Güneş

Akan Kan
Ne çok ölü düşün var senin Kırık Dökük Gerçeklerin üşüşünce düşüncene Ne çok Canlı Acın var senin Bölük pörçük Gerçeklerin inince içine Ne çok katı Kanın var senin Ne çok diri Ölün var senin Param parça Yaşamın bastırınca bakışına Ne çok akan
Sayfa 174·Kitabı okudu
Reklam
Burada geçmiş ile gelecek arasında gerili, sallanıyorum. Saatlerim çarpık günlerim çatlak yılım yitik. Sözcükler gelip geçiyor içimden anlamsızlığa doğru, eylemler geçip gidiyor elimden çaresizliğe doğru. Boşalıyorum burada hiçlik ile yokluk arasında.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Bu kimin duruşu, bu sizin en gülmediğiniz saatlerde Her cümlede iki tek göz, bu kimin Ya da kim korkuttu bu kadar sizi Bu nasıl sevişmek, üstelik bu kadar hızlı Ya da tam tersine Boş vermek öperken, severken boş vermek sevmelere Sulardan ürpermek gibi dokununca Ya da ben kimi sarmışım böyle kollarımla Kime söz vermişim, biraz da unutmak gibi Denir mi, ama hiç denir mi iş edinmişim ben İş edinmişim öyle kimsesizliği Kendimi saymazsam-hem niye sayacakmışım kendimi Çünkü herkese bağlı, çünkü bir yığın ölüden gelen kendimi Konuşmak? konuşuyorum; alışmak? evet alışıyorum da Süresiz, dıştan ve yaşamsız resimler gibi.
Sayfa 160·Kitabı okuyor
Şeytanın avukatı. -“Yalnızca kendi gördüğü zararlar akıllı yapar kişiyi, yalnızca başkalarının gördüğü zararlar da iyi.”
Sayfa 45·Kitabı okudu
Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden,kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendime bir yer edinemiyorum ,kendime bir yer… Kafatasının içini, küçük bir huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayrı yalnızlık kendi kendine nasılda eğlenir.
Sayfa 271·Kitabı okudu
Reklam