Kültür kesinlikle tutkular, kötü alışkanlıklar ve kötülükler olmadan yapamaz. – İmparatorlaşan Romalılar, savaşlardan biraz yorulduklarında, hayvanları dövüştürerek, gladyatörleri çarpıştırarak ve Hıristiyanları kovuşturarak yeni enerjiler kazanmayı denemişlerdir. Savaşa da bütünüyle tövbe etmiş görünen günümüz İngilizleri, azalan o enerjileri yeniden üretmek için bir başka çare bulmuşlardır: o tehlikeli keşif gezilerinin, gemiyle boydan boya geçmelerin, tırmanışların, bilimsel amaçlarla gerçekleştirildiği söylenir, aslında her türden serüvenin ve tehlikenin fazla enerjisini dönüşte eve getirmektir amaç. Savaşın bu türden daha birçok ikamesi bulunabilir, ama bunlarla, bu kadar yüksek kültürlü ve bu yüzden zorunlu olarak donuk bir insanlığın, şimdiki Avrupalılar gibi kültürün araçlarında kendi kültürünü ve varoluşunu yitirmemek için, sadece savaşlara değil, en büyük ve en korkunç savaşlara, – yani zaman zaman barbarlığa kapılmaya – gereksindiği, daha iyi anlaşılacaktır.
سنى ده اورورلر بر گون أى آجى،
فلسطينده صاپان طاشلىی چوجقلر.
دالن، قولن، فيده لرن بودانير،
قورو بر كوتوكله قاله قاليرسن...
Seni de vururlar bir gün ey acı,
Filistin'de sapan taşlı çocuklar.
Dalın, kolun, fidelerin budanır,
Kuru bir kütükle kalakalırsın...
Günümüz insanının, sürekli şekilde kendinin "en iyi versiyonu”na ulasmaya çalıştığı bir çağın iginde, mutluluğun total ve tüm hayata yayılan, insanın sabah uyanır uyanmaz çılgıncasına hissedebileceği bir "şey" olduğu yanılgısını keşfeden bir yazar; mutluluğun da kişisel hale dönüştükçe bayağılaşacağını söylüyor bize.