10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:09
RUTH WARE - MÜKEMMEL ÇİFT Merhaba arkadaşlar Haziran ayının bir diğer kitabı ile karşınızdayım. Eser 389 sayfadan oluşmakta ve aşırı akıcı ve keyifle okuduğum bir kitap oldu. Bir sonraki sayfada ne olacak acaba düşüncesi ile okudum hep Birkaç alıntı ile giriş yapmak istiyorum.. ‘Güven bir anda kazanılmaz, bir anda kaybedilir.’ ‘10 kişi. Ölümcül bir oyun. Ya hayatta kal…ya ihanet et.’ ‘Beni dinleyin, bunu dinleyen varsa hemen buraya gelmelisiniz. Anladınız mı? Çünkü bu bir oyun üç değil, şaka değil. Bu bir ölüm kalım meselesi ve biz bu lanet adada bir katille mahsur kaldık…’ Uzun zamandır heyecanla, gerilimle okuduğum bir kitap olmamıştı. Baş kahramanlarımız Nico ve Lyla. Nico bir gün Lyla’nın karşısına bir realite şov olduğunu ve çift olarak katılmak gerektiğini yani diyeceğim o ki birlikte katılmayı teklif eder. Lyla ne kadar istemese de Nico’nun ısrarlarından dolayı kabul eder. Şovun yapılacağı yer Endonezya’nın Jakarta adasıdır. 5 çift olacaktır ve bunlardan biri Nico ve Lyla’dır. Aslında başta amaç Lyla’nın ilk haftadan elenmesini sağlamaktı sadece Nico’ya destek için gidecekti fakat sonradan olan olaylar, çıkan fırtına, iletişimsizlik vs sebeplerden durum ölümcül bir olaya doğru evrilecektir… Yarışma artık yarışma olmaktan çıkıp, hayatta kalma savaşına dönecektir… Bu gerilim dolu eseri okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum..gerçekten hem merakla hem eğlenceyle okuyacaksınız
1000Kitap
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202662 okunma
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
Merhaba kitap dostlarım Bugün sizlere beni aksiyonun,ihanetin ve duygusal çatışmaların tam ortasına sürükleyen bir kitapla geldim:Kurtların Gölgesinde 2 İlk kitaptan sonra merak ettiğim o kadar çok şey vardı ki ikinci kitaba başlar başlamaz kendimi yine o karanlık atmosferin içinde buldum.Bu kitapta olaylar hiç durulmuyor.Her sayfada yeni bir sır,yeni bir şüphe ve insanın içini geren gelişmeler var.Özellikle tim ruhu, güven meselesi ve acaba hain kim? hissi kitabın temposunu sürekli canlı tutuyor. Sıla’nın yaşadıkları gerçekten insanın içine dokunuyor.Ayakta kalmaya çalışırken bir yandan babasının emanetine sahip çıkması çok güçlüydü.Aybars ise hem lider olmanın yükünü taşıyor hem de duygularıyla savaşıyor. Karakterlerin sadece aksiyon içinde değil kendi içlerinde de savaş vermesi hikâyeyi daha etkileyici hale getirmiş. Kitapta en sevdiğim şeylerden biri de şu oldu; Sadece çatışma okumuyorsunuz güven, sadakat,kayıp ve insanın en yakınından bile şüphe etmesi çok güzel işlenmiş.Bazı sahnelerde yok artık! diyerek kaldım çünkü yazar ters köşeleri gerçekten iyi kullanmış. Final kısmı ise yine insanı merakta bırakıyor. Sayfalar ilerledikçe tempo yükseliyor ve elinizden bırakmak istemiyorsunuz.Özellikle tim/askeri kurgu sevenlerin çok seveceğini düşünüyorum . .#kurtlarıngölgesinde
Kurtların Gölgesinde IIÇağatay Düz · Vera Kitap · 202612 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Muhteşem üçlü
9/10
·120 syf.··
2026 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 20:09
Louis Gardel’in Sevenlerin Şafağı kitabı, Kanuni Sultan Süleyman, Pargalı İbrahim Paşa ve Hürrem Sultan üçgeninde ilerleyen kısa, akıcı ama tarihsel açıdan epey tartışmalı bir roman. Öncelikle şunu söylemeliyim: Kitap kötü bir okuma deneyimi sunmuyor. Aksine, sayfa sayısının azlığı, anlatımın hızlı ilerlemesi ve merkezine aldığı ilişki ağı sayesinde kendini kısa sürede okutuyor. Gardel, büyük bir imparatorluk anlatısından çok; iktidarın, yakınlığın, dostluğun, kıskançlığın ve insanın içindeki karanlık ihtirasların peşine düşüyor. Bu yönüyle kitabı tarihî bir roman gibi değil, tarihten ilham alan psikolojik ve dramatik bir kurgu olarak okumak daha doğru olur. Fakat benim için kitabın en büyük problemi de tam burada başlıyor. Sevenlerin Şafağı, Osmanlı tarihinin çok önemli isimlerini merkeze almasına rağmen tarihsel gerçeklik konusunda fazlasıyla serbest davranıyor. Bazı detaylar okurken insanı duraksatıyor. Özellikle karakterlerin birbirleriyle kurduğu ilişkiler, olayların yorumlanış biçimi ve tarihî kişiliklerin iç dünyalarının sunuluşu, yer yer “acaba bu gerçekten tarihsel bir zemine mi dayanıyor, yoksa tamamen yazarın hayal gücü mü?” sorusunu sorduruyor. Mustafa’nın annesi meselesi de buna örnek gösterilebilir. Kitapta Gülbahar adı geçince ilk bakışta bir hata varmış gibi durabiliyor; fakat Mahidevran’ın Gülbahar adıyla da anıldığı biliniyor. Yani burada sorun isimden çok, kitabın tarihî bilgileri yeterince açık ve güven verici biçimde aktarmaması. Okur, neyin tarihsel bilgi neyin kurgu olduğunu ayırt etmekte zorlanabiliyor. Kitapta Süleyman ile İbrahim arasındaki ilişki yer yer dostluk sınırlarını aşan, romantik ya da bedensel bir çekim ima ediyormuş gibi sunuluyor. Bu elbette yazarın edebi tercihi olabilir; fakat tarihsel kişileri bu kadar kesin ve tek bir
Edebiyat
Sevenlerin ŞafağıLouis Gardel · Can Yayınları · 199828 okunma
Puan vermedi·472 syf.··
2026 4073. kitabı
Serinin ikinci kitabını da bitirdim. Açık konuşacağım; ilk kitabı pek sevmeyen azınlıktan biriyim. Hatta o kadar hayal kırıklığına uğramıştım ki ikinci kitaba başlamayı bile düşünmüyordum. Ama seriyi okuyan çoğu kişinin favorisinin bu kitap olduğunu görünce bir şans vermek istedim. İyi ki de vermişim çünkü ilk kitaptan kesinlikle daha başarılıydı. Öncelikle anlaşmalı evlilik konusuna zaafım olduğunu söylemem lazım. Ne kadar klişe olursa olsun, iyi işlendiğinde büyük keyifle okuyorum. Bu kitap da tam olarak bu trope üzerine kurulu. Declan ve Iris'in hikâyesini okumak genel anlamda keyifliydi. Özellikle Iris'i oldukça sevdim. Güçlü, çalışkan ve kendi ayakları üzerinde duran bir karakterdi. Bazen beni sinirlendirdiği yerler oldu ama genel olarak davranışlarının mantığını anlayabildim. Declan ise kitabın büyük bölümünde tam anlamıyla bir işkolikti. Bazı sahnelerde gerçekten saçını başını yolduracak kadar sinir bozucuydu. Ancak karakter gelişimini görmek hoşuma gitti. Kitabın başındaki adamla sonundaki adam arasında belirgin bir fark vardı ve bunu okumak keyif verdi. İlk kitaptaki zorlama komedi anlayışı ve sürekli komik olmaya çalışma çabası beni çok rahatsız etmişti. Bu kitapta ise yazarın bu konuda kendini geliştirdiğini düşündüm. Declan ve Iris'in atışmaları çok daha doğal ve zekiceydi. Hatta bazı sahnelerde gerçekten güldüğümü itiraf etmeliyim. Aralarındaki diyaloglar hikâyeyi taşıyan en güçlü noktalardan biriydi. Romantizm kısmına gelirsek, Iris'in duygularını çok daha inandırıcı buldum. Onun hislerinin yavaş yavaş geliştiğini görebiliyorsunuz. Declan tarafında ise biraz eksiklik hissettim. Bir noktaya kadar hiçbir şey yokken bir anda "hoşlanıyorum, âşığım" seviyesine geçmesi bana çok ani geldi. Sorun karakterde değil, daha çok yazarın bu geçişi yeterince iyi
Beklenmedik KoşullarLauren Asher · Olimpos Yayınları · 20232,176 okunma
8/10
·112 syf.··
2026 151. kitabı
Corinne & Mustafa Kemal - Son Mektup #okudumbitti Sanki bir çekmeceden yıllar sonra çıkan sararmış kâğıtları elime almışım da, okudukça ses kısılıyor, oda sessizleşiyor, ben de daha dikkatli nefes alıyorum… Çünkü bu kitap, “olay” anlatmaktan çok, bir dönemin ruhunu hissettiriyor. Burada Atatürk “heykel gibi” değil. Ne abartılıyor ne de indirgeniyor. Daha çok… çok çalışan, çok düşünen, bazen yalnız kalan bir adamın, güven duyduğu bir insana (Corinne’ye) “içini düzenler gibi” yazdığı satırlar var. O meşhur “ihtiras” cümlesini okurken bile bir aforizma okuyor gibi değil de, sanki birinin masanın başında durup “Benim pusulam bu” dediğini duyar gibi oluyorsun. Bu, bende çok gerçek bir his bıraktı. Corinne meselesi ise kitabın en “tatlı-acı” tarafı. Çünkü Corinne’yi okurken aslında bir yandan da Corinne’yi okuyamıyorsun. Onun sesi eksik. Bir noktadan sonra insanın içinden “Keşke onun cevabını da bilseydik” diye geçiyor. Ama ben bu eksikliği sevdiğimi fark ettim. Çünkü kitap, o boşluğu bir aşk romanı gibi doldurmuyor. Tam tersi: “Bak elimizde bu var, buradan düşünelim” diyor. Bu yaklaşım beni çok etkiledi. Hem daha dürüst hem de daha saygılı. Ve Con Sinov’un kalemi… Ben bu kitabı yazardan okuduğum ikinci kitap olarak bitirdim ve gerçekten şunu söyleyebilirim: Adamın cümleleri “bakın ne buldum!” diye bağırmıyor; daha çok elindeki malzemeye saygıyla yaklaşan bir araştırmacı gibi, ama okuru da sıkmadan, akışı bozmadan taşıyor. Belgeler var, bağlam var, yorum var… ama en güzeli, yorumun dozu iyi ayarlı: Okurun merakını öldürmüyor, aksine büyütüyor. Bu kitabı kitapfisiltisi sevtap ’ın önerisiyle #terskargaylaokuyoruz grubumuzla okuduk; bence bu kitaba grup okumak ekstra yakıştı. Kitabı kapattığımda içimde kalan şey “çok şey öğrendim”den ziyade: Bazı insanlar tarihin
Corinne & Mustafa Kemal - Son MektupCon Sinov · Masa Kitap · 054 okunma
Geçmişin psikolojik mirası
9/10
·190 syf.··
2026 115. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 16:48
İnsan bireysel bir varlık olduğunu düşünür; fakat çoğu zaman tarihinin, kültürünün ve ait olduğu grubun taşıdığı yüklerle yaşar. Kitabın temel meselesi: İnsan sadece birey değildir. Toplumların da bilinçdışı vardır. Travmalar kuşaktan kuşağa aktarılır. Kimlikler çoğu zaman korkular üzerinden şekillenir. Özellikle “fanus” metaforu oldukça güçlü. İnsan çoğu zaman dünyayı olduğu gibi görmek yerine, ait olduğu grubun ona sunduğu pencereden bakıyor. Fanusun içinde kalan kişi kendini özgür zannetse bile aslında sürekli kendi yankısını dinliyor olabilir. Kitap da anlatılan narsisizm yalnızca bireyin kendini büyük görmesi değil; toplumların da narsistik bir kimlik geliştirebilmesi. Özellikle siyah-beyaz ilişkileri, Güneyli-Kuzeyli ayrımları ve çocuk yetiştirme biçimleri üzerinden narsisizmin toplumsal köklerini anlatmaya çalışıyor. Çocuk bazen daha küçük yaşta: “biz farklıyız,” “biz üstünüz” “onlara güven olmaz” gibi örtük mesajlarla büyüyor. Dürüst olmak gerekirse çoğu kişi kendini bağımsız sanıyor ama kitap, kimliğimizin büyük kısmının bize miras kaldığını söylüyor.
Psikoloji
Fanustaki İnsanlarVamık Volkan · Alfa Yayıncılık · 2009179 okunma