"Gece insanlarından, geceyi yaşayan, gecede yaşayan insanlardan korkmamız gerektiği anlatıldı.Oysa gündüz ve gece kişileri aslında aynı kişiler.Gün ışığı içimizdeki teslimiyetçiliği ortaya çıkarır, ama geceleri kendimizi özgür hissederiz.Düzen güçleri bizi, geceden, özgürlükten kaçınmaya koşullandırılmışlardır."
"Gece, düzen güçleri uykudadır.Bürokrasi, askeriye, okullar, polis, kısacası yaşamımızı düzenleyen tüm güçler uykudadır; sokakta devriye gezen nöbetçi polis dışında.Askerler de hepimizden önce yatağa girerler.Dünyanın bu en baskıcı kurumunun mensupları, en etken yatanlarıdır aynı zamanda.Aslında tüm totaliter kurumlarda insan her zaman erken yatmak zorundadır - yatılı okullarda,manastırlarda,cezaevlerinde..."
Bir yığın alıntı ile meşgul ettiğim için kusura bakmayın ama bu kadar alıntı bu kitap için az bile gelebilir.Karanlık yazılarını çok sevdiğim Hakan Günday, Kinyas ve Kayra'yı 24 yaşında edebiyat dünyasına kazandırıyor ve gençlik yıllarında nasıl böylesine ustaca cümleler kurabilmiş hala aklım almıyor.Her cümlesi ayrı bir öfke ayrı bir karanlık barındırıyor.Öfkesini hayata,insanlara,politikaya,devlete her yöne kullanıyor.Her sayfa buram buram ustalıkla yoğurulmuş bir nefret ve karanlık kokuyor.Maceradan maceraya sürüklendiğimiz yolculuk Kinyas ve Kayra'nın ortak maceraları daha sonra ise Kinyas'ın yolu ve Kayra'nın yolu olarak 3 bölüme ayrılıyor.Bu yüzden iki karaktere de ayrı ayrı değinmek istiyorum.Çok tartışma konusu olduğu için belirteyim ben dibine kadar Kayra'cıyım...
Kayra: Hakan Günday'ın var olan her şeye karşı öfkesinin en çok hissedildiği karakter Kayra.Hayatın tokadını erkenden yemiş ve bu tokadın hesabını soracağına yemin etmiş.Bu yüzden de hayata karşı sinirli.Ona tokat atan hayatın karşısında yaşamın var ettiği her olguya,canlıya,kuruma zarar veriyor veya onların varlıklarına inanmayarak onları reddediyor.Hayatın attığı tokadın öcünü bir nevi böyle almayı planlıyor.Yani hayata karşı direnmiyor veya hayatla da savaşmıyor, soğuk yenen intikam adlı yemeğin peşinde koşturuyor Kayra. Kayra'nın yaşama takındığı tavırda anlaşılması gereken en önemli nokta ise rakibini ve rakibinin dostlarını (politika,din gibi) çok iyi tanıması.Kitaptaki acı ama doğru cümleler de buna örnek teşkil ediyor.Onların iyi yanlarını bilse de insanların kusurlu olan olgulara, kurumlara tutunmasına tahammül edemiyor ve hiçbir zaman da anlam veremiyor.Uzun süredir karanlık sularda yüzdüğü için de düşmanlarının da karanlık taraflarını ortaya çıkarmak onun için adeta basitçe