2/10
·210 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:39
Yaşamak kitabımın belli bir kitle tarafından şişirilmiş olduğunu düşünüyorum beklentimi asla karşılamadı o kadar çıtası yukarda tutulduki cesaret edememiştim başlamaya okudum iki günde bitirdim bitsin di çünkü duygusal geçişlerin içi boş sadece baba figürünün robotik sistemli anlatımıyla başlayıp bitirdik annenin o kadar yaşadıklarına karşı kızı gbi dilsiz kalıp sadece gülümsüyo oluşları olayların akışına aykırı oğlunun ölümü ayrı entresan kısacası kitap boyunca rejimlere elestiri ve yokluk anlatiliyo insanların duygu dusunce ve acılarına girilmeden kitap bitiriliyor
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,5bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 86. kitabı
BİZİM ZAMANIMIZ . Uzun zamandır merak ediyordum Sinem Sal'ın kalemini. #bizimzamanımız ile merhaba dedim. Beni yaşanmışlıklarıma götürüp hüzünlendiren, iyikilerimi anımsatıp gülümseten bir okumaydı. Birlikte yaşayan bir anne kız onlar. Biri eşini kaybetmiş, diğeri boşanmış. Mihrap ve annesi. Babasından yadigar tuhafiye dükkanları ile hayata tutunan ana-kızın, bizi eski mahalle sıcaklığına götüren yaşamına konuk oluyoruz. Önce televizyon kuşağına uzanıyoruz ve antenli tv lerde arkası yarın olarak beklenen unutulmaz diziler sıralanıyor bir bir. Meyve kesip çayımızı koyup ekran önüne oturduğumuz saatler... Kömürlükleri, posta kutuları olan, salonu misafir gelince kullanılan sobalı evlerde büyüdük çoğumuz.Hele ki ruh çağırmayan kimse yoktur, o yıllarda büyümüşler arasında. Portakallı Tang'ı ise unutmak mümkün mü? Mihrap için nostalji olmaktan çok öte, hayatının gerçeği bir yerdi dükkan. Ve Dalyan'ın öyle demesine içten içe bozulmuştu bence. Ne mi diyor? Kitapta tabiki . Şahinden Arpi'ye, Sevgi'den Jüli'ye sıcacık bir mahalleye burası. Ayten Abla'nın eşi ise bir tek onu değil, herkesi aldatmışken!, Füsun ise sallanıyor muydu, yoksa yaşlanıyor muydu? Unutulmaz yarışma Çarkıfelek programını hatırlarken de, Mihrap'ın annesinin tek aşkı Adnan Gürses konuk olunca, eyvah eyvah olanlar oluyor . Milenyum'a, yeni bir bin yıla girişi de kutluyoruz birlikte. Hepimizin neler neler umduğu, girdiğimiz saniyeden itibaren de herşeyin aynı devam ettiğini fark ettiğimiz zamanlar. Yazarın kendine has mizahı ile 1990 sonlarına giderken; kadınlık, aile bağları, yoksulluk, yalnızlık ve hayata tutunma mücadelesi üzerine keyifli bir okuma oldu benim için. Hayatın yükünü taşıyan kadınlar üzerinden aşkın hayal kırıklıklarını okuyarak eski komşularını hatırlamak isteyenlere buram buram
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,855 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·125 syf.··
2026 189. kitabı
Bazen hayatı fazla ciddiye aldığımızı, her şeyi "mantık" süzgecinden geçirerek kendimizi mutsuzluğa mahkum ettiğimizi düşünüyorum. Erasmus tam da bu noktada imdadıma yetişti. Deliliğe Övgü, aslında akıllı geçinen bizlerin, aslında nasıl da büyük bir yanılgı içinde olduğumuzu yüzümüze vuran o muazzam tokat gibi. Kitabı okurken çoğu zaman "Evet, tam da bu!" dedirten, kendi absürtlüklerimizi gülümseyerek kabul etmemizi sağlayan bir tarafı var. Erasmus bize kusursuz olmaya çalışmanın ne kadar yorucu olduğunu hatırlatıyor. Eğer kendinizle dalga geçmeyi seviyorsanız ve dünyadaki onca maskeli insanın arasında biraz olsun gerçeklik arıyorsanız, bu kitap sizin için bir sığınak. Çok eski bir metin olmasına rağmen, bugünün insanına hala en çok lazım olan şeyi; yani "kendine gülmeyi" öğretiyor.
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202315,2bin okunma
Türkiye gezmesi çok ucuz bir ülke ve insanı da yardımsever!
9/10
·288 syf.··
2026 43. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 01:02
İnsanlar doğar, yaşar ve ölür. Arkasında dürüstlük, doğal dostluk ve sıcaklık bırakırsa her zaman yaşar ve de anılır. Bazen böyle oluyor; en sevdikleri, insanın hayatından tak diye çıkıyor, diyor Johann Wolfgang Von Goethe bir kitabında. Oysa, "Hayat bizi yavaş yavaş ölüme alıştırır," diyordu Orhan Kemal El Kızı'nda... #305423857 Ölümler mi hızlanmaya başladı biz mi giderek yavaşlıyoruz? Necip Fazıl Kısakürek misali, "Kefenimizden evvel çürüyoruz." Y - A - V - A - Ş - L - A - Y - I - N . . . Koştukça geç kalıyorsunuz çünkü. Acele ettikçe yetişemiyorsunuz. Oysa bir şehri tanımanın en iyi yolu yürümekten geçer: "Yürüyeceksiniz. Gençseniz ve bir şehirde gönlünüzce yürümüyorsanız orayı gezdiğinizi söyleyemezsiniz." Hızla akıp gidiyor çağ ve o çağın akıntıya kapılıp giden insanlarıyız. Ufacık tatillere kocaman geziler sığdırmaya çalışıyor, gittiğimiz yere en hızlı ulaşım araçlarıyla gidiyor, nereler popülerse orayı gezmeye çalışıyoruz. Ne gezdiğimiz yerleri kendimiz seçiyor ne de oraya dair bilgileri araştırıyoruz. Oysa, "... şehri gezerken bile okuyacaksınız. Yirmi saat geziyorsanız mesela, iki saat okuyacaksınız," diyor İlber Hoca, keşif ancak böyle mümkün, o ruhu koklamak... youtube.com/shorts/2_pLX7mX... "Öğrenmek kolay; fakat hiçbir şey yapmadan sızlanmak daha da kolay." Gel Dünyayı Keşfedelim, Dünyadan Türkiye'ye uzanan bir yolculuk, Asya'nın bozkırlarından yola çıkıyor, Avrupa'yı aşıyor, Balkanları geçiyor, Ortadoğu'dan Türkiye'ye uzanıyorsunuz. Bütün yolculuklar gibi bu yolculuk da kahramanın evine dönmesi ile son buluyor: İzmir'den Ayvalık'a uzanıyor, Eskişehir'i tadıyor, Ani Harabelerinden Kars'a sesleniyorsunuz. Her yol gibi bu yol da muhakkak Aksaray'dan geçiyor, Türkiye'nin İtalya'sı Safranbolu'nun atmosferini soluyor, Kapadokya'yı
Gel Dünyayı Keşfedelimİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2024821 okunma
9/10
·100 syf.··
2026 43. kitabı
Hellloorriiii 🩶🩶 Hikâyemiz, Hasan'ın babasının evlerinin altındaki bodrum katını genişletmek istemesiyle başlar. Bu iş için Hasan'dan yardım etmesini ister. Hasan başta pek istekli değildir. Ancak babasını üzmek istemediği ve kazı işinin düşündüğünden daha kolay ilerlediğini fark ettiği için çalışmayı kabul eder. Toprak oldukça yumuşaktır. Hasan her kazma vurduğunda toprak kolayca açılır. Kazının ikinci gününde ise hayatlarını değiştirecek bir keşif yapar. Hasan kazarken bir anda kazması boşluğa denk gelir. Önündeki toprağı dikkatlice temizlediğinde gizemli bir tünel bulduğunu fark eder. Bunun ne olduğunu anlayamaz ve akşam babasının eve dönmesini bekler. Babası geldiğinde birlikte tüneli incelerler. Ancak ikisi de neyle karşı karşıya olduklarını çözemez. Hasan'ın babası durumdan şüphelenir ve yetkililere haber verir. Ertesi gün gelen uzmanlar incelemelere başlar. Yapılan araştırmalar sonucunda inanılmaz bir gerçek ortaya çıkar: Tünel, çok eski ve büyük bir yeraltı şehrine açılmaktadır. Bu keşif kısa sürede büyük yankı uyandırır. Yetkililer bölgeyi koruma altına alır. Hasan ve ailesi de evlerinin altında böylesine önemli bir tarihi yapı bulunduğu için başka bir yere taşınmak zorunda kalır. Fakat Hasan'ın merakı dinmez. Her gün okuldan sonra eski evinin önüne gider, çalışmaların nasıl ilerlediğini izler. Bir gün yine araştırmaları seyretmek için geldiğinde, yeraltı şehrinin girişinde çalışan yaşlı bir profesörle tanışır. Profesör, Hasan'ın bu şehri bulan kişi olduğunu öğrenince ona gülümser. "Sanırım sana anlatmam gereken bir hikâye var," der. Hasan bunun sıradan bir hikâye olduğunu düşünür. Ancak profesörün anlatacakları, yeraltı şehrinin yalnızca eski bir kalıntı olmadığını ve içinde yüzyıllardır saklanan büyük bir sırrın bulunduğunu ortaya çıkaracaktır...
Güzel Atlar ÜlkesiEkrem Okumuş · Mahlas Yayınları · 20263 okunma
Spoiler içerirr efendimm
9/10
·344 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:40
Hayat bizi hep bize iyi gelecek insanlarla karşılaştırsın diye dua ediyorum. Bu kitabı okuduktan sonra bir kere daha aynı duayı ettim. Adelaide bazı noktalardan beni çok korkutsan da, seni çok sevdim ve umudunu kaybetmeyen, hayatta olmayı seçen biri olduğun için seninle gurur duyuyorum. Olmayacağını bildiğin halde, gelmeyecek bir sevginin peşinde koşarken kendini heba etmek bir insanı nelerin kıyısına sürüklüyormuş çok iyi göstermiş oldu bu kitap. Rory…. Sana edecek tek bir sözüm bile yok. Allah belanı verir umarım. Artık bir noktadan sonra sinir seviyem o kadar arttı ki kitabın ortalarında zaten gözlerim seğiriyordu şu adamı okurken. Çok şükür kurtulabildik senden. En başından beri Adelaide’ın Bubs ile bir şekilde yollarının kesişeceğine olan inancım ve güvenin sağolsun kitabın sonunda bir gülümsedim. Ama her şeyden önce acı ile savaşan bir kadının sadece yeni aşk arayarak iyileşmesini değil de acısını kabullenip, terapi ve uzman yardımıyla, sonuna kadar destek çıkan arkadaşlarıyla bir arada kalarak toparlamasını okumak beni çok daha fazla mutlu etti. Zevkli ve sürükleyici bir okuma oldu benim için. (Dipnot: Eloise sana aşığım, dünyanın en güzel arkadaşı, eşi ve kadınısınnnn!! Keşke Rory’e iki tane patlatabilseydin)
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,946 okunma