Günün tavsiyesi ;
Güzel insanları değil sadece
Gönlü güzel olan insanları çok sevin ..
Merhaba yeni gün doğan güneş hayata aşka ait umut dolu gülümseyen yüzünüzle keyifli anlamlı mutlu bir gün olsun herkese güneş toplayın bugün sevdikleriniz için.GÜNAYDIN..
Güzel bir gün olsun herkez adına..:))

Günün Tavsiyesi
Günün tavsiyesi;

"Düştüğümüzde umudumuzu, kalktığımızda karakterimizi
kaybetmemeliyiz..."

Şeyda, bir alıntı ekledi.
07 Nis 12:13 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sevgili 1k ailesine günün tavsiyesi :)
Bu dünyada size verilen sınırlı nefesinizi ve sınırlı kalp atışınızı,bu dünyadan giderken yanınızda götüremeyeceğiniz şeyler için harcamayın.

Her Şey Hakikati Görmekle Başlar, Bülent GardiyanoğluHer Şey Hakikati Görmekle Başlar, Bülent Gardiyanoğlu

Günün tavsiyesi; sadece kendini mutlu ederek mutlu olamazsın. Karşımdaki insanın da mutluluğunu önemse. O olgunluğa eriştiğin zaman, “gerçek mutluluğun” ne olduğunu anlayacaksın..

Günün Tavsiyesi
Bügün Gereksiz İsanlara Karşı Cevap Verip
Kendinizi Yormayın.
He Gülüm He Deyip Geçin.

Günün tavsiyesi, Ömrünün sadece bir kerelik olduğunu hatırla, Seni mutsuz eden her şeyden uzaklaş.

Başar Karaca, bir alıntı ekledi.
07 Mar 21:29

- Ömer Hayyam ’ın asıl çekindiği kalabalıklardı, kalabalıkların içindeki öz saygı duvarını yıkmasıydı.(Sf17)
- Kadı nın boş kitabı Hayyam’a vermesi ünlü rubailerinin günümüze ulaşmasına vesile olan ilk harekettir.
- Birçok şehir İslam topraklarında kendilerinden daha misavirperverinin bulunmadığını iddia eder, ama sadece Semerkant sakinleri böyle bir ünvana layıktır.
- Dört şehir; Semerkant, Mekke, Şam ve Palermo isyan yıldızı altında doğmuştur . Yöneticilerine asla kendiliklerinden boyun eğmezler ,olsa da zorla hizaya sokulurlar. Kılıç ile çizilmedikçe hak yoluna girmezler. Peygamber Mekkelilerin kibrini kılıç zoruyla alt etti,ben de Semerkantlıların kibrini kılıç zoruyla yeneceğim , (Nasır Han konuşması sf 33)
- Saray hayatı bana göre değil , benim tek düşüm günün birinde bir gülistanın içine kurulmuş bir rasathane ye sahip olmak ve elimde kadehim yanımda bir dilberle kendimden geçmiş bir halde gökyüzünü seyre dalmak.. (Hayyam sf 41)
- Eskilei ele alalım; hepsi de bu dallarda bol bol eser yazmış , …Benim ilim alemimde asıl büyüleyen en yüce şiiri orda bulmam, matematikte sayıların o başdöndürücü sarhoşluğunu ; astronomide kainatın muammayı andıran mırıltısını , ama allah aşkına bana hakikat lafı etmeyin (hayyam sf 42)
- Bana göre hayat erkeklerden daha önemli ; ve ben bir başkasının veya hiç kimsenin karısıolduğum sürece , hükümdar şiirlerim ve kahkahalarımda divanında boy göstermemi hoş karşılıyor. Benimle evlenmeyi aklından geçirirse ilk işi beni kapatmak olur(cihan, hayyam ile hükümdar lar hakkında konuşma sf 44)
- Canları sıkılan eşleri , itaat eden cariyeleri bedenlerini satan veya kiralayan sokak kızlarını, iç geçiren bakireleri çıkarırsak , geriye kaç kadın kalır, bu gece kaç kadın kendi seçtiği erkeğin koynuna girecek, ? aynı şekilde kaç erkek sevdiği bir kadının yanında uyuyacak… kim bilir ,belki de Semerkant’ta bu gece bir tek seven kadın ve bir tek aşık erkek vardır.Niye sen , niye ben mi diyeceksin ? Çünkü Allah nasıl ki bazı çiçekleri ağılı yaratmışsa , bizi de aşık yaratmış ta ondan (Ömer -cihan arasında konuşma sf 47)
- Allah bu kibrime ,bu böbürlenmeme karşı, insanların en sefilini , yenilmiş, esir düşmüş bir adamı ,bir idam mahkumunu karşıma çıkardı ,o benden daha güçlü çıktı, vurdu devirdi beni tahtımdan ,aldı canımı (Alparslan sf 61)
- Hiçbir şeye şaşırma , hakikatin de insanların da iki yüzü vardır(kadı nın hayyama tavsiyesi sf 63)
- Bir ilişkinin başlangıç dönemlerinde hassas sorunlardan kaçılır genellikle , bin bir itinayla henüz o kırılgan yapının yıkılacağından korkulur. Ama bana sorarsan seninle bu kadın arasındaderin, temelden bir fark var…hayata bakışınız aynı değil ( kadı ile hayyam arasındaki cihan ile ilgili sohbet sf 66)
- Hayyam ile cihan, hem birlikteydiler, hem farklıydılar.dokuz yıldır sevgili, dört yıldır evliydiler. Ama düşleri hala aynı çatı altında değildi. Cihan zamanı oburca yiyip tüketiyor, Ömer , ağır ağır yudumluyordu. Cihan dünyaya hükmetmek istiyordu, onun Terken hatunsa sözü geçiyordu, terkenin de Melikşah a…… Ömer için yaşam çok farklıydı,ilmin zevkine ve zevkin ilmine varmaktı gayesi . Yataktan geç kalkıyor ,aç karnına geleneksel sabah kadehini dikiyor, sonra çalışma masasaına oturup yazıyor, şekiller çiziyor ve gizli kitabına birkaç şiir kaydediyordu.
- Soyunu sürdürmeyi reddetmesinin nedeni , varoluşun ona taşınamayacak kadar ağır bir yük olarak gözükmesiydi . ne mutlu dünyaya gelmemiş olana deyip dururdu(hayyam sf103)
- Görüldüğü gibi ikisinin bir can yaratmayı istemem nedenleri farklıydı.Cihan aşırı hırslı , Hayyam ise aşırı ilgisiz olduğu için böyle davranıyordu.
- Hayat yangın gibidir,Yoldan geçenin unuttuğu alevler ,rüzgarın önüne katıpsavurduğu küller , işte bir insan ömrü gelip geçmiştir (hayyam sf122)
- Bizde erkekler savaşır, ama onlara kiminle savaşacaklarını kadınlar söyler(Melikşah ın karısı Terken sultan sf 127)
- Düşmanlarımız öldürmek yetmez. Biz cani değiliz., verilmiş bir hükmü infaz eden görevlileriz.Eylemlerimiz ibret olsun diye halka açık yerlerde ,herklesin içinde gerçekleştirmeliyiz. Böylece bir kişiyi öldürürken yüz bin kişiye de dehşet saçarız. Bununla birlikte dehşet saçıp infaz etmek te yetmez, ölmeyi de bilmek gerek, Çünkü öldürerek düşmanlarımıza korku salıp aleyhimizde işlere girişmekten caydırır iken , en cesur biçimde ölerek te kalabalığın hayranlığını kazanırız. Ve bu kjalabalıklarıdan çıkan insanlar gelip bize katılır. Ölmek öldürmekten daha önemlidir. Kendimizi savunmak için öldürüyor , ama insanları ikna etmek ,kazanmak için ölüyoruz. İnsan kazanmak bir amaç , kendini savunmak ise sadece bir araçtır(hasan sabbah sesleniş sf 131)
- Kargaşa devri gelip çatınca kimse onun seyrini durduramaz. Kimse ondan kaçamaz. Ama bazıları onun kullanmayı becerir. (Semerkant yazması ana fikir sf 148)
- Ben sevmeyi bilmiyorsam şayet, neye yarar güneşin doğması ve batması? Diye sorarım. Hasan Sabbah ise adamlarının aşktan,musikiden ,şiirden ,şaraptan,güneşten uzak durmasını şart koşar. (hayyam sf 157)
- İranlılar geçmişte yaşıyor; çünkü geçmiş onların vatanı, çünkü şimdiki zaman hiç bir şeyin onlara ait olmadığı yanancı bir ülke. Bizim gözümüzde modern yaşamın,insan özgürleşmesinin simgesi olan her şey onlara göre yabancı eğemenliğinin ve baskısının simgesi .
- Rivayete göre , bir Semerkant hanı her insanın düşlediği şeyi gerçekleştirmek istemiş.,ölümden kurtulmak.. Ölümün gökten geldiğine inandığı ve asla kendisine ulaşmaması için gereken her şeyi yapmaya niyetli olduğundan , kendine yer altında bir saray inşa ettirmiş. Demirden yapılan bu sarayında tüm giriş çıkışlarını kapattırmış. Dillere destan bir servete sahip olan Han, sabah doğup akşam batan ve hem onu ısıtani, hem de günlerin akışından haberdar eden bir de yapay güneş yaptırmış.Heyhat ölüm tanrısı hükümdarın tüm tedbirlerini aşıp görevini yerine getirmek üzeresaraydan içeri sızmayı başarmış. Gücü veya serveti ,ustalığı veya kibri ne olursa olsun ,hiçbir canlı nyaratığın ölümden kurtulamayacağını kanıtlaması gerekiyormuş. Böylece Semerkant , insanla kaçamayacağın yazgısının yollarınınkesişmesinin simgesi haline gelmiş.(sf 286)
- Yarı deli kıral Nasreddini eşek çaldığı için idama mahkum etmiş . Tam idam edilecekken Nasreddin haykırmış; Bu hayvan aslında benim kardeşimdir. Bir büyücü onu bu kılığa soktu, bir yıllığına bana teslim edilirse bizim gibi konuşmayı öğretirim ona !! aklı karışan hükümdar sanığa vaadini yinelettirmiş ,sonra da hükmü vermiş. -Öyle olsun, ama günü gününe bu eşek bir yıl içinde konuşmazsa idam edileceksin.. Oradan ayrılırken karısı Nasreddinin yakasına yapışmış, böyle bir şeyi nasıl vaad edebildin?. Bu eşek konuşmayacak, biliyorsun. Tabiki biliyorum diye cevap vermiş hoca ,ama bir yıl sonra kim öle kim kala…bir yıl içinde kral da ölebilir,eşekte , ben de ölebilirim .

Semerkant, Amin MaaloufSemerkant, Amin Maalouf
Selin Ecem, Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları'ı inceledi.
05 Mar 23:26 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hiç kitap okumayan biri benden kitap tavsiyesi istese önerebileceğim kitaplardan biri. Öyle bir kitap ki herkes keyifle okuyabilir. Psikolojik gerilim türündeki bu kitap, baş kahramanımız Doktor Samimi, apartmanın beş katında bulunan kişiler ve apartmana adını veren Sevim Hanım ile birlikte 7 kişinin önce kendi ağızlarından cinli hikayelerini, sonra bu hikayeleri üretmelerine neden olan psikolojik problemlerini anlatıyor. (Spoiler) kitabın sonunda çıkan yangında katlarda kimsenin bulunamaması ve sadece Doktor Samimi’nin bedenine ulaşılması bende ‘acaba hepsi Doktor Samimi’nin kafasında olan bir hikaye miydi? Katlar hep boş muydu? Ya da her katta denizi izleyen ve komşuların gördükleri kişi, kostüm değiştiren ve günün her saati farklı bir kata giden Samimi Bey miydi? Sonuçta hiçbir zaman aynı anda pencereden dışarı bakmıyorlardı. Katlardaki kişiler akıl hastanesinden arkadaşlarının hikayeleri miydi?’ Vb soruları aklıma getirdi. Hiç sıkılmadan hızlıca okunabilecek bir kitap arayanlar mutlaka göz atmalı.

Simge Kurtuluş, Atatürk'ü inceledi.
25 Şub 03:39 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Atatürk, bugüne kadar görüp görebileceğim -duyup duyabileceğim demek mi daha doğru olur bilmiyorum- en harika kahraman. O öyle bir insan ki, öyle bir kahraman ki Atatürk'ün sadece bedenen bizden ayrıldığı bu 80 yıldır hala konuşuluyor. Ama hatalarıyla veya kötülükleriyle değil. Kahramlıklarıyla, başarılarıyla, insanlığıyla ve daha bir sürü özellikleriyle. Ne mutludur ki tarihimizde Atatürk gibi bir kahramanımız var. Başka hangi milletin böyle tarihi vardır? O kadar güzel bir tarihe sahibiz ki Türk olduğumdan her daim gurur duyuyorum. Ne mutlu Türküm diyene! deyip incelememe başlamak istiyorum.

Kitaba başlamadan evvel 'başlamadan önce' isimli bir kısım var. Yakup Kadri'nin bir tavsiyesi var burada. Paylaşmak istiyorum. "Zira, Türk milleti her vakitten ziyade bugün, o Büyük Rehberin ardısıra yürüyüp geçtiği yola dönüp bakmak ihtiyacındadır. Türk milleti, bu yolda ne kadar imkansızlıkların üstesinden geldiğini ve makus talihini ne çetin engellerle çarpışarak yendiğini bir kere daha hatırlayacaktır." diyor. Çok haklı. Kişi nereden geldiğini unutmamalıdır ki nereye gidebileceğini bilsin. Kitabı okurken Atatürk'ün bu vatan için ne kadar mücadele ettiğini gördüm. Nerede bir sorun var, onun üstesinden gelmeye çalışıyor. Nerede bir isyan var, onu bastırmaya çalışıyor. Ve bütün bunları başarıyor da. İnkılaplar yapıyor, yenilikler getiriyor. Yeri geliyor arkadaşları bile yanında değil karşısında duruyor ama yılmıyor Atatürk. Hiçbir şey onu durduramıyor. Bu millet için ne iyiyse hep onu yapıyor.

Bu satırları okurken ister istemez insanın içinde bu vatan için bir şey yapma ihtiyacı doğuyor. Çünkü bugün baktığımda ülkemizde herhangi bir alanda eksiklikler görmek mümkün. En basitinden adalet sistemimiz ya da eğitim sistemimiz. Bugün bir yazıyla ya da herhangi bir konuşmayla sürüsüyle insanın hayatını, fikirlerini değiştimek çok zor. Ama en azından bir kişinin hayatını değiştirebiliyorsa insanın düşünceleri, bir kişinin fikirlerini olumlu yönde etkileyebiliyorsa bu bir gidişatın başı demektir. Her şey bir adımla başlar. Tek bir adım.

Buradan bakınca ya da işlerle uğraşan kişi kendimiz olmadığında eleştiri yapmak çok kolay. Hemen hemen her gün bir şeyleri eleştiriyoruz. Eleştirirken işler gerçekten o kadar kolay ki ama bir şeyleri değiştirmeye kimse çabalamıyor. Evinde oturmuş çayını rahatlıkla yudumlarken şu şöyle olsaydı daha iyi olurdu, bu böyle olsaydı bu durumda olmazdık demek güzel geliyor insana ya da suçu bir başkasının üzerine atmak rahatlatıyor vicdanımızı. Lakin bugün bu haldeysek bu durumdaysak bu hepimizin suçu. Çabalayıp, bir şeyler yapmaya çalışanlara asla bir şey demiyorum ama diğerleri! Bu benim suçum, bu senin suçun. O yüzden şu dakika bir şeyleri değiştirmek yerine çabalayalım. Bir kişiden ne olur deme, lütfen. Bir kişi on kişi olur, on kişi yüz kişi. Bardağın taşmasını da sağlayan o bir tanecik su damlası değil midir?

Kitabın başlangıç kısmında ise bir arayışı anlatıyor. Bir kahraman arıyorlar kendilerine. Gelip bu zor günlerde kendilerine umut verecek bir kahramanı. Her yeni gün birilerinin fikirlerine aldanıp işte bu kahramanımız dedikleri zaman o kişinin kendilerini hayal kırıklığını uğrattığını söylemekten de çekinmiyor Yakup Kadri. Günler böyle geçerken Mustafa Kemal ismini yazıyor gazeteler. Çanakkale cephesinde ne kadar başarılı olduğundan bahsediliyor. Sonra unutulup gidiyor. Bütün ümitlerin kesildiği sıra tekrar duyuluyor Mustafa Kemal'in ismi. İnsanlara umut aşılıyor her geçen gün bu isim. Savaşlara gidiyor, hep en önde. Korkusuzca. Arkasından ordumuz. Genci de var aralarında yaşlısı da. Hepsi bu vatan için uğraş veriyor. Hepsinin yürekleri vatan toprağının her bir metrekaresini kurtarmak için çarpıyor. Çanakkale, Kafkasya, Suriye cepheleri... Kiminde başarılı oluyoruz, kiminde başarısız. Ama eksilmiyor bu yüreklerden vatan sevdası hiçbir zaman.

Düşman ise birlik olmuş bize karşı. Daha savaşa bile girmeden topraklarımız paylaşılmış, haberimiz yok. Erlerimiz cephelerde savaşırken kadınlarımız, çocuklarımız da durmuyor tabi. Onlarda ellerinden geldiğince yardım ediyorlar. Yürekleri dağlanıyor kadınlarımızın şehit haberleri geldikçe ama yine de yüzlerinde gülümseme, sırf düşmana istediği görüntüyü vermemek için. Nice Kara Fatmalar çıkıyor cephelerde savaşan, nice Halime Çavuşlar çıkıyor ben öleceğim ama yüz binlercesi kurtulacak diyen nice Şerife Bacılar çıkıyor gece gündüz cephane taşıyan ve daha nicesi var ismini bile bilmediğimiz kahramanlarımızdan. Bu harbi kazanışımızın sırrı budur.

Bir gün "ismini hatırlayan son kişi öldüğünde hiç doğmamış olacaksın" diye bir söz duymuştum. 80 yıl. Atatürk 80 yıldır konuşmuyor. Dile kolay, 80 yıl. Umut ediyorum ki Atatürk hep yaşayacak, hep konuşulacak. Ben kendi adıma bunun böyle olması için elimden geleni yapacağım.

Toparlıyorum artık. Yakup Kadri Atatürk'ün çoğu özelliğinden ve o günün şartlarından bahsetmiş kitabında. Bana bu satırları yazdıran birçok hissi yaşattıran bu kitabı yazdığı için minnettarım. Bugüne kadar yazdığım en uzun inceleme oldu. Buraya kadar okuyan olur mu hiçbir fikrim yok lakin bir kişi dahi okursa ve aklına tarihimiz gelir de gururlanırsa eğer bu benim için büyük mutluluk olacaktır. Kitabı kesinlikle tavsiye ederim. İncelememi zahmet edip okuyanlara çok teşekkür ediyor, iyi okumalar diliyorum. :)