Saatleri Ayarlama Enstitüsü, zamanı düzene sokmak isteyen bir toplumun, aslında kendi ruhundaki düzensizliği büyütmesinin romanıdır. Tanpınar burada yalnızca gülünç bir kurumun hikâyesini anlatmaz; modernleşmeyi, bürokrasiyi, çıkar ilişkilerini ve insanın kendi yalanına inanma becerisini ince bir ironiyle ortaya koyar. Romanın asıl meselesi saatler değildir; saatler yalnızca insanın kendini gizlemek için kullandığı parlak bir bahanedir. Hayri İrdal, roman boyunca kendini anlatırken aslında kendini ele veren bir karakterdir. Saf görünür, fakat tamamen masum değildir; kandırılmış gibidir, fakat kandırılmanın sağladığı rahatlığa da razıdır. Halit Ayarcı ise yoktan bir düzen kuran, boşluğu kurumlaştıran adamdır. Onun dünyasında bir şeyin gerçek olması gerekmez; ciddi görünmesi çoğu zaman yeterlidir. Çünkü insan, inanmak istediği yalana önce bir isim verir, sonra o ismin altına bir tabela asar, en sonunda da onu hakikat sanmaya başlar.
Romanın en güçlü tarafı, eski ile yeni arasındaki çatışmayı basit bir karşıtlığa indirmemesidir. Eski dünya hurafeleriyle, yeni dünya ise gösterişi ve sahte ciddiyetiyle kusurludur. Tanpınar iki tarafı da yargılar, ama hiçbirini kolayca mahkum etmez. Çünkü asıl mesele hangi çağın daha doğru olduğu değil, insanın hangi çağda olursa olsun kendi menfaatiyle karşılaşınca nasıl değiştiğidir. Kamu parasıyla yenilikçi, başkasının imkânıyla cömert, kendi çıkarı söz konusu olunca ise birdenbire muhafazakâr kesilen insan tipi romanın en acı gerçeklerinden biridir.
Bu yüzden S.A.E, basit bir hiciv romanı değil, insanın ve toplumun ayarsızlığı üzerine yazılmış büyük bir metindir. Tanpınar’ın ironisi güldürür, fakat o gülüşün içinde rahatlık yoktur; insan bir süre sonra Hayri İrdal’a değil, onun temsil ettiği zaafa güldüğünü fark eder. Daha kötüsü, o