İlişkisel estetik'de bir küratör ve sanat eleştirmeni olan Nicholas Bourriaud'u okuyoruz. Kendisi, çağdaş sanata dair gözlemleri sonucunda sanat dünyasına "ilişkisel estetik" düşüncesini eklemiş.
İlişkilsel Estetik; ya yazarın dilinden, ya da Saadet Özen'in çevirisinden ötürü, oldukça yavaş ilerleyen ve okumak için sahiden dikkatinizi ona vermenizi talep eden bir kitap. Sanatın Öyküsü gibi sakin bir şeyler beklememenizi öneririm. En azından bu kitaba başlamadan önce 19. ve 20. yüzyıl sanatıyla ilgili az buçuk bilgi sahibi olmanız yerinde olacaktır.
Ki bu yazım için de genel itibariyle; işlerinizin arasında sadece birkaç dakikanızı ayırarak içinden çıkmanızın oldukça zor olduğunu söyleyebilirim. Ve bu gibi kitaplar da, dürüst olmak gerekirse tüm felsefe okumalarıma rağmen ilk birkaç sayfasında beni korkutabiliyor. Kitaba dair bir ön çalışma yapma ihtiyacı duyuyorum. Eğer siz de böyle hissediyorsanız; içiniz rahat olsun. Bu oldukça doğal. Aristotales ile felsefeye girmeden önce bile bizler, daha verimli okuyabilmek için ön çalışmalar yapıyoruz. Bu durum kimseyi yetersiz hissettirmemeli ya da gözünü korkutmamalı.
Bu sebeple olacak ki; kitabın sıradaki okuyucularına da bu ön çalışmayı yapmalarını sağlayacak bir içerik hazırlamak istedim.
İlk olarak; kitabın arkasındaki sözlük kısmından, yazarın "sanat" ve "ilişkisel (estetik) kelimelerine yüklediği anlamı okumak yararlı olacaktır. İki tanımlama da, bu kavramların yaratıyor olduğu ilişkiler üzerinden kurulmuş.
Sanatçı, en geniş hali ile, işlerini yaparken "seyirciler arasında yaratacağı ilişkileri" ve işinin toplumsal alandaki yerini gözeterek üretimde bulunuyor. Bourriaud ise bunu bir adım öteye taşıyarak, yaratılan bu iletişimsel ağı "ilişkisel estetik" kavramına dönüştürüyor.
Sanatçının işinin; "hayatının içeriğini kalıcı