az , kötüyüm onlarda kafam basmıyor pek ama okudum azcık .Ben çok farklı bir kafayım çılkını çıkartacağım hangi tarzı beğeniyorsam takıyorum ona :) Araya bayram girdi biraz bölündü şimdi bitti :) Yine biraz hızlı okudum bölünür vs diye ).(Yine ayrıntıya girdim neyse ben buyum ya beni ben yapan ayrıntılar ).Özellikle çocukluğumda ,ergenliğimde daha çok aşk dizileri vs izleyeceğime böyle güzel mesajlar içeren diziler izlemeliydim hayalperest oluşumu o dizi veya filmlere bağlıyorum(Özelikle Hint filmleri kore dizileri :).Neyse bu zamana kısmetmiş. Leyla ile Mecnun aşk hikayesinden ziyade her karakterin kendi gerçeklerinden dem vuruyor.Eğlenerek okudum.Komikti baya da niye sonunda duygulandırdınız ama yaa neyse (spoiler olmasın )
Dizisine az çok hakim olduktan sonra bir de kitabını okuma fikri, aynı anda ikisini yürütme fikri tabii ki ben :)Dizi baştan sona Absürt komedi.Fantastik öğeler, hayali karakterler..
Şimdi ,farklı bir hikaye ama karakterler aynı,aklımızda kalan o replikler, aynı ve benzer sahneler çoğunlukla, o yüzden dizi izlemiş gibi olabiliyorsunuz.
Bizim kaybolan bir mahalle kültürümüz var Mahalle kültürünün dibine vurulduğu bir dizi .Leyla ile Mecnunda mahalle kültürü ön plana çıkıyor .Amaç insan ilişilerini en saf haliyle göstermek .Bunun için mahalle seçilmiş ki bence daha samimi bir ortam herkes birbirini tanıyor farklı karakterler bir arada iyilik, saflık ,çıkar ,yalnızlık yardımlaşma dayanışma daha görünür halde.İçimizi ısıtan bir hikaye.Eskiler kokuyor ki eskiye aşık ben .Beşiktaş ,Ferdi Tayfur, önemli şahsiyetlere dair düşüncelerden oluşan göndermeler ...Samimi ilişkiler temiz duygular . Senaryoyu ,kitabı yazan çok başarılı yaşadıklarından ilham
Leyla ile MecnunBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 201817,6bin okunma
Bu söz, onun dış dünyaya karşı ördüğü o meşhur "gülümseyen maskeyi" ve aslında kimsenin onun gerçek üzüntüsüne tam olarak nüfuz edemeyeceğine dair o vakur tavrını çok iyi özetliyor.
MetinlerNilgün Marmara · Everest Yayınları · 20151,229 okunma
Sait Faik Abasıyanık kuşkusuz çok iyi bir öykücü. Bu şiir kitabında kendimi gördüm benden alkolü biraz kaçırdıgimda elime kagit kalem alır kendimce şiir yazarım. Sabah kalktığımda ahmakligima gülerim...olmamış bu ne diye. Herkes kendince bildiği ustası olduğu işi yapmalı. Eli kalem tutan herkes şair olamaz,yazar olur öykücü olur ama herkesin kendine haz bir uzmanlığı vardır. Ben kısacası beğenmedim. Güzel bir tecrübeydi ama ben öykülerini tercih ederim.