İslâm kültüründe yazılan bütün eserler, bir kitabı ve bir insanı izah edebilme gayretinin mahsûlüdür. O kitap, Allah'ın kelâmı Kur'ân-ı Kerîm; o insan da Allah'ın Habibi Efendimiz'dir.
O'na ﷺ salât-ü selâm'da bulunmak o kadar ehemmiyetli bir ameldir ki, yalnız Allah'a tahsis etmemiz gereken bir ibâdet olan namazlarımızda bile Yüce Rabbimiz, Habîbi'ne selâm vermemize izin vermiş ve hattâ istemiştir. Nitekim namaz içinde tahiyyat esnasında:
"es-Selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahme-tullâhi ve berakâtüh." diyerek "Ey Nebiyy-i Ekrem! Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi Sen'in ﷺ üzerine olsun." şeklindeki selâm verişimiz, namazımızı bozmamaktadır. Halbuki bir başkasına namazda selâm verecek olsak, namazı iade etmemiz gerekecektir.
Allah Teala, Habibi Hz. Muhammed’e (s.a.v), fani dünyanın peşine düşen, yakîninin zayıf, cehaletinin çokluğundan dolayı tövbeyi geciktiren ve ileride mağfirete ulaşacağını uman kimselerden yüz çevirmesini emretmiş ve onların sıfatlarını şöyle açıklamıştır:
“Onlar ayetlerimizi tahrif karşılığında adi dünya malını alırlar ve “nasıl olsa affa nail oluruz” derler.”
Sayfa 441 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Rabbimiz; bizlere zürriyetimizden göz nûru, hayrulhalef evlâtlar nasîb eylesin.Nesillerimizi, Allah'a hakkıyla kul ve Habîbi'ne lâyıkıyla ümmet olabilecek kıvamda yetiştirmeyi; böylece takvâlı bir topluma erişmeyi müyesser eylesin.Bizlere; arkamızdan sadaka-i câriye mâhiyetinde yaşayacak ve amel defterlerimizi kıyâmete kadar sevaplarla dolduracak, sâlih nesiller; hayırlı talebeler ve faydalı eserler bırakabilme nimetini lütuf ve ihsan buyursun.