İnsanlara kızmama imkân yoktu, çünkü İnsanların en kıymetlisi, en iyisi, en sevgilisi bana en büyük kötülüğü etmişti;
diğerlerinden başka şey beklenebilir miydi?
İnsanları sevmeme ve onlara tekrar yaklaşmama da imkân yoktu; çünkü en inandığım, en güvendiğim insanda aldanmıştım..
Başkalarına emniyet edebilir miydim?
Cebirle ilk karşılaşmam çocukken babamdan aldığım bir ders sayesinde oldu. Bana bir keresinde “Cebir yapmak aritmetik yapmakla aynı şeydir, sadece sayılar yerine harfleri kullanırsın. Mesela 2x + 3x = 5x ve 3y + 6y = 9y.
Anladın mı?” diye sordu. Ben de “Sanırım anladım” dedim. “O zaman L + L kaça eşittir?” diye sordu. Güven dolu bir sesle “iki L eder.” dedim.
“Seni duyamadım, daha yüksek bir sesle söyleyebilir misin?” dedi. Bağırarak “İKİ LE eder!” dedim ve en sonunda “Öğrendiğine göre asıl sen “ikile!’’ dedi. (Babam her zaman kelime oyunlarına, şakalara, hikâyelere matematik öğretmekten daha fazla ilgi duymuştu.