Hamlet /İnceleme/
Puan vermedi·180 syf.·
2026 174. kitabı
William Shakespeare’in insanlık trajedisini tahtından indiren anıtsal eseri Hamlet, kusursuz bir saray entrikası ambalajına sarılmış, aslında insan bilincinin sınırlarını zorlayan karanlık bir varoluş laboratuvarıdır. Kirli ittifakların, sahte gülüşlerin ve her köşesinden güvensizlik sızan tekinsiz bir krallığın ortasında kalan Prens Hamlet; delilik ile dahilik, eyleme geçmek ile felç edici bir düşünce sarmalında kaybolmak arasındaki o bıçak sırtında yürür. Shakespeare’in dehası, kahramanını kör bir öfkeyle donatmak yerine, onu kendi zihninin parmaklıkları ardına hapsederek modern insanın o zamansız "Olmak ya da olmamak" arafını doğurmasıdır. Sahnedeki her diyalog ve o meşhur kafatası imgesi, tüm dünyevi ihtirasların ve unvanların ölümün mutlak sessizliği karşısında nasıl un ufak olduğunu yüzümüze çok sert bir şiirsellikle çarpar. Kendi edebi penceremden bu zihinsel labirente sızdığımda ise, Hamlet’in o bitmek bilmeyen duraksamalarını bir irade eksikliği değil, aksine insanın en asil ve dürüst direnişi olarak okuyorum. Çünkü düşünmeden harekete geçmek ilkel bir reflekstir; oysa Hamlet, atacağı her adımın kozmik ve ahlaki yükünü tartacak kadar uyanık, yani "farkında olan insanın" o kaçınılmaz lanetini taşıyan bir figürdür. Bana göre Shakespeare, Hamlet’in şahsında modern dünyanın tüm o ikiyüzlü maskeli balolarına, sahte uzlaşılarına ve gürültüsüne karşı duran ruhumuza felsefi bir ayna tutmuştur. Hayatın bizi ittiği o kirli çarkların arasında durup her şeyi en çıplak, en çiğ haliyle sorgulamak, ağır bir yalnızlığı beraberinde getirse de insana asıl haysiyetini veren yegâne eylemdir; nitekim perde kapandığında salona çöken o sarsıcı sessizlik, aslında kendi içimizdeki karanlıkla yüzleştiğimiz o sonsuz yankının ta kendisidir.
Edebiyat
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,6bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 00:00
Romanın kapağını kapattığımda, içimde öyle derin, öyle simsiyah bir boşluk açıldı ki, sanki dünyanın bütün neşesi bir anda benden çekilip gitti. Kitap boyunca Yozo’nun o acı dolu ruhunda gezinirken, aslında hepimizin toplumun karşısında taktığı o sahte maskelerin, o zoraki gülüşlerin ne kadar ikiyüzlü ve yorucu olduğunu iliklerime kadar hissettim. Yozo’nun insanlardan duyduğu o amansız korkuyu gizlemek için bir palyaçoya dönüşmesi, her an dışlanma korkusuyla "normal" görünmeye çalışması resmen kalbimi sızlattı. Okurken kendi kendime, "Hangimiz sırf kabul görmek için içimizdeki o yaralı, o karanlık çocuğu susturup başkalarının istediği maskeyi takmıyoruz ki?" diye sordum. Onun o uyuşturucu bataklığında, sevgisizliğin ve anlaşılamamanın girdabında yavaş yavaş eriyişini izlemek, içimde tarifi imkansız bir çaresizlik ve yoğun bir keder bıraktı. Dünyaya ve insanoğlunun o acımasız kurallarına ayak uyduramayan saf bir ruhun, sistem tarafından nasıl "delilik" etiketine mahkum edildiğini görmek canımı çok yaktı. Beni en derinden sarsan ve gözlerimi dolduran an ise, onun artık acı çekmeyi bile bırakıp tamamen hissizleştiği, kendini bir insan olarak görmekten vazgeçtiği o intiharvari kabulleniş anı oldu. Yozo aslında kötü bir insan değildi; sadece bu acımasız dünyaya tutunamayacak kadar kırılgan, fazla dürüst ve fazla çıplaktı. Kitabı masaya bıraktığımda, o odanın sessizliğinde kendi yalnızlığımla baş başa kaldım ve Yozo’nun acısına sarılmak istedim. İnsanlığımı Yitirirken, benim için sadece bir kitap değil; topluma ayak uyduramayan, hassas kalplerin bu dünyada uğradığı o sessiz, o görünmez katliamın en dürüst, en can acıtıcı ve en samimi ağıtıdır.
Alıntı
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
yutkunamıyorum
8/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 22:47
Diana.. Allah'im gerçek olduğunu bilmek paramparça ediyor beni. Düğümlendim, yutkunamıyorum. Diana, küçücük bedeninle nasıl dayandın? Nasıl katlandin? Nasıl da olgundun aslında. Ve bütün bunlara rağmen kahkahaların.. Her şeye inat, kötülere inat gülüşlerin.. solduranlarin kulaklarında çınlasın...
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,8bin okunma
Puan vermedi·143 syf.··
2026 36. kitabı
FARUK DEMİR-SOKAĞIN ÇIĞLIĞI Eser “kötü yola düşmek” gibi basite indirgenen bir cümleyi parçalayarak, o düşüşün arkasındaki aile, çevre, sınıf farkı, korunma ihtiyacı ve görülme arzusu gibi katmanları gösteriyor. Kitabın en güçlü yanı da burada: Okuru tek bir karakterin dramına değil, o dramı doğuran düzenin içine sokuyor. Sokağın çığlığı dediği şey; sadece kavga, suç, bağımlılık değil… Asıl olarak, kimsenin duymak istemediği hayatların sesi. Bir yanda Mehmet’in hikâyesinde gördüğümüz “yoksulluk–mahallenin ağı–abi kültürü–suçun normalleşmesi” hattı; diğer yanda Mesut’un bölümlerinde açılan “iyi okul–güya korunaklı hayat–sınıf baskısı–parti kültürü–merak ve kabul edilme” hattı. Yazar, bu iki hattı yan yana koyarak çok sert bir şey söylüyor: Sokağa düşmek bazen sokağın içinde büyümekle, bazen de ‘sokak’ merakının steril ortamlarda romantize edilmesiyle başlıyor. Yani roman, sadece “kenar mahalle” hikâyesi değil; aynı zamanda “merkezdeki” hayatların da nasıl çatlayabileceğini anlatıyor. Mehmet tarafında romanın duygusu daha erken yaşta ağırlaşıyor: Evde alkol, kavga, yokluk; anne figürünün yorgun ama dirençli hali; babanın yıkıcı gölgesi… Mehmet’in kaderi, neredeyse çocukluğundan itibaren “ya tutunacaksın ya savrulacaksın” çizgisine itilmiş. Bu yüzden Hamit gibi “abi” figürleri, Mehmet’in gözünde sadece mahalle büyüğü değil; bir boşluğu dolduran sahte güven. Hamit’in elinin açık olması, koruyucu görünmesi, Mehmet’i “seçilmiş” hissettirmesi; aslında suç ağlarının en tehlikeli vaadi: “Biz seni görürüz.” Mehmet’in hikâyesi okura, şunu hissettiriyor: Bazen insan yanlışın içine “kötülükle” değil, ihtiyaçla giriyor. Yazar bu noktada acındırmadan anlatıyor; çünkü Mehmet’i tamamen masumlaştırmıyor, ama tamamen şeytanlaştırmıyor da. Okur, Mehmet’in yaptığı seçimleri onaylamasa
Sokağın ÇığlığıFaruk Demir · Erda Yayınları · 20263 okunma
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
"Yokuşta Ev - Sibel Dülger" İçinde kendinden de bir parça bulabileceğin öyküler okumak ister misin? Hele ki bu #öyküler kadınları anlatıyorsa... İnsanın en sevdiği, canım kızçem, yol arkadaşım dediği en yakın arkadaşının kitabını okuması hem paha biçilemez hem de aşırı gurur kaynağıdır. Bunu çok net anladım... Bana bunu yaşatan Sibel'ime teşekkür ediyorum. Sibel ile sonradan tanıştık. Ama tanıştığımız günden beri enerjimiz, kafa yapılarımız birebir örtüşüyor. 3-4 yıldır konuştuğumuz dil aynı ve ikimizinde hayalleri ortak. Sibel'imin hayallerine ortak olmak, yazım ve kitap bastırma sürecinde yaşadığı kâh sancılı kâh heyecanlı kâh mutlu kâh hüzünlü oluşuna birebir ortak olmak ve tüm bu süreçleri atlatıp nihayet kitabın çıkması bize büyük mutluluk ve bayram sevinci verdi. O kadar heyecanlanmıştım ki kitap daha ön satıştayken hemen sipariş verip aldım. Ne yalan söyleyeyim kitap elime gelir gelmez hemen okumadım. Çok saçma ve hatta kulağa absürt gelecek belki ama. Sanki Sibel'im gelmiş gibi önce kitaba sarıldım. Kitabın kapağını, özellikle de kızçemin adını sevip okşadım. Sibel yazarken bir iki tane öyküsünü bana okumam için atmıştı. Güzel kalemine aşinayım yani. Kitaptaki öykülerin ana teması kadınlar olduğunu söylemişti. Ama beni bu kadar derinden sarsacağını söylememişti... 9 farklı öykü... Ve birbirinden farklı kadınların hikâyesi... Hayatta aldığımız tüm kararlar seçimlerimizden ibaret midir? Bilmem ama... Binbir emek ve hevesle kurulan yuvada yapayalnız kalmak mı? İşte hayatıma eşlik edecek bana değer veren(!) beni seven adamı buldum diye havalara uçup evlendikten sonra hevesinin kursağında kalması mı? Aynı evin içinde görmezden gelinip yok sayılmak mı?
Edebiyat & Roman
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202643 okunma
İnsanlığımı Yitirirken – Düşüncelerim
10/10
·128 syf.··
2026 64. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 23:44
Bu kitabı okurken kendimi garip bir sessizliğin içinde buldum. Sanki karakterin yalnızlığı satırlardan çıkıp bana geçti. İnsanlarla aynı ortamda olup da onlara ait hissedememek, gülüşlerin ardına saklanmak… Bunların hepsi çok tanıdık geldi. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, karakterin sürekli bir “rol” oynamasıydı. İnsanların beklentilerine göre şekillenmek, ama içten içe tamamen kopuk olmak… Bu durum bana, bazen hepimizin taktığı görünmez maskeleri hatırlattı. Olaydan çok duygu odaklı bir eser. Okuması kolay ama etkisi ağır. Bitirdiğimde içimde bir boşluk ve uzun süre geçmeyen bir düşünce hali kaldı. Herkesin kendinden bir parça bulabileceği, karanlık ama çok gerçek bir kitap. Bence bu eser, insanın en derin yalnızlığını en sade şekilde anlatan kitaplardan biri.
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,4bin okunma