《 B Ü Y Ü C Ü 》
2/10
·688 syf.··
2026 28. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 12:53
Bu kitabı okurken, "Gereksiz bir kitap okunmasın ve okutturulmasın" diye düşündüm. Aslında düşüncemin çok değiştiğini de söyleyemeyeceğim. Elbette kitabı okurken kişisel farklılıklar vardır. Farklı bakış açıları dolayısıyla farklı dersler çıkaranlar da olmuştur. Lakin ben sevmedim. Kitabın sonunda hayvanlaşmış baş karakterimiz Nicholas Urfe'ye ne olacak diye merak ettiğimden sonuna kadar devam ettim. Yaptıklarından dolayı güzel bir hayat tokadı yediğini görmek de içime büyük bir su serpti. Ama yine de böyle bir kitaba vakit ayırmak istemezdim. Biliyorum yazarlar bazen hayatın farklı noktalarındaki insanları anlatırlar. Yazarın niyetini bilmediğim için de ona olumsuz bir şey söyleyemeyeceğim. Ama duyguları (benimki öfkeydi) harekete geçirmede başarılı olduğunu söyleyebilirim. Modern dünyamızda kadınlardan(erkeklerden hiç duymadım belki vardır bilmiyorum) çok sık duyulan bir şikayet vardır; ilişkilerde kadının ruhunu anlamadan tanımadan onun bedenine sahip olmak isteyen hayvanlaşmış bazı erkeklerden bahsederler. Hatta hayvanlaşmış demek de doğru değil çünkü hayvanın aklı olmadığı için onun fıtratıdır bu düşünce, ama insanın aklı ve iradesi vardır. Dolayısıyla böyle insanlara hayvandan daha aşağı olan esfel-i safilin üyesi demek daha doğru olur. İnsan ilişkilerinde bedensel haz bir sonuçtur. İnsan öncelikle karşısındaki insanın ruhunu, karakterini, yaşamını merak etmeli, tanımaya ve anlamaya çalışmalıdır. Elbette Rabbim insanlarda arzuyu yaratmıştır ama bu arzunun sınırlılıkları vardır. İslamiyet için bu helal bir daire olmalıdır. İnanmayanlar için de ilişkilerde insanlık kıyafetine uygun olan karşı tarafın önce ruhunun tanınmasıdır. Victor Hugo ne güzel söyler: Sadece bedenleri, şekilleri, görüntüleri sevenlere ne yazık! Ölüm her şeyi yok edecek. **Ruhları
Roman
BüyücüJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 20242,736 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Herkese selam, öncelikle bu kitabı okumak için biraz geç kalmış gibi hissediyordum. Çünkü bir zamanlar çok popülerdi, ben de o zaman almıştım ama rafımda duruyordu. Ve dedim ki ben bunu neden okumuyorum? Kitaba başlarken ilk sayfaları sıkıcıydı. Neden bilmiyorum ama bir önyargı ile yaklaştım ve hiç sarmayacakmış gibi hissettim. 30. Sayfalardan sonra işler değişti. Hep bir anda aşırı hızlı akmaya başladı. Yer yer sıkıldığım kısımlar yine oldu ama konusu o kadar içine çekti ki hızlı hızlı okudum. İçeriği ve konusu o kadar güzeldi ki.. kısaca bahsetmem gerekirse: Alice Sun diye bir ana karakterimiz var. Kendisi Çin'in en önde gelen okullarından birisi olan Airington'da yarı burslu bir öğrencidir. Kendisi okulun en başarılı iki öğrencisinden birisidir ve tek yarı burslu öğrencidir. Yıllardır kendisine ezeli rakip olarak gördüğü Henry ile birinciliğini paylaşmaktan çok sıkılmıştır. Bir gün yine Henry ile ödül paylaştığı bir ödül töreninden çıkarken aniden görünmez olduğunu fark eder. Buna bir çare ararken bir yandan orta durumlu ailesi zengin ve soyluların rahatça erişebildiği bu okulun masraflarını artık karşılayamaz duruma gelir. Okulunu bırakmak istemeyen ve görünmezliğiyle başa çıkmaya çalışan Alice, akademik rakibinden bu konuda yardım ister. Görünmezliğini kullanarak okuldaki en ulaşılamaz kişilerin bile sırlarına erişebileceği bir konuma gelir. Öncelikle Alice tamamen bendim. Uzun süredir bir ana karakterde kendimi böylesine görmemiştim. Akademik başarı açısından mükemmel olmaya çalışması çünkü bunun elindeki tek kozu olmasını iliklerime kadar hissettim. Çünkü herkes kendisinden binlerce adım önde. Birisinin model olan bir annesi, diğerinin ona miras olarak bir şirket bırakacak babası var. Alice nihayetinde Henry ile aynı ödülü alsa da aynı değeri ve övgüyü
Eğer Beni GörebilseydinizAnn Liang · Olimpos Yayınları · 2023639 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:02
Bugün size, sayfalarını çevirirken boğazımın düğümlendiği, gerçek yaşam öykülerinden uyarlanan etkileyici bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Türk Damarı, Alim Serkan Cesur'un gerçek bir hayat hikâyesinden uyarladığı tarihî bir romandır. Kitapta Osmanlı'nın son dönemleri, Balkan Savaşları, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı anlatılır. Hikâyenin merkezinde, vatanı için yıllarca cepheden cepheye savaşan Hamit Çavuş vardır. Savaşın yalnızca cephede değil, aileler üzerinde de bıraktığı acılar anlatılır. Gerçek fotoğraflar ve belgelerle desteklenen kitap, vatan sevgisi, fedakârlık ve bağımsızlık mücadelesini etkileyici bir şekilde işler. Hamit Çavuş, yaklaşık 11 yıl boyunca Balkan Savaşları, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'nda görev yapar. Açlık, hastalık ve yokluk içinde mücadele eder, birçok arkadaşını şehit verir ama vatanını savunmaktan vazgeçmez. Savaşın ardından köyüne dönerek mütevazı bir hayat sürer. Onun hikâyesi, Türk askerinin cesaretini, fedakârlığını ve vatan sevgisini temsil etmektedir. Savaşın sadece zaferlerini değil; açlığı, yokluğu, esareti ve verilen büyük fedakârlıkları da tüm gerçekliğiyle hissettiriyor. Bugün özgürce üzerinde yaşadığımız bu toprakların hangi bedeller ödenerek kazanıldığını hatırlatırken, hak ettiği değeri görememiş kahramanlara da vefa niteliği taşıyor. Tarihî roman ve belgesel türünü sevenler için etkileyici ve düşündürücü bir eser.
Türk DamarıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 202624 okunma
Heyyttt,var mı bana yan bakan :))))
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
SAYILI FIRTINALAR "Eski İstanbul Kabadayıları" REFİ CEVAD ULUNAY Sayılı Fırtınalar Refi Cevad Ulunay'ın Türk edebiyatında ve yakın tarih kitaplığında çok özel bir yere sahip olan, adeta bir "İstanbul folkloru" belgeseli niteliğindeki eseridir. Kitap, tarih kitabı ile roman arasında durur. Olayların önemli bir kısmı hakiki kişiler ve vakalardan beslenir; ancak Ulunay bunları roman tekniğiyle anlatır. Bu yüzden eser, tarihçiler tarafından tek başına belge olarak değil, dönemin sosyal hayatını anlamaya yardımcı bir tanıklık metni olarak değerlendirilir. Bir nostalji sever olarak, eserdeki İstanbul'un mekan hafızası beni en çok etkileyen yönlerden biri oldu.Kahvehaneler, meyhaneler, Direklerarası, arka sokaklar, tulumbacılar, zaptiyeler... Bugün büyük ölçüde kaybolmuş bir şehir kültürü adeta canlı bir dekor gibi anlatılırken ben de adeta içinde yaşadım. ***** Ulunay, bu kitapta Osmanlı'nın son dönemindeki İstanbul kabadayılık müessesesini anlatır.Yazarın bizzat şahit olduğu, dinlediği ya da içinde bulunduğu eski İstanbul sokaklarının yazılı olmayan kanunlarını kayda geçirir. Zincirleme bir hikaye anlatımıyla Abdülhamid döneminin son yılları ile Meşrutiyet İstanbul'unun yeraltı dünyasını ve sosyal hayatını resmeder. Sayılı Fırtınalar, bugün tamamen yok olmuş bir İstanbul alt kültürünü, o kültürün kendine has kodlarını ve insan tiplerini birer belge gibi günümüze taşıyan emsalsiz bir kaynaktır. Üsküdar'da sahafın vitrinde görüp hemen alıp keyifle okuduğum bir eserdir. Yeni basımı var mı bilmiyorum. Merak edersiniz sahaflardan temin edebilirsiniz. Gelelim esere... Kitap, önce kabadayılık, racon gibi kavramları açıklayarak başlıyor. Ardından anlatı, dönemin ünlü kabadayılarından Arap Abdullah'ın karıştığı 'Direklerarası Cinayeti' ile devam ediyor. (Güzel
Tarih
Sayılı FırtınalarRefi Cevad Ulunay · Bolayır Yayınevi · 197361 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 37. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:55
Aziz Bey Hadisesi | Ayfer Tunç “Ve anladı ki hayatı tümüyle bir yanılgıymış.” Ayfer Tunç, bu kısa ama etkisi uzun süren eserinde bir ömrü birkaç sayfaya sığdırmayı başarıyor. Gururun, yanlış seçimlerin, pişmanlıkların ve geç kalmış farkındalıkların insan hayatını nasıl şekillendirebildiğini Aziz Bey üzerinden etkileyici bir şekilde anlatıyor. Ömrü yanılgılarla geçen, sürekli yanlış kararlar veren ve her seferinde burnunun dikine gitmeyi seçen Aziz Bey, hikâyenin başlarında beni üzmüş olsa da sayfalar ilerledikçe ona acımaktan vazgeçtim. Çünkü yaşadığı birçok kırgınlığın ve yalnızlığın ardında, kendi tercihleri ve inatla sürdürdüğü hataları vardı. Gençlik yıllarında büyük bir aşkla peşinden gittiği kadın için ülkesini ve ailesini terk eder; ancak ne beklediği karşılığı bulabilir ne de geri döndüğünde bıraktığı hayatı yerinde bulur. Ailesinden geriye kalan tek şey tamburudur. Bir süre dilini bile bilmediği Beyrut'ta meyhanelerde tambur çalarak yaşamını sürdürür. Fakat yaşadığı onca hayal kırıklığına rağmen hiçbir zaman kendisiyle gerçek anlamda yüzleşmez ve her defasında aynı hataları tekrarlamaya devam eder. Özellikle evliliği boyunca eşi Vuslat'ı görmezden gelişi, ona hak ettiği sevgiyi ve değeri veremeyişi beni en çok sinirlendiren noktalardan biri oldu. Babasına benzemeye başladığını fark ettiği an değişeceğini düşünsem de yine gururu ve egosu ağır basıyor. Ancak iş işten geçtikten sonra gelen pişmanlık, yıllarca görmezden geldiği gerçekleri yüzüne vuruyor. Kısa olmasına rağmen derin bir etki bırakan bu hikâye, bazen insanın en büyük düşmanının kaderi değil, kendi seçimleri olduğunu hatırlatıyor.
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma
8/10
·312 syf.··
2026 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 02:52
Gece Açan Çiçekler Tarık Tufan’ın kalemi beni her kitapta biraz daha kendine hayran bırakıyor. Sayfalar arasında kaybolurken saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorum. Kitap bittiğinde ise geriye, uzun süre etkisinden çıkamadığım o tanıdık boşluk hissi kalıyor… Halide… Ah, benim üzümlü kekim… Zorba bir annenin en büyük kızı. Kardeşleri Zeliha, Nihal ve Cihangir’e yalnızca ablalık değil, sevgisiyle annelik etmiş bir kadın. Ama hayat onun için de merhametli davranmıyor. Canfeda Konağı’nda tam on altı yıl boyunca yalnızlığa mahkûm kalıyor. İçindeki kırgınlıklar, yarım kalmışlıklar ve susturulmuş acılarla birlikte sadece bekliyor… Ta ki bir gün bütün kardeşler aynı çatı altında buluşup yıllardır saklanan hikâyelerini ortaya dökene kadar. Dışarıda İstanbul’u kasıp kavuran büyük bir patlama ve kaos hüküm sürerken, konağın duvarları arasında yaşananlar dışarıdaki yangından çok daha yakıcı. Peki bütün bu mutsuzlukların, kırgınlıkların ve yarım kalan hayatların asıl sorumlusu kim? Tam her şeyi anlamaya başladığınızı düşündüğünüz anda hikâye sizi Osmanlı dönemine götürüyor. Derviş Ali ve Handan’ın hikâyesine… Peki bu iki insanın yolları nasıl kesişiyor? Handan Hanım’ın tablosunun Canfeda Konağı’nda asılı olması gerçekten bir tesadüf mü? Katman katman açılan, açıldıkça yeni sırlar ortaya seren; kimi zaman gözlerimi dolduran, kimi zaman da beni hayretler içinde bırakan bir roman oldu. Tarık Tufan kelimeleri öyle ustalıkla kullanıyor ki bazı cümleleri dönüp dönüp yeniden okumak istedim. Altı çizilesi satırları, etkileyici finali ve insanın içine işleyen atmosferiyle çok sevdiğim kitaplardan biri oldu. Eğer hâlâ Tarık Tufan okumadıysanız, mutlaka onun dünyasıyla tanışmanızı öneririm. Altını Çizdiklerim “Aslına bakılırsa kıyamet meleği epey gecikmişti; çünkü insan kendi
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma