Puan vermedi·88 syf.··
2026 96. kitabı
Yakıcı Sır, Avusturya Alpleri'ndeki bir dinlenme tesisinde annesiyle tatil yapan on iki yaşındaki Edgar adındaki hassas bir çocuğun, hırslı ve çapkın bir baron tarafından bir av gibi basamak olarak kullanılmasını anlatır. Stefan Zweig, baronun anneye ulaşmak için çocukla kurduğu sahte dostluğun ve ardından gelen ihanetin Edgar'ın ruhunda yarattığı derin sarsıntıyı inceler. Eser; çocukluktan ilk gençliğe geçiş evresindeki bir insanın yetişkinlerin gizemli, ikiyüzlü ve tutku dolu dünyasıyla tanışırken yaşadığı hayal kırıklığını, güven kaybını ve çocukluk masumiyetinin kayboluşunu muazzam bir psikolojik derinlikle gözler önüne serer.
Yakıcı SırStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202551,3bin okunma
7/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 00:00
Kallokain, distopya edebiyatının biraz gölgede kalmış eserlerinden biri. Çoğu distopya okuru önce 1984 ya da Cesur Yeni Dünya'yla tanışır; oysa Karin Boye, totaliter devletin insan ruhuna nasıl nüfuz edebileceğini bu eserlerden çok daha önce işlemiş. Roman ilk kez 1940'ta yayımlanmış. Romanın merkez karakteri, insanların en gizli düşüncelerini bile açığa çıkaran bir “gerçeklik serumu” geliştiren kimyager Leo Kall. Boye, Leo üzerinden "İnsanların davranışlarını kontrol etmek yetmezse, düşüncelerini de kontrol etmek isteyen bir devlet ortaya çıkarsa ne olur?" sorusunu soruyor. Kallokain serumu tam da bu son sığınağı, insanın iç dünyasını hedef alıyor. Leo ile eşi Linda arasındaki ilişki; dostluk, güven ve sevgi gibi insani bağlar romanın ayırt edici yanını oluşturuyor. Boye, baskının karşısına devrimci sloganları değil, insanların birbirlerine duyduğu samimi güveni koymuş. Bu nedenle romanın duygusal tarafı, birçok klasik distopyadan farklı. Başka bir fark da aksiyon bekleyen okurlar için romanın zaman zaman yavaş ilerlemesi. Boye'un ilgisi olaylardan çok, karakterlerin iç dünyasına yönelmiş. Bu nedenle kitap bir macera romanından çok, felsefi ve psikolojik bir distopya olarak okunmalı.
KallokainKarin Boye · İthaki Yayınları · 20201,484 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·416 syf.··
2018 61. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2018 00:00
Bir çok arkadaşımda görmüş olduğum ve çok merak ettiğim, özeklikle seri olduğunu öğrendikten sonra merakımı ikiye katlayan kitap #merhametliolum nihayet #okudumbitti @salonyayinlari n dan çıkan kitabın heyecanını, akıcılığını sevdim. İsminden ötürü cinayet ya da ölümün ağır basacağını umsam da polisiye yönü daha ön plandaydı. Polisiye okumayı ne kadar sevdiğim düşünülürse bu durumdan gayet memnun kaldım. Mercy Kilpatrick FBI özel ajanımız. Cinayet soruşturması için, çocukluğunun geçtiği yere dönüyor ve orada birlikte araştırma yapacakları polis şefi Truman Daly ile tanışıyor. Su yüzüne çıkan eski soruşturmalar, sırlar, aile bağları, pişmanlıkları, geç kalan itiraflar, güven, her noktaya değinen bir kurgu. Heyecanlı koşuşturması ve merakı taze tutması da birleşince gayet güzel olmuş. Asıl etkilendiğim distopya kitaplarına konu olacak bir hazırlık içerisinde olmaları. Bu yüzden devamını daha çok merak ediyorum. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Merhametli ÖlümKendra Elliot · Salon · 201856 okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 16:53
•Yazarın kalemiyle bu kitapta tanıştım ve ilk kitaptan bu kadar seveceğimi düşünmüyordum. Anlatım dili çok akıcıydı; sayfalar ilerledikçe hiç zorlamadan içine çekti. Bir noktadan sonra sadece okumuyordum, Era’yla birlikte o dünyanın içinde yürüyormuşum gibi hissettim. •Bu kitap bana sınırlar, sırlar, korkular ve gerçek sandığımız şeylerin ne kadar kolay yıkılabileceğini verdi. •Ve Yuva… Daha ilk sayfalardan iyi bir yer olmadığını hissediyorsunuz zaten. İnsanların sorgulamaması, sınırların dışını sadece korkuyla bilmesi, merak etmenin bile yanlış gibi öğretilmesi… Her şey o kadar normalleştirilmiş ki bir noktadan sonra bunun ne kadar rahatsız edici olduğunu daha çok hissediyorsunuz. Güvenli görünen ama temeli sırlar ve yalanlarla kurulan bir düzen vardı. •Era... Bir kayıptan sonra artık orada kalamıyor. Sınırların dışına çıkıyor. Bilmediği bir ormanda yaralı kalıyor. Ve Rans geliyor. Hikâye tam olarak burada başlıyor. •Kitap başlarda daha sakin ilerliyor ve her şey hemen açılmıyor ama bunu hiç olumsuz bulmadım. Serinin ilk kitabı olduğu için dünyanın kurulmasını, karakterleri tanımayı ve bazı sırların zamana yayılmasını anlayabiliyorum. Ama sonlara doğru öyle şeyler oldu ki… bir noktadan sonra sayfalar çok daha hızlı akmaya başladı. Olayların asıl orada başladığını hissettim ve kitabı elimden bırakmak istemedim. Şu an ikinci kitaba hiç ara vermeden geçmemin sebebi de biraz bu sanırım. •Ve Era… Benim güçlü güzel kızım. Sanırım onu sevmemin sebebi hiç korkmaması değildi. Korkmasına rağmen ilerlemesiydi. Hayatı boyunca doğru bildiği şeylerin bir anda değişmesini, kendini, yaşadığı yeri ve insanları yeniden anlamlandırmaya çalışmasını okumayı çok sevdim. Bazı anlarda ona sarılmak, bazı anlarda sadece yanında oturmak istedim. Çünkü güçlü olmak bazen hiçbir şey
Unutulmuş Kuşlar Göğü 1K. Kübra Berk · Ephesus Yayınları · 2022495 okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2026 103. kitabı
Meral AkmanMeral Akman BirbenBirben Eseri elime ilk aldığımda beni kapağında yazan ”Unutmanın Kıyısında Bir Kadın”yazısı kendine çekti.İnanıyorum ki bu eser,okuyan herkesin yüreğine dokunacak ve ömrümce unutamayacak. Unutmanın kıyısında olan bu kadın,bir zamanlar uzun,sarı lepiska saçlara sahip olan Birben di.En büyük hayali balerin olmaktı ama annesi asla balerin olmasına izin vermedi.Pilot olan babası balerin olmasına olumlu yaklaşsa da evin huzuru kaçmaması için ikinci evliliğini yaptığı eşinin dominant tavırlarına hayır diyemedi ve kızının yanında olamadı. Bu olay Birben in yüreğinde derin yaralar açtı ve genc yaşta görücü usulü evlendi Evlendiğinde mahallenin en popüler kızıydı.Moda tasarım okuyan Birben muazzam elbiseler çiziyordu.Hemen hamile kalan Birben e,maddi sıkıntı yaşayan damatlarina destek olmak icin ailesi en işlek caddede kızlarına giyim mağazası açtı.Kocası Rıfat,bekarken işlediği suçtan hüküm giyince Birben kucağında çocuğuyla yıkıldı.Eşinin serbest kalmasına cok sevinen Birben in sevgisi kocasını evde tutmaya yetmedi.Anne ve baba sevgisinden yoksun büyüyen Rıfat,sevgisini gösteremeyen,kadınlara sevgi göstermenin acizlik olduğunu kabul eden zavallı biriydi.Uğradığı şiddetlere dayanamayan Birben,Rıfat tan ayrıldı ama sonra da istediği mutluluğu elde edemedi İnsanın çocuklukta aldığı derin yaralar,ömür boyu onunla birlikte yolculuk ediyor arkadaşlar.Bir sahil kasabasında huzurla yaşlanmayı hayal eden Birben,demans hastalığına yakalandığını öğrendiği anda geçmişini unutmadan not almaya başladı.Oğluna yük olmamak icin ömrünün son dönemini huzurevinde herseyi zamanla unuturak yaşamayı seçti.Bu seçim beni üzdü Yazarın psikolojik tahlilleri güçlü ve akıcıydı.Psikoloji ve kişisel farkındalık adına kaleme alınan bu eserde çocukluk travmalarına ve aile bağlarına konuk
BirbenMeral Akman · Octopus Yayınevi · 202618 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Geceydi... Her şey sıradan görünüyordu. Sonra bir şeyler değişmeye başladı: önce küçük ayrıntılar, sonra açıklayamadığım hisler... Sayfalar ilerledikçe odalardaki sessizlik ağırlaştı, gölgeler biraz daha yaklaştı. Yeliz, anne ve babasını bir trafik kazasında kaybettikten sonra halası ve eniştesinin yanında yaşamaya başlar. Anne ve babasını kaybettikten sonra yeni hayatına tutunmaya çalışan Yeliz, zamanla kendisini güven ve şüphe arasında sıkışmış hissetmeye başlar. Sınav stresinin getirdiği yorgunlukla da boğuşurken, dershaneden eve geldiği bir akşam her şey değişmeye başlar. Eve adım attığı ilk anda evin zifiri karanlık olduğunu görür ve bunun sıradan bir elektrik kesintisine benzemediğini fark eder. Karanlık, adeta evin tüm gerçekliğini yutmuştur. Yeliz, salonda oturan iki siluet fark eder. Kedisi Bulut'un onlara vahşice hırlamasıyla bir şeylerin yolunda gitmediğini anlar. Telefonunu açıp halası ve eniştesinin dışarıda olduğunu öğrendiğinde ise en can alıcı soruyla baş başa kalır: "Eğer halası ve eniştesi dışarıdaysa, az önce salonda gördükleri kimdi?" Yazar bu eserinde sadece gerilim yaratmakla kalmamış; sevgi, aidiyet ve güvene duyulan ihtiyacı da satır aralarına incelikle işlemiş. Yeliz'in yaşadığı kayıplar onu çevresindeki insanlara daha çok ihtiyaç duyan biri hâline getirirken, yaşanan olaylar bu güven duygusunu sürekli sınava tabi tutuyor. Çünkü bazı yaralar yabancılardan gelmez; insanı en çok güvendiği insanlar incitir. Bu yüzden sayfaları çevirirken kendimi sadece "Sonra ne olacak?" diye değil, "Kime güvenebilir?" diye de sorgularken buldum. Çünkü en güvenli hissettiğimiz yer evimizdir ve en çok güvendiğimiz şey de kendi algımızdır. Peki, Yeliz'in yaşadıkları gerçek mi, yoksa zihninin acıdan ve stresten kaçmak için yarattığı bir savunma mekanizması mı? Trafik
Senin YüzündenR. İdeli · Artemis Yayınları · 2025471 okunma