Günümüz insanının yaşamını kurutan en önemli etmenlerden biridir geleceği denetleme kaygıları. Geleceğin güvencesiyle uğraşırken yaşanmakta olan anı kaçırıvermek. Oysa biz geleceği yazmaya çalıştıkça gelecek kendini yeniden yazar, gelecek düz bir çizgi üzerinde art arda dizilen olaylar şeklinde tasarlanamayacağı için. Düz çizgi üzerinde tasarılar geliştirebiliriz, ama yola çıkıldığı andan itibaren geleceğin bizimle satranç oynamaya başlayacağını da hesaba katarak.
Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgahtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.
Günümüz ekmeğimiz, türkümüz
Çoluğumuz çocuğumuz
Binalar yan yana yükselip gidiyor
Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Trenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.
Her şey biliyor her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrediğimi?
Geldiğimi?
Gittiğimi?
Hadi!
Günümüz iletişim araçları ve sosyal medya, öğrenciler için ciddi zaman kaybına neden olmakta, öğrencilerin düşüncelerini rahat bir şekilde anlatma ve bir fikri sunma yeteneklerini geriletmektedir..
İyi ve köyünün çatışması bugünün konusu, kavgası ve sorunu değildir.
Varlığın anlam arayışının merkezinde bu mücadele yer alır.
İyi ve kötü bu kadar içiçe geçmiş iken kime ve neye göre iyi ve kötüyü ayıracağız?
Bu mümkün mü?
Mümkün değil ise neden mümkün değildir sorunsalına tarih, dinler ve felsefe adı altında ki ahlak anlayışının bu açmazı içinden çıkılmaz hale getirdiğini gözler önüne serme vakti geldi.
Günümüz Zerdüştlüğünü her istediği yere art niyetini satması için yerleşmiş.
Yerel çabaları örgütlü kötülük olarak gizleyip iyi makyajı ile bu sebeple satmak istiyorlar.
İran'ın bulunduğu coğrafya dinler tarihi açısından bu çatışmanın en sistemli yayıldığı bir coğrafya olduğu için devlet yutan çabalar buradan çıkmış buradan yol almış her çağda ahlak satarak öne çıkan yaşamın gerçeği içine sızarak kötülüğün varlığını kılık değiştirerek sürdürmek istemişlerdir.
Anadolu da 21 Aralık 2015 tarihi sonrası başlayan şer tufanı ile başlayan devrim bilinci içine sızma çabaları da yine dijital kanallardan yine bu coğrafya kaynaklı sahaya sürüldü.
Romalı Mevlana Celaleddin Rumi nasıl oldu bunu daha önce yazmıştım.
Selçuklu devletini bu yöntem ile yediler.
Osmanlı devletini tam tersi bir yöntem ile yediler.
Anadolu ve Türk ulusu 1938 sonrası çok yivli çok tetikli bir saldırıya bin yıllık kin ve yüz yıl önce ki kuyruk acısı hınç içinde organize bir kötülüğü yine aynı yöntemle üretti.
Anadolu bektaşi Türk kültürünü unutturularak alevi inancı adı altında misyoner siyasete hizmet eden bir yapıya Cumhuriyet Halk partisi üzerinden bir operasyon ile dahil edilmek isteniyor.
İsa peygamberin bile bektaşi olduğunu söyleyecek kadar ileri gittiler.
Çoğumuz epistemik bir kriz yaşıyoruz. Yöntem olarak geçmişte olanı benimsiyor ve güzel buluyoruz, pratikteyse şimdiyi yaşıyor ve sevimsiz buluyoruz. Sonra geleceğe uzanıyor ve onu ürpertici görüyoruz. Bu denklem, hayalperest veya ne yapacağını bilmeyen nesillerden başka bir şey üretmiyor.
Günümüz dünyasında insanlar arasındaki sanal mesafeler kapansa da duygusal mesafe genişledi. Dost canlısı görünen insanlar, düşman çıkabiliyor. Kendimizi açmak için cesaret topluyoruz ancak güvendiğimiz kişiler tarafından incitiliyoruz.