Emir

Günümüz kültürünü tanımlayan, ötesiliğin uzaklığı değil mekan-zaman yan-yanalığının yakınlığıdır. Küreselleşmenin özünü çokluluk veya ötesilik değil hiperlik (akümülasyon, ağa bağlanma ve yoğunlaşma) tanımlar.
Sayfa 62 - Ketebe Yayınevi·Kitabı okudu
Sosyoloji
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Emir

, bir kitap okudu
9/10
·112 syf.·
Beğendi
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 22:41
·
2026 1. kitabı
Byung-Chul Han
8.3/10 · 86 okunma
Dijitalleşme süreciyle birlikte, madde farkındalığımızı [Ma­terialbewusstsein] büsbütün kaybettik. Dünyanın yeniden romantikleştirilmesi, onun yeniden maddeselleştirilmesini gerektirir. Maddeyi ölü ilan ettiğimiz ve dünyayı sadece bir kaynak olarak gördüğümüz için yeryüzünü bu kadar acıma­sızca sömürüyoruz. “Sürdürülebilirlik” tek başına, dünyayla ilişkimizi kökten değiştirmeye yetmez. Bunun için dünyaya ve maddeye dair bambaşka bir anlayış gereklidir. Amerikalı filozof Jane Bennett, Canlı Madde: Şeylerin Politik Ekolojisi adlı kitabında, “ölü ya da tamamen araçsallaştırılmış madde imgesinin, insan kibrini ve dünyayı yok eden fetih ve tüketim fantezilerimizi beslediğini” öne sürer. Öyleyse ekolojinin öncelikle, maddeyi canlı olarak deneyimleyen yeni bir madde ontolojisine ihtiyacı vardır.
Sayfa 103 - Ketebe Yayınevi·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Dünya emre amade, tüketilebilir nesnelerden oluştuğu zaman onunla ilişkiye geçmemiz mümkün değildir. Enformasyon­larla ilişki kurmamızda aynı derece imkansızdır. İlişki kendi başına bir karşıyı [Gegenüber], bir karşılıklılığı, bir Seni şart koşar: “Sen diyen kimse bir şeye sahip değildir, elinde hiçbir şey yoktur. Fakat bir ilişki içindedir.” Emre amade, tüketile­bilir nesne bir Sen değildir, bir Odur [Es]. Eksik olan ilişki ve bağ ciddiye alınması gereken bir dünya fakirliğine yol açar. Tam da dijital nesneler selinin, dünyanın kaybedilmesi gibi bir sonucu vardır. Ekran dünya ve gerçeklik bakımından çok fakirdir. Her tür karşıdan [Gegenüber], Senden yoksun biçim­de biz, kendi etrafımızda dönüp durmaktayız. Depresyon, hastalıklı biçimde artmış bir dünya yoksunluğundan başka bir anlama gelmez. Onun yaygınlaşmasında dijitalleşmenin de bir payı var. İnfosferler kendimize duyduğumuz ilgiyi kuv­vetlendirmekte. Her şey ihtiyaçlarımıza tabi olmakta. Sadece ötekinin yeniden hayata döndürülmesi bizi bu dünya yoksun­luğundan kurtarabilir.
Sayfa 59 - Ketebe Yayınevi·Kitabı okudu
Sosyoloji