Akıl yönünden hiçbir şekilde benzeşmeyen kimseler; içgüdüler, tutkular, duygular yönünden sıkı bir benzerlik gösterebilir. Büyük bir matematikçi ve ayakkabıcısı arasında entelektüel bir uçurum bulunabilir; fakat karakter açısından bakıldığında, bu fark ya hiç yoktur ya da pek sönüktür.
Bilim bizlere hakikati, hiç değilse aklımızın kavrayabileceği bağlantıların bilgisini vaat etmiştir; barışı ya da mutluluğu değil. Duygularımıza bir hükümdar edasıyla kayıtsız kalan bilim, tuttuğumuz matemleri duymamaktadır
Sağduyu, insanlık için oldukça yeni bir melekedir; bilinçdışının yasalarını ifşa etmek, hele ki onun yerine geçmek için yeterince kusursuz bir seviyeye ulaşmamıştır.
"İş yerinde, okulda, askerde...insan istediği sıklıkla tuvalete gidemez ve orada istediği kadar kalamaz.Gün boyunca istediğimiz gibi tuvalete gitme özgürlüğüne bile sahip değiliz, çünkü gündüzler bize ait değil."