Şeytan, iradesizliğimize, korkularımıza ve kaçışlarımıza uydurduğumuz bir kılıftan ibaret. Kitap bize açıkça şunu söylüyor: Şeytanı uzakta aramaya gerek yok, o bizzat içimizde.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,2bin okunma
Tüm hikayeyi bir paragraf ile alıntılamam gerekirse;
"Biliyordum ki, Efruz Bey yalnız «şifahi bir muharrir» değil, aynı zamanda şiirsiz meşhur bir şâir, esersiz meşhur bir dâhi, ilimsiz meşhur bir âlimdir. Kanatsız kuş, kanbursuz deve, gagasız leylek gibi bir harika... Ansiklopedik münekkitliğiyle metascientifique icazı da üstüne caba... İlmi de alenen inkâr eder. Bir takımlarının «Tahaddüs» diye lisanımıza geçirmelerine rağmen halkın, muhterem avamın «işkembe-i kübra» terkibiyle tercüme ettiği «intuition» onun tükenmez bir hazinesidir... Önüne gelene: «Ben ilim falan tanımam. Mantık, usul falan hepsi efsanedir! Yaşasın intuition! Her mesele işkembe-i kübra ile halledilir» der. Dünyanın hiç bir tarafında bir eşine daha tesadüf ihtimali olmayan bu kadar orijinal bir dâhinin mektubunu nasıl merakla, nasıl şevk ile, nasıl heyecanla okuduğumu tasavvur ediniz."
Okurken oldukça eğlendim; Efruz Bey'i ve dahi diğer karakterleri kah tanıdığım birilerine benzettim, kah hallerine üzüldüm, güldüm.
Mizah, hiciv, kinaye...
Gönül doyuran bir eser.
Efruz BeyÖmer Seyfettin
Elimden düşürmeden okuduğum bir kitap oldu, din tarihi anlatımının sorgulanması kadar sevdiğim bir diğer şey ise Saramago’nun zaman akışında oynayarak Kabil’i zamanda bir ileri bir geri götürmesiydi, kitabın akışı bence bu kadar referansa rağmen hiç bozulmadan ilerliyor. Kitabın merkezi temalarından bazıları ilahi adalet anlayışının sorgulanması, kazananın tarih anlatısı algısının sorgulanması ve genel olarak dini figürlerin provokatif bir şekilde ele alınması. Bahsi geçen kişi ve olaylara kutsal gözüyle bakmak yerine mitolojik anlatı olarak bakıldığında çok keyifli bir yeniden ele alış biçimi. Zaten kitap kurgu olduğu için buna kutsal değerlere hakaret gözüyle bakmamak da gayet mümkün. Yorumların üzerine Han ve Nuh’la ilgili ensest kısmı araştırdım, Eski Ahit’te çok örtük bir şekilde anlatıldığı için çeşitli dönemlerde bu olayı böyle yorumlayan teologlar da varmış. Saramago’nun anlattıklarının gerçekliği yönünde bir iddiası zaten yok, ama hiç araştırmadan yazıyor diyenlerin belki biraz daha çeşitli kaynaklardan faydalanması gerekiyordur.
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
"Direnmek yaratmaktır" düşüncesiyle yol alırım bu düşüncemin felsefi zeminde ifade edilişinin konu alan bir kitabin varlığından haberdar olunca okumak istedim.
Bana dayatılan ya da kaderin karşıma çıkardığı her ne varsa yenilmek ,pes etmek yerine direnmeyi secenlerdenim. Sabretmenin tepkisiz ve etkisiz kalmak degil diri kalarak dayanabilmek oldugunu düşünürüm. Kendi duruşumu yaşama yansıtmanın yolu direnmektir. Böylece hayata kendi dokunuşu mu yapmış olurum.
22 Haziran 1919 da Amasya Genelgesinde yer alan
“Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
M. K. Atatürk
Bu söz benim yol göstericim olmuştu. Beni ayakta tutacak olan benim azim ve kararlılığımdı. Dayanıklılık başlangıçta aklıma gelmeyen yeni ufuklar açılmasına da neden olduğunu gözlemledim yolculugumda. Bunun bana hediyesi ne? diye sorarım köşeye sıkıştığımda
Kitaba gelirsek;
Kitabın Arka Kapaktan bir bölüm aktarmak istedim.
"Son on, yirmi yıldır dünyada kapitalizme karşı alttan alta gelişen saldırı hareketini "küreselleşme-karşıtlığı"yla ifade etmek ya da bununla sınırlamak yeterince açıklayıcı olamamaktadır. Direnmek, Yaratmaktır’da filozof Miguel Benasayag ile gazeteci Florence Aubenas, çeşitli örneklerden yola çıkarak bu hareketin özgün bir analizini sunuyorlar.
Filozof Gilles Deleuze de "Yaratmak direnmektir" diyerek sanat ve felsefe ile otoriteye ve tekdüzeliğe karşı en güçlü direniş biçimi olduğunu vurgulamış.
"Bir kadın, 'Beni içine kapattığınız rolde baktığımda sistemi berrak bir şekilde görüyorum, ' dediğinde; yana doğru bir adım atmış olur. Onun söylemi tümelleşir . Tekilligine rağmen ya da daha dogrusu bu tekillik sayesinde, tüm insanlığın içinde yansıdığı bir ayna haline gelir..
....
'Sizin durumunuzu bir yana koyalım, dünyanın bütünü için ne düşünüyorsunuz?'
“Onu elinde tutanı aydınlatan bir mumdur tecrübe.”
Kimler sever: Derin anlamlar arayan, sembolik anlatımları sevenler
Kimler sevmez: Her şeyi açık açık anlatan, uzun romanlar bekleyenler
Fransız iş adamı, Çin’e yaptığı bir iş gezisinde otelin tuvalet görevlisi Bayan Ming ile tanışır. Bayan Ming, sohbetlerinde on çocuğundan bahseder. Ama Çin’de tek çocuk yasası vardır…
Tek bir yasa, milyonlarca hikâyeyi susturabilir mi? Aile olmana bile karışan bir sistem ve kalabalık aile düşleyen bir kadın. Kısacık ama düşündüren, sarsan bir hikâyeydi. Schmitt, “gerçek nedir?” diye sormuyor sadece, “inançla yarattığın şey de bir gerçek olabilir mi?” diye fısıldıyor. Kat kat açılan küçük lahanam
Kitap, yazarın bakış açısından Ehl-i sünnet anlayışına karşı olduğunu düşündüğü kişi ve akımları; kaynaklar, alıntılar ve çeşitli deliller eşliğinde ele alıyor. Okurken dinî meselelerde araştırmanın, okuduğunu sorgulamanın ve uyanık olmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha düşündüm. Bana göre, hak ile bâtıl mücadelesi tarih boyunca hiç bitmedi, bundan sonra da bitmeyecek. “Ebu Cehil’in zihniyeti” olarak ifade edilen tavrın farklı şekillerde her dönemde ortaya çıkabileceğini düşündüm. Bu sebeple, Peygamber Efendimizin sünnetine sımsıkı sarılmanın ve güvenilir kaynaklardan ilim öğrenmenin önemini bir kez daha hissettim. Benim için rehber niteliğinde, üzerinde düşünmeye sevk eden faydalı bir eser oldu.