Puan vermedi·148 syf.··
2026 195. kitabı
Dört kafadarlar Avustralya'ya giderler. Burada bir çiftlikte kalmaktadırlar. Çiftliğin yakınındaki eski bir samanlık dikkatlerini çeker ve buraya giderler ancak bu eski samanlık bir sır saklamaktadır. Samanlıktan çıktıklarında ise bir yerli onların üzerine bumerang atar. Dört kafadarlar bu gizemi çözmeye çalışacaklar. Güvenilir görünene güvenme, güvenilmez görünene güven.
Kötülük Silahı BumerangThomas Brezina · Say Yayınları · 199722 okunma
Iskaladık hayatı
Puan vermedi·84 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:00
Onur Özkoparan Onur Özkoparan’ ın, “Her şeyi bırakıp gitmeyi düşünüyorum” isimli romanı Macit karakteri, ailesi ve mahalle arkadaşları üzerinden tutunamayan bir karakterin yaşamını mercek altına alıyor. Romanı okurken sık sık Hamlet’in o meşhur cümlesini işittim: “Ekonomi, Horatio, Ekonomi!” (Macit’in babası da ölü Danimarka kralı kadar tekinsiz.) Eser, Karnavalesk yapısı ve güvenilmez anlatıcısıyla renkli bir okuma deneyimi sunuyor. Macit’in çelişkili doğası ve kirli dili, sokaklarımızın zenginliğini ve yazarın gözlem gücünü ortaya koyuyor. Bu kadar kalabalık bir hikâyede isimleri akılda tutarken zorlansam da karakterlerin sıkışmışlıkları ve benzer dertleri buna takılmamı engelledi. Okurun yaşadığı kafa karışıklığının yazarın bilinçli seçimi olduğunu düşünüyorum. “Hayatım boyunca gerçekle rüyayı ayırt etmekte zorlandım” diyen Macit mi yoksa yazar mı diye düşündüm. Başıma sık gelen bir şey bu, rüyadan uyandığımda fiziksel bedenime alışmam uzun sürüyor. Rüyanın gerçekliği o kadar yoğun ki dünyanın varlığından ciddi anlamda şüpheye düşüyorum. Macit’in babası ve Hakkı Amca karakterleri aynı kişi mi olabilir mi karışıklığına düştüm mesela. Rüyada her şey mümkün çünkü. Sonra bu yaşlı adamların aslında toplumun ebeveyn temsilleri olduğuna karar verdim. Ve onları sembolik anlamda öldürmeden büyümek mümkün değil… Anne figürü üzerinden gösterilen evliliğe bağlı çaresizlik, her kadını toplumun beklentilerini sorgulamaya davet ediyor. Macit’in kadına bakışı hüzünlü. Sanata yaklaştığı, dikey hayata geçebildiği yer aslında ona şaşırarak baktığım yer. Konuşurken kirli bir dil kullanıyor ama öyle şiirler yazıyor ki “Ne çok küfretti” dediğim karaktere başka gözle bakmaya başlıyorum. Güvenilmez bir karaktere güvenme arzusu doluyor içime. “Leş gibi yalnızlık kokuyordum” kitabın en sevdiğim
Edebiyat & Roman
Her Şeyi Bırakıp Gitmeyi DüşünüyorumOnur Özkoparan · Mahal Edebiyat · 202514 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·320 syf.··
2026 30. kitabı
Çalan bir gün adalet için, döven bir gün şefkat için yalvarır! Piyon deyip geçme, gün gelir şah olur! Şaha da fazla güvenme, gün gelir mat olur! Ömer Hayyam Ömer Hayyam'a olan hayranlığımı bir kez daha arttıran okuması çok keyifli bir kitap.
Edebiyat
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,9bin okunma
Örneklerle Kolay Ekonomi
9/10
·192 syf.··
2026 28. kitabı
Verilen örneklerle ekonomi kavramları teker teker anlaşılır bir şekilde açıklanıyor.Ekonominin birden çok etmeni olduğu,görünmeyen kısımlarının fazla olduğu , hayatımıza birçok yönden etki ettiği açık ve anlaşılır bir şekilde işlenmiş.Ayrıca bölüm aralarında özlü sözler bölümü çok hoşuma gitti.”Güvenmediğin adama iş verme ,iş verdiğin adama güvenme “ en beğendiğim söz oldu.Mahfi Hocamıza teşekkürler..
Örneklerle Kolay EkonomiMahfi Eğilmez · Remzi Kitabevi · 20153,326 okunma
Her Sabah Sıfırdan Başlayan Bir Kabus
7/10
·376 syf.··
2026 66. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kurgusu sizi içine çeker ama hissettirdiği o yoğun klostrofobik atmosfer yüzünden okurken nefesinizi tuttuğunuzu fark edersiniz. S. J. Watson ’ın Uyuyana Kadar romanı benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Baştan söyleyeyim: Bu kitap herkesin rahatlıkla okuyabileceği, sakin bir gizem hikayesi değil; ciddi anlamda tekinsiz, gerilimli ve yer yer insanı psikolojik olarak çok rahatsız eden bir yapıya sahip. Eklemek İstediğim Önemli Bir Not: Kitabın genelinde beni hikayeden ve karakterlerden ciddi anlamda uzaklaştıran, okuma keyfimi kaçıran bazı detaylar vardı. Özellikle aralara serpiştirilmiş olan ilişki sahneleri bana hem çok gereksiz hem de anlatım tarzı olarak çok vıcık vıcık geldi. Bu sahnelerin hikayeye hiçbir katkısı olmadığı gibi, zaten var olan o tekinsiz ve sapıkça atmosferi iyice katmerlemiş. Açıkçası bu detaylar ve kitabın aşırı doz gerilimli yapısı beni çok huzursuz etti. Benim gibi bu tarz sahnelerden ve aşırı bunaltıcı, rahatsız edici ilişkilerden hoşlanmayan okurlar için kesinlikle tavsiye etmeyeceğim bir kitap hiç olmasın demiyom olsun ama şeyini çıkarmadan. Ne Anlatıyor? Ana karakterimiz Christine, her sabah hiç tanımadığı bir yatakta, tanımadığı bir adamın yanında uyanıyor. Aynaya baktığında ise beklediğinden çok daha yaşlı bir yüzle karşılaşıyor. Yanındaki adam, onun kocası Ben olduğunu ve geçirdiği büyük bir kaza yüzünden her gece uyuduğunda hafızasının sıfırlandığını söylüyor. Christine, her gün hayatını bu yabancı adamdan yeniden öğrenmek zorundadır. Ancak bir gün, doktorunun yönlendirmesiyle gizlice tuttuğu günlüğü bulur ve ilk sayfada kendi el yazısıyla yazılmış o tüyler ürpertici notu görür: "Ben'e güvenme." Bu Kitap Neden Herkese Göre Değil? (Rahatsız Edici Unsurlar) Kitabı okurken bazı okurların (ve benim de yer yer) neden çok
İnceleme
Uyuyana KadarS. J. Watson · Doğan Kitap · 2012852 okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 10:23
Freida McFadden yazarın Hizmetçi serisinin ikinci kitabını bitirdim Arkadaşlar, arkanıza yaslanın çünkü bugün sizi dışarıdan kusursuz görünen ama kapısı kapandığı an tam bir kabusa dönen o lüks çatı katına götürüyorum..." Herkes ilk kitaptaki olaylardan sonra Millie’nin akıllandığını, uslu uslu oturup sadece temizlik yapacağını düşünüyordu değil mi? Ama söz konusu Millie ve onun o inanılmaz adalet duygusu olunca, tehlikeyi paratoner gibi çekmesine şaşmamak gerek! Kitap daha ilk sayfalardan itibaren o tekinsiz atmosferi içinize öyle bir üflüyor ki, okurken "Yine bir şeyler dönüyor ama dur bakalım" demekten kendinizi alamıyorsunuz. O zengin, kibar iş adamı Douglas’ın "Karım çok hasta, odasından hiç çıkmıyor, sakın oraya girme" dediği an, zaten hepimizin kafasında o kırmızı alarmlar çalmaya başladı, yalan yok! O kilitli kapının ardında hıçkırarak ağlayan bir kadın, çamaşırlardaki gizemli kan lekeleri... İnsan okurken çıldırıyor, "Millie aç şu kapıyı artık!" diye sayfalara bağırmak istiyorsunuz. Ve Freida McFadden yine yapıyor yapacağını! Tam "Tamam ya, olayı çözdüm, kesin yine adam kadına eziyet ediyor" dediğiniz anda hikaye öyle bir viraj alıyor, karşınıza öyle bir ters köşe çıkarıyor ki... Kelimenin tam anlamıyla ağzınız açık kalıyor. İlk kitaptaki o klostrofobik, gerim gerim geren hava burada yerini çok daha büyük bir akıl oyununa bırakmış. Eğer psikolojik gerilim seviyorsanız, "Hiç kimseye, ama en çok da en masum görünene güvenme" temasını iliklerinize kadar hissetmek istiyorsanız bu kitabı kesinlikle listenize alın derim. Ben okurken resmen yerimde duramadım, tırnaklarımı yiyerek bitirdim!
Edebiyat
Hizmetçinin SırrıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20237,4bin okunma