Önce yobazlığı tanıyacaksınız. Sonra da dünyadaki yobazlıklar ile başlayacaksınız. Garaudy'nin her fikrine katılmayabilirsiniz ama yobazlıklara olan bakışına katılmak isteyeceksiniz.
Doğrudur felek bugün bizi rüsvay eyledi
Amma hey! Sen sen ol tenhada elime geçme
Anam Daniela ismiyle müsemma değil
Yan der bana, yan ama besmelesiz su içme
Bilmem Şili’de devrim – – generaller gecesi
Uğul uğul konuşan yavşaklardan haz etmem
Sigortalı bir iştir başladım hem vatandır
Zurnanın son deliği varsın olsun ar etmem
Otuz yıl kurşun aktı tek şair ses etmedi
Müstesna götlerinde alelusul rahatlık
Baktım tarih herkesi haklamış bana gelmiş
Bendim ve arkadaşlar – – yıllar boyu kan aktık
Bendim ve arkadaşlar. Varsıl değil, bey değil
Bık bık etti Ankara – – generaller gecesi
Baktık ki omzumuzda kıldan keskin bir urgan
Türkiye ağır yüktür bilmeyen ne bilesi
Balkona bayrak astım sonra öptüm ve sustum
Benim balkon Tuna’ydı, Bağdat’tı hem Mohaç’tı.
Amasyalı hey dedim sana kaldı fütühat
Hoşgeldine geldiler çoğunun karnı açtı
Türkiye ağır yüktür kemiği çatırdatır
Kırılan kirişleri Dağlıca’da biz tuttuk
Aktütün’de, Eruh’ta, varsıl değil bey değil
İnledik derin derin İstanbul’u uyuttuk
Kimi zaman, belli belirsiz bir takım kıpırtılar geziniyor bu dağlarla fıçıların arasında sanki; yavaşça eğilir, bir ağırlığı kaldırır, başka bir yere götürüp bırakır ve doğrulur gibi yapıp, ya da insana bunları düşündürecek şekilde oradan oraya sıçrayıp ansızın duruyorlar. Ama, sokaktan gelip geçenler görmüyor bu kıpırtıları. Bu kıpırtılar şöyle dursun, kendi kıpırtılarını bile görmüyorlar hatta, kendi kıpırtılarını bile duymuyorlar, kendi kıpırtılarını bile tanımıyorlar ve kollarını birbirlerinin omuzlarına atarak, birbirlerini itip kalarak, birbirlerini plastik çiçeklere baka baka körelen ellerle okşayarak, ya da aynı sokakta oldukları hâlde birbirlerinden kilometrelerce uzak durarak, yan yana, art arda, yürüyüp yürüyüp gidiyorlar.
İslâmi moda ya da tesettür dergilerinde sunulan/reklam edilen ürünler -binlerce avroluk takılar, pahalı ve haute couture kıyafetler- örtünmek için değil 'sergilenmek' içindir. Kamusal alan kavramı, siyaset literatüründe devlete ait olanı, kadın araştırmaları bağlamında ise evsel alanın dışında kalan alanları -özellikle de çalışma/üretim faaliyeti içinde olma anlamında- ifade ediyordu. Bugünse, eşinin servetini/statüsünü/sınıfını göstermek üzere giyinmesi ve bunu kamusal alanda sergilemesi beklenen bir Müslüman kadın imgesi ortaya çıkmaktadır. Bu noktada Veblen'in kadının tarihi boyunca kendi adına davranan bir varlık olmadığı tespitine gönderme yapmak gerekir. Ona göre kadın, kocasının statüsünü gösterenidir. Dolayısıyla, bedensel iş yapmasına izin vermeyecek kıyafetleri giymesi ölçüsünde, efendisinin statüsünü o denli başarıyla göstermiş olacaktır. İslâmi moda dergilerinin oluşturmaya çalıştığı kadın imajı, aktif bir siyasi ve toplumsal özneye, kendi yapıp ettikleriyle sosyal alanda var olan ve onu dönüştüren etken bir varlığa değil, kocasının statüsünün göstereni olan, özgürlükten yoksun, edilgen bir varlığa gönderme yapmaktadır.
Alev Erkilet