Bir yığın aynadan bir kâinat içinde yaşıyor ve hepsinde kendisinin bir başka çehresi olan Nuran’ı görüyordu. Ağaç, su, aydınlık, rüzgâr, Boğaz köyleri, eski masallar, okuduğu kitap, gezdiği yol, konuştuğu ahbap, başının üstünden geçen güvercin, sesini duyduğu ve cüssesi, rengi, hayat nasibi ne olduğunu bilmediği yaz böcekleri, hep Nuran’dan gelen şeylerdi. Hepsi ona aitti.
Gözyaşlarıyla yıkamaya gittim
Hasret dolu buse'nin dağladığı yeri dudaklarımdan...
Gittim, yarım kalmak için bu şarkıda,
Gittim, söylenmeyen şeylerle şerefimi kurtarmaya...
~Furûğ-i Ferruhzâd